Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Söylenir dillerde bir A’licenab
Dâr içinde misli olup bir hentâ
Vasfını yazarsan olur Bin kitap
Okunur Kur’anda Ali’y-yül Ala
Desti kudretinde arz-ı semavat
Kemâli mübeyni A’yet beyyinat
Emrine musahhar bunca mahlukat
Kur’anda şânına endi Hel-Etâ
Cemâli şevkinin güneş zerresi
Vucudu serteser Nûr pervanesi
Kuvveti mâ’nada Turnada sesi
Gelmedi cihana böyle Lâ Feta
Dört kapı kırk makam Ayn-ı erkânı
Şeriat-Tarikat Şer’in beyanı
Marifet-Hakikat sırrı irfanı
Kudreti ilâhı Şah-ı Evliya
FEDAYİ gulâm-ı meddahı Haydar
Dilinde evrad-ı ezkâr-ı herbar
Zillüllâh-ı A’lem Vâhid-ül Cebbar
Bin bir ismin biri Incil’de İlyâ

Günümüz Türkçesiyle

1. Dillerde bir yüce şahsiyet anılır; ikinci dize ("Dâr içinde misli olup bir hentâ") aktarımda bozuk görünmektedir, anlamı dünyada onun bir benzerinin bulunmadığı yönünde olmalıdır. Vasfını yazsan bin kitap olur; Kur'ân'da "Aliyyü'l-A'lâ" diye okunur.

2. Yerler ve gökler onun kudret elindedir; kemali apaçık âyetlerle bellidir. Bunca yaratık onun emrine boyun eğmiştir; Kur'ân'da onun şanına "Hel etâ" suresi inmiştir.

3. Güneş, yüzünün güzelliğine duyulan şevkin bir zerresidir; varlığı baştan başa nurun etrafında dönen bir pervanedir. Gücü mânadadır, sesi turnadadır; cihana böyle bir yiğit, "lâ fetâ" denilen yiğit bir daha gelmedi.

4. Dört kapı ve kırk makam erkânın ta kendisidir; şeriat ve tarikat, dinin açıklanmasıdır. Marifet ve hakikat, sırrın ve irfanın ta kendisidir; o, ilahî kudretin sahibi Evliya Şahı'dır.

5. Fedâî, Haydar'ın kölesi ve methedicisidir; dilinde her zaman dualar ve zikirler vardır. O, âlemde tek ve her şeye gücü yeten Allah'ın gölgesidir; bin bir adından biri İncil'de İlyâ'dır.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş dörtlüklü bu methiye on birli hece ölçüsüyle söylenmiştir. İlk dörtlük çapraz kafiyelidir ("A'licenab, kitap" ile "hentâ, Ala"); sonraki dörtlüklerde ilk üç dize kendi aralarında kafiyelenir, son dizeler "Etâ, Fetâ, Evliya, İlyâ" kelimeleriyle ilk dörtlüğün "-â" sesine bağlanır. Mahlas son dörtlüğün başında geçer. Şiirde Hz. Ali'nin adı doğrudan söylenmez; ozan onu sıfatlarıyla ve "Haydar", "Şah-ı Evliya" gibi lakaplarıyla anar. Birinci dörtlüğün ikinci dizesi aktarımda bozuk görünmektedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Methiye, Alevî-Bektaşî şiirinde Hz. Ali'yi övmek için kullanılan kalıpları bir araya getirir. Birinci dörtlükte "Aliyyü'l-A'lâ" (en yüce) sıfatı Kur'ân'da Allah için geçen bir ad olduğu hâlde, Hz. Ali'nin adıyla ses benzerliği üzerinden ona bağlanır; bu, Alevî şiirinde sık görülen bir tevriyedir. İkinci dörtlükteki "Hel etâ", İnsan suresinin ilk kelimeleridir; bu surenin Ehl-i Beyt hakkında indiği kabulü Şiî ve Alevî gelenekte yaygındır. Üçüncü dörtlükteki "Lâ feta" sözü, "Ali'den başka yiğit, Zülfikâr'dan başka kılıç yoktur" sözünün kısaltılmış bir anılışıdır. Aynı dörtlükte ozan Ali'nin sesini turnada duyar; turna, Alevî-Bektaşî inancında ve şiirinde kutsal sayılan kuştur.

Dördüncü dörtlükte "dört kapı kırk makam" anılır. Özdemir'in açıkladığı gibi şeriat, tarikat, marifet ve hakikat basamaklarından oluşan dört kapı, Bektaşî geleneğinde her biri on makamla birlikte kırk makama ulaşır; Fedâî bu kavramların Hz. Ali'den kaldığını başka şiirlerinde de söyler. Son dörtlükte ozan kendini Haydar'ın "gulâm-ı meddahı", yani övgücü kölesi diye tanıtır. Ali'nin bin bir adından birinin İncil'de "İlyâ" olduğu sözü, onun adlarının önceki kitaplarda da geçtiğini anlatan rivayetlere dayanır. Özdemir, Fedâî'nin şiirlerinde üzerinde en çok durduğu şahsiyetin Hz. Ali olduğunu ve onu velayet sultanı, ledün ilminin hazinesi ve dört kapının sahibi olarak anlattığını belirtir; bu methiye o tespiti doğrudan örnekler.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar