Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Hak seni kullara yardımcı kıldı
Yetiş imdadıma Hızır elâman
Sana çağıranlar muradın aldı
Yetiş imdadıma Hızır elâman
Yolumuz uğradı bir dağ başına
Göz hat çekmez toprağına taşına
Tutulduk Şubat’ın boran kışına
Yetiş imdadıma Hızır elâman
Eser tipi semumi yer-gök iniler
Gözüm görmez kulaklarım çınılar
Dizim tutmaz yarelerim yeniler
Yetiş imdadıma Hızır elâman
Seni bu dünyanın bekçisi derler
Senin nazargâhın yedi kat yerler
Mahrum kalmaz sana çağıran kullar
Yetiş imdadıma Hızır elâman
Yarabbi sana mâlum hâlimiz
Kar kapadı menzilimiz yolumuz
Kurda kuşa nasib etme ölümüz
Yetiş imdadıma Hızır elâman
Yaratanın binbir adı hakkı için
Şah-ı Merdan ondört evlâdı hakkı için
Hüseyin-i Kerbela feryad hakkı için
Yetiş imdadıma Hızır elâman
Gel kerem kıl göster sen bize yolu
Aşalım gidelim şu yüce beli
Ulaştır vatanına FEDAYİ kulu
Yetiş imdadıma Hızır eleman

Günümüz Türkçesiyle

1. Allah seni kullarına yardımcı kıldı; ey Hızır, imdadıma yetiş, aman. Seni çağıranlar muratlarına erdi; ey Hızır, imdadıma yetiş, aman.

2. Yolumuz bir dağ başına düştü; toprağını taşını göz seçemiyor, ucu bucağı görünmüyor. Şubat'ın boranlı kışına yakalandık; ey Hızır, imdadıma yetiş, aman.

3. Tipi ve iliklere işleyen sert bir yel esiyor, yer gök inliyor. Gözüm görmüyor, kulaklarım çınlıyor; dizlerimin dermanı kalmadı, yaralarım yeniden açılıyor; ey Hızır, imdadıma yetiş, aman.

4. Sana bu dünyanın bekçisi derler; yedi kat yer senin baktığın, gözettiğin yerdir. Seni çağıran kullar eli boş dönmez; ey Hızır, imdadıma yetiş, aman.

5. Ya Rabbi, halimiz sana malumdur. Kar, varacağımız yeri de yolumuzu da kapattı. Ölümüzü kurda kuşa yem etme; ey Hızır, imdadıma yetiş, aman.

6. Yaradan'ın bin bir adı hakkı için, Şah-ı Merdan Ali'nin on dört evladı hakkı için, Kerbelâ'da Hüseyin'in feryadı hakkı için, ey Hızır, imdadıma yetiş, aman.

7. Gel, kerem eyle, bize yolu göster; şu yüksek dağ belini aşıp gidelim. Fedâî kulunu vatanına ulaştır; ey Hızır, imdadıma yetiş, aman.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir yedi dörtlükten oluşan bir koşmadır ve on birli hece ölçüsüyle söylenmiştir. Her dörtlüğün son dizesi "Yetiş imdadıma Hızır elâman" nakaratıdır; ilk dörtlükte bu dize ikinci sırada da tekrarlanır. Böylece ilk dörtlük "kıldı, aldı" kafiyesiyle çapraz bir düzen kurar, sonraki dörtlüklerin ilk üç dizesi kendi aralarında kafiyelenir ve nakaratla bağlanır. Mahlas son dörtlükte "Ulaştır vatanına Fedayi kulu" dizesinde geçer. Metin, Abdullah Çelebi'nin 1991'de yayımladığı divandan aktarılan örnekler arasındadır; şiirin divandaki sayfası bu aktarımda belirtilmez.

Anlam ve Söz Sanatları

Şiir baştan sona bir yakarıştır. Anadolu halk inancında darda kalanın imdadına yetişen Hızır, burada kışın dağ başında yolu kesilmiş yolcuların sığınağıdır. Ozan önce Hızır'ın Allah tarafından kullara yardımcı kılındığını hatırlatır, sonra başlarına geleni somut ayrıntılarla anlatır: Şubat boranı, tipi, çınlayan kulaklar, tutmayan dizler, kapanan yol. Üçüncü dörtlükteki "semum" kelimesi aslında kavurucu çöl yelini anlatır; ozanın onu kar tipisi içinde kullanması, kelimeyi yakıcı ve öldürücü rüzgâr anlamında genişlettiğini gösterir. "Kurda kuşa nasib etme ölümüz" dizesi, kar altında kalıp gömülemeden ölme korkusunu açıkça söyler.

Altıncı dörtlükte dua, Alevî-Bektaşî geleneğinin kutsal saydığı adlara bağlanır. Allah'ın bin bir adı, Hz. Ali'nin "on dört evladı" ve Kerbelâ'daki Hüseyin'in feryadı, yakarışın aracısı olarak sayılır. Bu sıralama, gündelik bir yol sıkıntısının bile ozanın inanç dünyasının bütün katlarıyla birlikte dile geldiğini gösterir. Son dörtlükte "yüce bel" aşılacak dağ geçididir, ama "vatanına ulaştır" dileği, tasavvuf şiirinde insanın asıl yurduna dönüşünü de çağrıştırır; bu ikinci anlam bizim yorumumuzdur.

Tarihî Bağlam

Fedâî Baba yaz aylarında çiftçilik yapar, kışın Amasya çevresindeki köy ve kasabaları dolaşırdı. Cafer Özdemir onu bu yüzden bir tür gezici âşık sayar. Şiirin hangi yolculukta ve nerede söylendiği bilinmiyor, ama Şubat kışında bir dağ belinde kalan yolcuların anlatılması, ozanın bu kış gezilerinden doğmuş bir yaşantıyı yansıttığını düşündürür.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar