Özgün Metin
Ölçü: 11'li hece ölçüsü (ilk dize 12 hece)
Cümle erenler bir araya geldiler
Aslımı zatımı sorup bildiler
Hulusî kalbime nazar kıldılar
Koydular ismimi oldum Fedâî
Günümüz Türkçesiyle
1. Bütün erenler bir araya geldiler, aslımı, özümü sordular ve bildiler. Temiz ve içten kalbime nazar ettiler (manevi bakışlarıyla feyiz verdiler); adımı koydular, ben de Fedâî oldum.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Dörtlük, divanın 246. sayfasındaki bir şiirden alınmıştır ve bugün Cafer Özdemir'in makalesindeki alıntıyla bilinmektedir. On birli hece ölçüsündedir, yalnız ilk dize on iki hecelidir. "Geldiler, bildiler, kıldılar" sözleri ilk üç dizeyi bağlar; dördüncü dize mahlasla biter. Mahlasın dörtlüğün son sözü olarak gelmesi, parçanın şiirin son dörtlüğü olduğunu düşündürür; bu bizim çıkarımımızdır. Özdemir alıntılarında yazımı düzelttiğini belirtir.
Anlam ve Söz Sanatları
Bu dizeler bir mahlas hikâyesidir. Âşık edebiyatında usta-çırak ilişkisiyle yetişen âşıklara mahlası ustaları verir; bade içen âşıklar ise mahlas alışlarını gördükleri rüyaya bağlar. Fedâî Baba ikinci gruptandır. Divanın giriş yazısında anlatılan rüyasında köyün karşısındaki bir ziyaret yerinde uyuyakalır, beyaz bir kuşun sırtında bir türbeye götürülür ve orada Hz. Muhammed, Hz. Ali ve Hacı Bektaş Velî olarak tanıtılan üç nurani kişi ona süte benzer bir içecek içirir. Kendiliğinden uyandığında ona Fedâî mahlası verilmiştir. Özdemir, ozanın bu rüyaya daha sonra söylediği bir şiirde değindiğini ve mahlasının erenler tarafından verildiğini dile getirdiğini belirterek bu dörtlüğü aktarır.
Dörtlükte rüyanın olağanüstü ayrıntıları yoktur; yalnız sonucu anlatılır. Erenlerin bir araya gelip ozanın "aslını, zatını" sorması, onun kim olduğunun, soyunun ve özünün yoklanmasıdır; "hulusî kalp" ise içten ve temiz bir gönüldür. "Nazar kılmak" tasavvufta ermişin bakışıyla müride manevi bir feyiz ulaştırması anlamına gelir. Son dizedeki "koydular ismimi" sözü, ad koyma işini ozanın kendi seçimine değil, erenlerin kararına bağlar. Fedâî kelimesi uğruna canını feda eden kişi demektir; ozanın bu adı bir lütuf olarak alması, yola bağlılığını da anlatır.
Tarihî Bağlam
Rüyanın ne zaman görüldüğü bilinmez. Giriş yazısındaki anlatı, Fedâî Baba'nın tasavvuf terbiyesini Erbaa'daki Keçeci Baba Ocağı'nda Derûnî Baba'dan aldığı yıllarla birlikte okunduğunda, mahlas hikâyesinin ozanın gençliğine ait olduğunu düşündürür, ama kesin bir tarih verilemez.
Kaynakça
- Cafer Özdemir, "Hak Âşığı Amasyalı Fedâî Baba ve Tasavvuf Kültürü", Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Velî Araştırma Dergisi, 83, 2017, s. 125-148 (rüya: s. 129-130; dörtlük: s. 130). https://dergipark.org.tr/tr/pub/tkhcbva/issue/71937/1157386
- Abdullah Çelebi, Amasya'lı Fedayi Baba Divanı, İstanbul: Can Yayınları, 1991, s. 19-20, 246 (Özdemir 2017'den).
Çevrimiçi kaynaklar






