Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Yeri göğü her eşyayı aradım
Tamamı noksanı özümde buldum
Her mâdeni miheng ile sınadım
Dür ile mercanı özümde buldum
Yedi iklim çâr köşeyi hep gezdim
Ak’ından okudum karasın yazdım
Allemel-esmâ’nın manasın süzdüm
Tefsir’i Kur’an-ı özümde buldum
Elif-Lâm yüzdört kitap anası
Cihana sığmaz Bismillâh’ın manası
Muhammed Mustafa dinin çırası
Ol Fahr-i Cihanı özümde buldum
Yer-gök, Ay-gün seyyar Adem hattince
Cin Vahşi tayyar Adem hattince
Mağrib-Maşrık tayyar adem hattince
Ceyhunu ummanı özümde buldum
Bu haktan husule gelen nebatat
Fâ’il mef’ul eş-câr her ne var icad
Kul Bende-i azâd cümle mahlukât
Hükmeden sultanı özümde buldum
Tecellâ eyledi Nûr-i Zülcelal
Hub-bu Haydar kalbim eyledi seyyar
Aynel yakiyn zuhur eder her mahal
Taktiri yezdanı özümde buldum

Günümüz Türkçesiyle

1. Yeri göğü, var olan her şeyi aradım; tamını da eksiğini de kendi özümde buldum. Her madeni mihenk taşına vurup sınadım; inciyi de mercanı da özümde buldum.

2. Yedi iklimi, dünyanın dört köşesini baştan başa gezdim; kâğıdın akından okudum, karasını yazdım. "Allah Âdem'e bütün isimleri öğretti" âyetinin anlamını süzüp özünü çıkardım; Kur'ân'ın tefsirini kendi özümde buldum.

3. Elif ile Lâm, gökten inen yüz dört kitabın anasıdır; Besmele'nin anlamı cihana sığmaz. Muhammed Mustafa dinin ışığıdır; o cihanın övüncünü özümde buldum.

4. Yer ile gök, ay ile güneşin dönüşü Âdem'in hattı içindedir; cinler, yabani hayvanlar, uçan kuşlar Âdem'in hattı içindedir. Batı ile doğu, uçan ne varsa Âdem'in hattı içindedir; Ceyhun ırmağını da okyanusu da özümde buldum.

5. Bu Hak'tan meydana gelen bitkiler, eden de edilen de, ağaçlar, yaratılmış ne varsa; kul, köle, azatlı, bütün yaratıklar... Hepsine hükmeden sultanı özümde buldum.

6. Celâl sahibi Allah'ın nuru tecelli etti; Haydar'ın (Hz. Ali'nin) sevgisi kalbimi yola düşürdü. Gözle görür gibi kesin bilgi her yerde kendini gösterir; Tanrı'nın takdirini özümde buldum.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir altı dörtlüklü bir koşmadır, on birli hece ölçüsüyle söylenmiştir. Her dörtlük "... özümde buldum" redifli bir dizeyle biter; ilk dörtlükte "aradım, sınadım" kafiyesi bu redifli dizelerle çaprazlanır, sonraki dörtlüklerin ilk üç dizesi kendi aralarında kafiyelidir. Elimizdeki aktarımda mahlas dörtlüğü yoktur. Cafer Özdemir, ozanın insanın kendini bilmesini ve her şeyi kendi özünde bulmasını "iki şiirinde" işlediğini ve bunların divanın 54-56. sayfalarında yer aldığını yazar; aynı yerden "Ey Fedâî can gıdası zikrullah" diye başlayıp "Halk eden Rahman'ı özümde buldum" diye biten mahlaslı bir dörtlük de aktarır. Bu dörtlüğün bu şiirin son bendi olması mümkündür, ama elimizdeki metinde yer almadığı için kesin bir şey söylenemez.

Anlam ve Söz Sanatları

Şiirin dayandığı düşünce, tasavvufta "nefsini bilen Rabbini bilir" sözüyle dile getirilen anlayıştır: dışarıda aranan her şey insanın kendi özünde bulunur. Ozan arayışı büyük bir genişlikle kurar. Yer, gök, yedi iklim, dört köşe, doğu ile batı, Ceyhun ırmağı ve okyanus sayılır; her dörtlüğün sonunda bu genişlik tek bir noktaya, "öz"e toplanır. İlk dörtlükteki mihenk taşı benzetmesi, kuyumcunun altını sınadığı taşa dayanır; dür ve mercan, insanın içinde saklı değerin simgesidir.

İkinci dörtlükte Bakara suresinin otuz birinci âyetine ("ve allemel-esmâ") gönderme yapılır; Allah'ın Âdem'e öğrettiği isimler, insanın varlıkların bilgisini kendinde taşıdığı düşüncesine bağlanır. Üçüncü dörtlükteki "Elif-Lâm" ve "yüz dört kitap" ifadeleri harflere ve kutsal kitaplara verilen değeri gösterir. Dördüncü dörtlükte tekrarlanan "Adem hattınca" sözü, kâinatın Âdem'in "hattı" içinde, yani insanın yüzündeki çizgilerde ya da onun ölçüsünde yer aldığını söyler. Özdemir, Abdülbâki Gölpınarlı'ya dayanarak Hurûfîliğin bazı inançlarının Alevî-Bektaşî çevrelere geçtiğini hatırlatır; insan yüzünü kâinatın aynası sayan bu dizeler o anlayışın izini taşır. Son dörtlükte Haydar sevgisi, yani Hz. Ali'ye bağlılık, tasavvufî arayışın yolu olarak anılır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar