Özgün Metin
Düzd alur mansıbın i'lâsını dogru almaz
Biz dahî alır idik olsa bir uğru almaz
Günümüz Türkçesiyle
1. Makamın en yükseğini hırsız alır, doğru olan alamaz; hırsızın almadığı bir makam olsaydı onu biz de alırdık. (İkinci mısra iki türlü okunabilir; ayrıntısı yorumdadır.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Ehlî'nin şiirleri arasında aşk dışındaki konuya, makam ve mansıba en açık biçimde değinen beyit budur. Kurgunun dayanağı "doğru" ile "uğru" kelimeleridir. Uğru, eski Türkçede hırsız demektir ve sesçe "eğri"yi de çağrıştırır; "doğru" ise hem dürüst kişi hem de eğrinin karşıtıdır. Birinci mısra bir yargı koyar: en yüksek makamları "düzd", yani hırsız alır, dürüst olan alamaz. İkinci mısra bu yargıyı acı bir şakaya çevirir: biz de bir makam alırdık, ama hırsızın el atmadığı bir makam kalmamıştır.
İkinci mısraın sözdizimi kapalıdır. "Olsa bir uğru almaz" sözü "uğrunun almadığı bir makam olsa" diye okunabildiği gibi, "biz de bir uğru olsaydık alırdık" diye de anlaşılabilir; ikinci okumada şair dürüstlüğün kendisini mansıptan uzak tuttuğunu söylemiş olur. İki okuma da beytin şikâyetini değiştirmez.
Hüsameddin bu beyti Ehlî'nin şiirleri arasında başka bir açıklama yapmadan verir. Şairin, Ebussuûd Efendi'yi gücendirdiği için İçel'e gönderildiği ve Gelibolu kadılığının kendisine verilmediği düşünülünce beytin kişisel bir tecrübeden çıkmış olması akla yatar. Yine de bu bir bağlantı önerisidir; kaynak beytin hangi olay üzerine söylendiğini bildirmiyor. Gelibolu olayı için bu kategorideki Kıt'a 1'e bakılabilir; şairin hayatını Ehlî (Tayyibzâde Mehmed Efendi) yazısı anlatır.
Kaynakça
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 7, s. 373-375 (e-kitap s. 378-379). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page378.html
Çevrimiçi kaynaklar






