Özgün Metin
Ölçü: 11'li hece ölçüsü
İlmi câvidandan haber almayan
Alim olsa ilmin kündün bilemez
Arayıp bir mûrşid ustad bulmayan
İdrak edip kimse kendin bilemez
İlim deryasına dalıp boylasa
Bin kitap okusa manasın verse
Arabi-Fârisi lügat söylese
Bu ledün ilminin fendin bilemez
FEDAYİ cihanda cânan bulmayan
Vücudunun mahiyyetin bilmeyen
Hattı üstüva sırrına ağâh olmayan
İkrar-ı peymanın andın bilemez
Günümüz Türkçesiyle
1. Ebedî hayatın ilminden, "ilm-i câvidan"dan haberi olmayan kişi, âlim de olsa ilmin özünü bilemez. Arayıp bir mürşit, bir üstat bulmayan hiç kimse idrak edip kendini bilemez.
2. İlim denizine dalıp dibini ölçse, bin kitap okuyup anlamlarını açıklasa, Arapça ve Farsça kelimeler söylese de bu ledün ilminin inceliğini bilemez.
3. Fedâî der ki: Cihanda sevgiliyi bulmayan, kendi varlığının mahiyetini bilmeyen, "hatt-ı istivâ"nın sırrından haberi olmayan kişi, ikrarın ve verilen sözün yeminini bilemez.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Üç dörtlükten oluşan kısa bir koşmadır; on birli hece ölçüsüyle söylenmiştir. Redif "bilemez", kafiyeler "kündün, kendin, fendin, andın" kelimelerinde "-ndin" sesiyle kurulur. İlk dörtlükte birinci ve üçüncü dizeler ("almayan, bulmayan") kendi aralarında kafiyelidir; mahlas üçüncü dörtlüğün başında geçer. Cafer Özdemir ilk dörtlüğü divanın 58. sayfasından aktarır; onun metninde üçüncü dize "Arayıp bir mürşit üstat bulmayan" biçimindedir. İsa Çolaker de köşe yazısında üç dörtlüğün üçünü de alıntılar. "Kündün" kelimesi aktarımların hepsinde böyle yazılır; bağlamdan "künhün", yani bir şeyin özü, iç yüzü anlamında olduğu anlaşılır.
Anlam ve Söz Sanatları
Şiir, kitap bilgisiyle gönül bilgisi arasındaki eski ayrımı işler. İkinci dörtlükte bir medrese âliminin bütün donanımı sayılır: ilim denizine dalmak, bin kitap okumak, Arapça ve Farsça lügat bilmek. Bunların hiçbiri "ledün ilmi"ne, yani Allah katından gelen gizli bilgiye ulaştırmaz. Fedâî'nin bir süre Amasya'da medrese eğitimi görmüş olması, bu karşılaştırmaya kişisel bir ağırlık katar; ozan kitap bilgisini küçümsemez, ama onu yetersiz bulur.
"İlm-i câvidan" ifadesi şiirin anahtarıdır. Özdemir bu ilmi kişiyi sonsuz hayata ulaştıran ilim diye açıklar ve tasavvuftaki ilm-i ledünün Alevî-Bektaşî düşüncesindeki karşılığı sayar; "câvidan" adının kaynağını da Hurûfîliğin etkisinde arar. Ona göre ozanın en çok üzerinde durduğu konu mürşittir ve ilk dörtlük bunun en açık örneklerinden biridir: arayıp bir mürşit bulmayan kendini bilemez. Son dörtlükteki "hatt-ı istivâ" yine insan yüzünü kâinatın kitabı sayan Hurûfî kökenli dile aittir. "İkrar" ve "peyman" ise Alevî-Bektaşî yoluna girerken verilen sözü anlatır; ozan bu sözün anlamının, sevgiliyi ve kendi varlığının sırrını bulmadan kavranamayacağını söyler.
Tarihî Bağlam
Özdemir'in divanın giriş yazısına dayanarak aktardığına göre Fedâî Baba, Tokat'ın Erbaa ilçesindeki Keçeci köyünde mürşidi Derûnî Baba'nın yanında yedi yıl imamlık yapmış ve ondan "câvidan ilmi"ni öğrenmiştir. Şiir, ozanın bu yıllarda edindiği anlayışı özlü biçimde ortaya koyar.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdullah Çelebi, Amasya'lı Fedayi Baba Divanı, İstanbul: Can Yayınları, 1991, s. 58 (ilk dörtlük); metin: "Fedayi (Amasyalı)", Alevi Deyişleri Nefesler Hakk Âşıkları, 21 Ağustos 2019, şiir no. 4. https://www.deyisler-nefesler.com/fedayi-amasyali/
Akademik çalışmalar
- Cafer Özdemir, "Hak Âşığı Amasyalı Fedâî Baba ve Tasavvuf Kültürü", Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Velî Araştırma Dergisi, 83, 2017, s. 125-148 (s. 132-133). https://dergipark.org.tr/tr/pub/tkhcbva/issue/71937/1157386
Diğer kaynaklar
- İsa Çolaker, "Aşık Fedai Baba", İsa Çolaker Kişisel Web Sitesi, 20 Kasım 2016. http://www.isacolaker.com/asik-fedai-baba/
Çevrimiçi kaynaklar






