Özgün Metin
Bagrumı yakdı dile nâr-ı mahabbet düşdi
N'ola âh eyler isem câna harâret düşdi
Seyr kıldum ten-i sîminini hammâm içre
'Arz-ı hâl eyledüm ol dil-bere halvet düşdi
Günümüz Türkçesiyle
1. Gönle sevgi ateşi düştü, bağrımı yaktı; ah edersem buna şaşılır mı, cana hararet düştü.
2. Hamamda onun gümüş tenini seyrettim; o gönül alana hâlimi arz ettim, çünkü baş başa kalma fırsatı (halvet) düştü.
Edebî ve Tarihî Yorum
"Düşdi" redifi iki beyitte iki ayrı işe koşulur. Matlada ateş düşer: sevgi ateşi gönle düşmüş, bağrı yakmıştır; âşığın ah etmesi de cana hararet düşmesinin doğal sonucudur. "Nâr" ile "harâret" ve "yakmak" arasında bir ateş tenasübü kurulur.
İkinci beyit sahneyi bir hamama taşır ve gazelin en canlı yeri olur. Âşık, hamamda sevgilinin "ten-i sîmîn"ini, gümüş gibi parlak bedenini görmüştür. "Halvet düşdi" sözü iki anlamla çalışır. Halvet, hamamda tek kişilik yıkanma bölmesinin adıdır; aynı kelime başkalarından uzak, baş başa kalmayı da anlatır. Âşık, halvette sevgiliyle yalnız kalma fırsatını bulduğu için ona "arz-ı hâl" etmiş, yani dilekçe sunar gibi derdini açmıştır. Arz-ı hâl kelimesinin divan ve mahkeme dilinden gelmesi, bir kadı-şairin kaleminden çıkan beyitte ayrıca yerini bulur.
Harâret ile halvet -et sesinde kafiyelenir; matlada kafiye mahabbet ile harâret arasındadır. Kınalızâde iki beyti "Diger" diyerek tek parça hâlinde verir. Gazelin geri kalanı bilinmiyor.
Kaynakça
- Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü'ş-Şu'arâ, haz. Aysun Sungurhan, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 221. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55834,kinalizade-hasan-celebipdf.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






