Özgün Metin

Gel elim öp diyecek lûtf ile bana o melek
Dedim ey şâh-ı cihân kankı elindir öpecek

Günümüz Türkçesiyle

1. O melek lütfedip bana "Gel, elimi öp" deyince, "Ey cihan şahı, öpülecek olan hangi elindir?" dedim. (Soru iki türlü anlaşılabilir; yorumda.)

Edebî ve Tarihî Yorum

Bütün beyit kısa bir konuşmadan ibarettir. Sevgili lütuf gösterip âşığa elini öpmeye izin verir; âşık ise sevinmek yerine bir soru sorar: "Hangi elin öpülecek?" Sorunun yüzeyde bir saygı ifadesi olduğu söylenebilir, çünkü bir padişahın huzurunda el öperken hangi elin uzatılacağı merasime ait bir ayrıntıdır. Âşığı sevgiliye "şâh-ı cihân" diye seslendiren de bu merasim dilidir.

Fakat soru başka bir şeyi de ima eder. Divan şiirinde âşığın asıl dileği el değil dudaktır; elin öpülmesi, dudağın esirgenmesinin bir tesellisidir. "Hangi elin?" sorusu, öpülecek şeyin el olmasına itirazın naz ile söylenmiş biçimi gibi okunabilir. Bu ikinci anlam beyitte açıkça yazılı değildir; şiirin nüktesi tam da onu söylemeden hissettirmesindedir.

Beyit yalnız Hüsameddin'in seçtiği parçalar arasında bulunur, tezkirelerde yer almaz. "Diyecek" kelimesindeki gelecek zaman, sahnenin bir an sonra gerçekleşecek bir umut olarak kurulduğunu da düşündürür. Ehlî'nin başka beyitlerinde de sevgili bir hükümdar gibi anılır: "şâh-ı kerem", "şeh-i hûbân", "şeh-i mülk-i melâhat". Saray ve divan dilinden alınan bu unvanlar, ömrünü kadılık ve tayin beklemekle geçiren bir şairin şiirinde güzelliği de bir makam düzeni içinde görme alışkanlığını yansıtıyor olabilir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar