On sekizinci yüzyılın ortasında Amasya'ya kadılar gelip gitti, Taşâbâdîzâde Hacı Mehmed Emîn Efendi ise şehrin mahkemesinde kaldı: kâtiplikten başkâtipliğe yükseldi, defalarca şehrin naibi oldu. Babası, Erbaa yöresinden küçük yaşta Amasya'ya gelip üç kez Amasya müftüsü olan Taşâbâdî Hacı Hâfız Ahmed Efendi'dir. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar onu "âlim, fakîh, edîb, şâir, ta'lîk-nüvîs" diye niteler; yani fıkıh bilen, edebiyatla uğraşan, şiir yazan ve talik yazıyı iyi kullanan biri olarak tanıtır. Şiirlerinden tek mısra aktarmaz. Hüsameddin'in maddesi eski kelimelerin açıklamaları ve babasıyla hocası hakkındaki notlarla birlikte Emîn Mehmed Efendi-Taşâbâdî el-Hâc başlıklı araştırmada da okunabilir; bu sayfa ise onu Amasya'nın şairleri arasında anar ve kitabın yıllık bölümündeki izlerini bir araya getirir.

Hüsameddin'in Maddesi

Amasyalıdır. Amasya Müftüsü Taşâbâdî el-Hâc Ahmed Efendi'nin büyük mahdûmudur. Üçler Mahallesi'nde doğdu. Pederinden ve Iydîzâde el-Hâc Mustafa Âkif Efendi'den ikmâl-i tahsîl ederek ders-i âm ve Abdullah Paşa müderrisi oldu. 1176 zilhiccesinde Amasya mahkemesi başkâtibi ve ba'dehû mükerreren Amasya nâibi olup on iki yıl kadar mevkiini hüsn-i muhâfaza etdiği halde 1188 senesi rebîülevvelinde dâr-ı bekâya irtihâl etdi. Âlim, fakîh, edîb, şâir, ta'lîk-nüvîs idi. Mahdûmları Ahmed Esad, Numân Sabit Efendiler ve birâderi İbrâhim Efendi'dir.

Bugünkü dille: Amasyalıdır, Amasya müftüsü Taşâbâdî Hacı Ahmed Efendi'nin büyük oğludur ve Üçler Mahallesi'nde doğmuştur. Öğrenimini babasının ve Iydîzâde Hacı Mustafa Âkif Efendi'nin yanında tamamlayıp ders-i âm, yani halka açık ders okutma yetkisi olan hoca olmuş, Abdullah Paşa Medresesi'ne müderris tayin edilmiştir. 1176 yılının zilhicce ayında (Haziran-Temmuz 1763) Amasya mahkemesinin başkâtibi, sonra birkaç kez Amasya naibi olmuş, on iki yıl kadar bu yerini korumuş ve 1188 yılının rebîülevvel ayında (Mayıs-Haziran 1774) ölmüştür. Âlim, fakih, edip ve şairdi, talik yazı yazardı. Oğulları Ahmed Esad ile Numân Sâbit Efendiler, kardeşi İbrâhim Efendi'dir.

Mahkemede Geçen Bir Ömür

Maddenin "on iki yıl" diye geçiştirdiği dönem, Hüsameddin'in kitabının dördüncü cildindeki yıllık bölümünde daha geniş bir zamana yayılır. Orada Mehmed Emîn Efendi'nin adı ilk kez 1168 zilhiccesinde (Eylül 1755) geçer: Kadı İbrâhim Efendi İstanbul'a giderken yerine "mahkeme kâtibi" Mehmed Emîn Efendi'yi naip bırakmıştır. Demek ki babası henüz hayattayken mahkemede yer edinmişti. 1173'ün rebîülevvelinde (Ekim-Kasım 1759) İstanbul'dan gelen bir teftiş üzerine müftü, naip, kâtip, şehir kethüdası ve nakip topluca azledilince yeni kadroda mahkeme kâtipliğine yine o getirilmiştir. Hocası Iydîzâde Âkif Mustafa Efendi, aynı yılın receb ayında ölmüş; yıllık, şehrin o gün "büyük bir mâtem günü" yaşadığını yazar.

Başkâtipliğe geçişin tarihi iki yerde farklıdır. Madde 1176 zilhiccesini verir; yıllık ise mahkeme başkâtibi Fazlıoğlu Hacı İsmâil Efendi'nin 1177 muharreminde (Temmuz 1763) öldüğünü ve ardından Taşâbâdîzâde Hacı Mehmed Emîn Efendi'nin başkâtip olduğunu söyler. Aradaki fark birkaç haftadır ve aynı değişikliği anlatıyor olmalıdır. Hacı İsmâil Efendi'nin ailesi bu makamı neredeyse babadan oğula elde tutan Fazlızâdeler'dendi; Mehmed Emîn'in başkâtipliği, kâtipliğin bir süre bu ailenin dışına çıktığı yıllara rastlar.

Sonraki yıllarda Mehmed Emîn Efendi, Amasya'ya gelen kadıların neredeyse her birine naiplik etmiştir. Yıllık bunu tek tek sayar: 1177 zilkadesinde ikinci kez Amasya kadısı olan Birgili Süleyman Efendi'nin, 1186 muharreminde Amasyalı Hacı Osman Efendi'nin, aynı yılın zilhiccesinde Şerîf Mehmed Efendi'nin naibi odur. Bu, kadılığın İstanbul'dan atanan ve çoğu zaman şehre gelmeyen kişilere verildiği, asıl yargı işini yerli bir naibin gördüğü bir düzendi. Mahkemenin kayıtlarını tutan başkâtibin naipliği de üstlenmesi, Amasya'daki şer'î işlerin uzun süre onun elinden geçtiğini gösterir. 1188 yılının başında yıllık, "mahkeme başkâtibi Hacı Mehmed Emîn Efendi vefât eylediğinden" oğlu Ahmed Efendi'nin kâtip ve Yörgüç Paşa müderrisi olduğunu kaydeder.

Baba ve Oğullar

Babası Taşâbâdî Hacı Hâfız Ahmed Efendi'nin hayatı, Hüsameddin'in altıncı cildinde ayrıntılı anlatılır. Taşâbâd (Erbaa) kazasının Bidevî köyünden Halîl bin İbrâhim'in oğlu olan Ahmed Efendi, Sultan Bayezid mektebinde hafız olmuş, Çorumlu Hâfız Seyyid Mehmed Efendi'den okuyup hocasına damat olmuş, 1147'de Abdullah Paşa müderrisi, 1151'de Amasya müftüsü olmuştur. Âyanın birbiriyle çekişmesi yüzünden üç kez müftü olup üç kez azledilmiş ve 1169 rebîülevvelinde (Aralık 1755) ölmüştür. Oğlunun Abdullah Paşa müderrisliği, babanın da yıllarca ders verdiği bir medreseye düşer. Ahmed Efendi'nin öğrencileri arasında Kırşehirli Servahdî Mustafa Efendi de vardır. Servahdî, Iydîzâde'nin de öğrencisiydi ve yıllıkta 1186'da Mehmed Emîn'le birlikte, biri naip öteki hacıbaşı olarak anılır. İki şair aynı hocalardan okumuş, aynı mahkeme çevresinde çalışmış ve birer yıl arayla ölmüştür.

Ailenin sonraki kuşağı acı bir olayla anılır. Mehmed Emîn'in oğlu Seyyid Ahmed Esad Efendi, babasının ölümünden sonra Yörgüç Paşa müderrisi, mahkeme kâtibi ve Amasya naibi olmuş, fakat Hüsameddin'e göre Caniklizâdelerin kötülüklerine alet olduğu için 1194'te (1780) öldürülmüştür. Torunlarından Hıfzı Ahmed Efendi Lâdik ve Köprü gibi kasabalarda kadılık yapmıştır; Hüsameddin onun "Müftüzâde" diye de çağrıldığını, çünkü büyük dedesi Taşâbâdî Ahmed Efendi'nin Amasya müftüsü olduğunu yazar.

Kaynakların Durumu

Mehmed Emîn'in oğullarını iki madde farklı verir. Kendi maddesinde oğulları Ahmed Esad ve Numân Sâbit'tir. Babasının maddesi ise Numân'ı Ahmed Esad'ın oğlu sayar; dokuzuncu ciltteki Hıfzı Ahmed Efendi maddesinde de soy zinciri "Numan Efendi bin es-Seyyid Esad Ahmed Efendi bin es-Seyyid el-Hâc Mehmed Emin" diye kurulur. İki kaynak torunu gösterdiği için Numân'ın Mehmed Emîn'in torunu olması daha olası görünür; kendi maddesindeki sıralama bir atlama olabilir. Babasının maddesi ayrıca onu "es-Seyyid" unvanıyla anar. Ahmed Efendi seyyid değildi ama bir seyyidin kızıyla evlenmişti; unvan belki anne tarafından gelmişti, kitap bu konuda sessizdir.

Şiiri

Şiirlerine ulaşılamamıştır. Hüsameddin onu "şâir" diye anar, ama bir divan, mecmua ya da tarih manzumesi zikretmez. Talik yazıdaki ustalığı anıldığına göre elinden çıkmış belgeler ya da kitabeler bir gün bir arşivde ortaya çıkabilir; şimdilik böyle bir esere rastlanmış değil.

Kronoloji

1168 zilhicce (1755): Mahkeme kâtibi iken Kadı İbrâhim Efendi'nin naibi olur.

1169 rebîülevvel (1755): Babası Taşâbâdî Hacı Hâfız Ahmed Efendi ölür.

1173 rebîülevvel (1759): Teftiş sonrası kurulan yeni kadroda mahkeme kâtibi olur.

1176-1177 (1763): Fazlıoğlu Hacı İsmâil Efendi'nin yerine mahkeme başkâtibi olur.

1177-1186 (1764-1772): Birgili Süleyman, Hacı Osman ve Şerîf Mehmed efendilerin naibi olarak görünür.

1188 rebîülevvel (1774): Başkâtip iken ölür; yerine oğlu Ahmed Esad Efendi geçer.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar