Özgün Metin
Bilmez sırr-ı miyânını hayâlât Ehlî
Açmaz râz-ı lebin keşf ü kerâmât ehlî
Günümüz Türkçesiyle
1. Hayal ehli onun belinin sırrını bilmez; keşif ve keramet ehli de dudağının sırrını açamaz. (Kınalızâde'nin okuyuşuna göre ilk mısra: "Ehlî, o belin sırrını hayallerle bilemez.")
Edebî ve Tarihî Yorum
Divan şiirinde sevgilinin beli o kadar incedir ki görünmez, bu yüzden bir "sır" sayılır; ağzı da o kadar küçüktür ki yokluğa benzer ve bir "râz", bir gizem olarak anılır. Ehlî bu iki mazmunu tek beyitte birleştirir ve onları iki zümreye karşı koyar. Belin sırrını "hayâlât ehli", yani hayal kuranlar, şairler bilmez; dudağın gizemini "keşf ü kerâmât ehli", yani gizli şeyleri gören velîler bile açamaz. Beyit, şiir ile tasavvufun en derin bilgilerinin bile sevgilinin güzelliği karşısında yetersiz kaldığını söyler.
Mahlas mı, Redif mi
Beytin iki kaynağı bir noktada ayrılır. Kınalızâde'nin neşrinde birinci mısraın sonu "hayâlât Ehlî" diye büyük harfle yazılmıştır; bu okumada kelime şairin mahlasıdır ve beyit bir gazelin son beyti, makta olur. Beyânî'nin metninde ise iki mısra da "ehli" ile biter: "hayâlât ehli" ve "kerâmet ehli". Bu okumada "ehli" bir rediftir ve beyit iki zümreyi birbirinin karşısına koyan simetrik bir matladır. Beyânî'nin "Bilemez" ve "Açamaz" biçimleri de bu simetriyi güçlendirir. Kelimenin hem mahlas hem "erbab" anlamına gelmesi, şairin bu belirsizliği bilerek kurmuş olabileceğini düşündürür; mahlasın böyle ikili okunması, Gelibolu kıtasındaki "Ehlî dururken" sözünde de görülür. Burada Kınalızâde'nin metni esas alınmıştır.
Kaynakça
- Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü'ş-Şu'arâ, haz. Aysun Sungurhan, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 221. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55834,kinalizade-hasan-celebipdf.pdf
- Beyânî Mustafa, Tezkiretü'ş-Şu'arâ, haz. Aysun Sungurhan, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 36-37. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55835,beyani-tezkiresipdf.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






