Özgün Metin

Seri kodum yoluna almadı cânân eline
Gideyin başım alıp ben dahî hicrân eline
Gözedür sâ'id-i sîmînini cümle uşşâk
Fukarâ cümle bakarsın şeh-i hûbân eline

Günümüz Türkçesiyle

1. Başımı onun yoluna koydum, sevgili onu eline almadı; ben de başımı alıp ayrılık ülkesine gideyim.

2. Bütün âşıklar onun gümüş bileğini gözetir; bakarsın, güzellerin şahının eline yoksulların hepsi bakmaktadır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Gazelin redifi "eline"dir ve iki beyit bu kelimenin üç ayrı kullanımı üzerinde gezinir. Matlada âşık başını sevgilinin yoluna koyar, sevgili onu "eline almaz". İkinci mısrada "başını alıp gitmek" deyimi devreye girer: başı kabul edilmeyen âşık, aynı başı alıp "hicrân eline", yani ayrılık ülkesine gidecektir. "El" kelimesinin hem el hem de yurt, memleket anlamı taşıması mısraın iki parçasını birbirine bağlar.

İkinci beyitte sahne bir saray kapısına benzer. Âşıklar sevgilinin gümüş bileğine bakmaktadır; şair onları ihsan bekleyen yoksullara, sevgiliyi de "şeh-i hûbân", güzellerin padişahına benzetir. Yoksulların padişahın eline bakması, sadaka ve bağış beklemenin bilinen bir ifadesidir. Burada beklenen bağış, sevgilinin bir lütfudur. Kafiye cânân, hicrân ve hûbân kelimelerindeki -ân sesidir.

Hüsameddin iki beyti tek parça hâlinde verir; aralarında başka beyit bulunup bulunmadığı bilinmiyor. Gazelin geri kalanı ve vezni kaynakta yoktur. Matladaki baş imgesi, Ehlî'nin Âşık Çelebi'de kalan "Zülfüñe ber-dâr olup" beytindeki darağacı ile aynı aileden gelir: iki beyitte de âşık kendi başını ya da gönlünü sevgiliye adanmış bir kurban gibi sunar.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar