Özgün Metin

Lillâhi’il hükm vâhidi’l-kahhâr
Hamd ana kim kazâ yaratmış ola
Rûh-ı pâk-ı Muhammed’e salavât
Her ki geldi cihâna gitmiş ola
Nice tedbîr ider beni âdem
Hazret-i Hak ki emr itmiş ola
Rûh-ı Sultân Mustafâ’yı Hudâ
Şühedâ zümresine katmış ola
Mü’min olan virür kazâya rızâ
Çün ecel va‘desine yitmiş ola
Rûhına Fâtihâ okı Hasbî
Ana târih tokuz yüz altmış ola
İki ilhâm-ı Hak iki târîh
Bir du‘âya bahâne itmiş ola

Günümüz Türkçesiyle

1. Hüküm, tek ve her şeye galip olan Allah'ındır; kazayı yaratmış olana hamd olsun.

2. Muhammed'in temiz ruhuna salavat olsun; dünyaya gelen her kişi gitmiş olsun (gidecektir).

3. Âdemoğlu ne kadar tedbir alsa da, Hazret-i Hak emretmiş olunca (o olur).

4. Allah, Sultan Mustafa'nın ruhunu şehitler zümresine katmış olsun.

5. Mümin olan kazaya rıza gösterir, çünkü ecel vadesine erişmiştir.

6. Ey Hasbî, ruhuna bir Fatiha oku; onun ölüm tarihi dokuz yüz altmış olsun.

7. Hak'tan gelen iki ilham, iki tarih, bir duaya vesile olmuş olsun.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Manzume yedi beyitlik bir kıt'adır ve bütün ikinci mısraları "-mış ola" redifiyle biter ("yaratmış ola, gitmiş ola, itmiş ola, katmış ola"). Bu dilek kipindeki redif, olanı Allah'ın takdirine bağlayan teslimiyetin dilidir. Kıt'a bir tarih manzumesidir: altıncı beyitte ölümün yılı "tokuz yüz altmış" (960) diye açıkça söylenir. Hicrî 960 yılı, Şehzade Mustafa'nın öldürüldüğü 1553 yılına denk gelir. Son beyitteki "iki ilhâm-ı Hak iki târîh" sözü, kıt'ada iki tarih bulunduğunu, yani yılı ebced hesabıyla veren mısralar da içerdiğini düşündürür; Kınalızâde de bu manzume için "bu târîhleri" (bu tarihleri) der. Hangi mısraların ebcedle 960'ı verdiğini kendimiz hesaplayıp doğrulamadık. Kaynaklarda vezin belirtilmemiştir.

Metin Âşık Çelebi'nin Meşâirü'ş-şuarâ'sındaki Hasbî maddesinde yer alır ve Recep Hasar tezinde onu aynen aktarır. Kınalızâde Hasan Çelebi aynı kıt'anın dört beytini (burada 3, 4, 6 ve 7. beyitler) "Habsî" mahlasıyla verir; onun metninde "benî-i Âdem", "emrin itmiş", "Rûhına fâtiha okur Habsî" ve "İki ilhâm-ı Hak iki mısrâ‘" okuyuşları bulunur. Kınalızâde'nin son beyitte "iki târîh" yerine "iki mısrâ‘" demesi, tarihlerin iki mısraa yerleştirildiğini açıkça gösterir. Hasar'ın metnindeki "Lillâhi’il" yazımı korunmuştur; Âşık Çelebi neşrinde "Lillâhi'l-hükm" biçimindedir.

Anlam ve Söz Sanatları

Kıt'a, mersiyelerin öfkeli diline karşılık sakin bir teslimiyet sesiyle yazılmıştır. İlk iki beyit Allah'a hamd ve Peygamber'e salavatla açılır, ölümün herkes için kaçınılmaz olduğunu hatırlatır. Üçüncü beyit insanın tedbiri ile Allah'ın emri arasındaki karşıtlığı dile getirir: kim ne yaparsa yapsın, olacak olan olur. Bu söz, olayın sorumlularını adıyla anmadan onların hesaplarını da Allah'ın takdiri içinde eritir. Dördüncü beyitte şehzade şehitler zümresine katılır, beşinci beyitte mümin kazaya rıza gösterir. Altıncı beyitte şair kendine seslenir ve okura bir Fatiha okumayı öğütler. Son beyit, iki tarihin bir duaya bahane olmasını dileyerek kıt'ayı kapatır. Kur'an'daki "lillâhi'l-hükm" ve "el-vâhidü'l-kahhâr" ifadelerinin ilk mısraa yerleştirilmesi, kıt'aya bir dua metni havası verir.

Tarihî Bağlam

Âşık Çelebi bu kıt'ayı Hasbî'nin maddesinin sonunda "Sultân Mustafâ katline bu târîh anuñdur" (Sultan Mustafa'nın öldürülmesine bu tarih onundur) diyerek verir, Kınalızâde de "Merhûm Sultân Mustafâ katline bu târîhleri hûb vâki‘ olmışdur" (Merhum Sultan Mustafa'nın öldürülmesine düşürdüğü bu tarihler güzel olmuştur) der. Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'nde Mehmet Fatih Köksal, Sicill-i Osmanî'deki Hasbî'nin Şehzade Mustafa vakasında öldürüldüğü kaydının, şairin bu tarih manzumelerini yazmış olmasından dolayı doğru olamayacağını belirtir. Kıt'a böylece şairin hayatı için de bir belge değeri taşır. Hasbî'nin Şehzade Mustafa için yazdığı uzun mersiye bu kategoride ayrı bir yazıdır; öteki mersiyeler Şehzade Mustafa Mersiyeleri yazımızda anlatılmıştır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

  • Recep Hasar, Türk Edebiyatı'nda Padişah ve Şehzade Mersiyeleri, Yüksek Lisans Tezi, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2018, s. 120-121. https://hdl.handle.net/11352/2746

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar