Şehzade Bayezid'in Amasya valiliği yıllarında (1454-1481) sohbetine aldığı musahipler arasında, şiir de söyleyen bir müderris ve kadı vardı: Hıfzî Ali Çelebi. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Amasya Tarihi'nde maddesi "Hıfzı Ali Çelebi-Mevlâna Şehrî" başlığını taşır: mahlası Hıfzî, ilim unvanıyla birlikte anıldığı lakabı Şehrî'dir. Varlığını belgeleyen en eski tarih 872'dir (1467-68); 883 (1478-79) yılından sonra öldüğü bilinir. Şiirlerine ulaşılamamıştır.

Hüsameddin'in Maddesi

Madde, dokuzuncu cildin Hıfzî adını ya da mahlasını taşıyan kişileri sıralayan bölümünde, Nâibzâde Hıfzî Abdurrahman Efendi'nin hemen ardından gelir ve dört cümleden ibarettir:

Amasyalıdır. Mahmûd Çelebi mahdûmu ulemâdan tahsîl-i ulûm ederek müderris kâdı olduğu 872'de Hüsameddîn Temennâyî Vakfiyesinden anlaşıldı. Sultân Bâyezîd-i Sânî Amasya vâlîsi iken musâhiblerinden olup 883 sâlinden sonra vefât etdi. Ulemâ ve şuarâdandır.

Sadeleştirilirse: Amasyalıdır; babası Mahmûd Çelebi'dir. Âlimlerden öğrenim görüp müderris ve kadı olduğu, 872 tarihli Hüsâmeddîn Temennâyî vakfiyesinden anlaşılmıştır. Sultan II. Bayezid Amasya valisi iken onun musahiplerinden oldu ve 883 yılından sonra öldü. Âlim ve şairlerdendir.

Babası Mahmûd Çelebi'nin kim olduğu söylenmez; o yıllarda Amasya'da bu adı taşıyan birden çok kadı ve müderris bulunduğu için bir eşleştirme yapılmamıştır.

Temennâyî Vakfiyesi

Hıfzî'nin kariyerine dair tek belge, Amasya'nın Temennâ Mahallesi'ne mektep ve çeşme yaptıran Hüsâmeddîn Hüseyin Ağa'nın vakfiyesidir. Hüsameddin'e göre bu kişi, Amasyalı Atabegzâde Hızır Paşa'nın azatlı kölesi ve uzun yıllar kethüdâsıdır; Temennâ Mahallesi'ne yerleşmiş, bütün mahalleyi suya kavuşturacak bir çeşme ve bir mektep yaptırıp emlakini bunlara vakfetmiş, Şehzade Bayezid'in gözüne girerek vilayetin cizyedarı olmuş ve 887'de (1482) ölmüştür. Vakfiyenin tarihi kaynakta birbirini tutmaz: Hıfzî'nin maddesi 872'yi verir, Hüsâmeddîn Hüseyin Ağa'nın kendi maddesi vakfın 878'de (1473-74) yapıldığını söyler. Hıfzî'nin vakfiyede hangi sıfatla, şahit olarak mı yoksa belgeyi tescil eden kadı olarak mı geçtiği de belirtilmez.

Aynı vakfiyede imzası bulunan bir başka şair, şehzadeye kasideler sunarak yakınlık kazanmış olan Enverî Pîr Hasan Çelebi'dir; Hüsameddin onun imzasını şahit sıfatıyla gördüğünü yazar. İki şairin aynı belgenin altında yan yana bulunması, Bayezid'in Amasya sarayına yakın ilim ve kalem çevresinin bir vakıf işleminde de bir araya geldiğini gösterir.

Şehzade Bayezid'in Musahibi

Musahip, bir hükümdarın ya da şehzadenin sohbet arkadaşıdır. Şehzade Bayezid'in Amasya'daki çevresinde Âfitâbî, Enverî ve daha birçok şair aynı sıfatla anılır. Hüsameddin'in verdiği 883 tarihi, bu çevrenin dağıldığı yıla denk düşer. Fatih Sultan Mehmed'e sunulan bir şikâyet kasidesi üzerine başlatılan soruşturma, Hüsameddin'in "Halîmî vak'ası" dediği olayla sonuçlanmış; şehzadenin lalası Mahmûd Paşa idam edilmiş, Tâcî Bey ile Müeyyedzâde Abdurrahman Efendi kaçmış, Âfitâbî Abdurrahman Çelebi Ankara'ya, Enverî Tokat'a müderris olarak gönderilmiştir. Hıfzî için kaynak yalnız "883 sâlinden sonra vefât etdi" der; onun da bu tasfiyeden etkilendiğini gösteren bir kayıt yoktur. 883'ün, adının bilinen en son geçtiği yıl mı olduğu, yoksa ölüm tarihine dair bir tahmin mi olduğu da belli değildir.

Şehrî Lakabı ve Kimlik Meselesi

Maddenin başlığındaki "Mevlânâ Şehrî", Hıfzî'yi aynı devrin bir başka şairiyle karıştırma ihtimalini doğurur. Hüsameddin, Çeşmî Mehmed Çelebi'nin maddesinde, Şehzade Ahmed'in Amasya valiliği yıllarında (1481-1512) Çeşmî'nin edebî sohbetlerine katılan Amasyalı şairler arasında Mihrî, Figânî, Şermî ve Münîrî ile birlikte bir "Şehrî Çelebi" sayar. Kimliği belirsiz olan bu Şehrî (Şehzade Ahmed Devri) için akla gelen en yakın adaylardan biri Hıfzî Ali Çelebi'dir.

İki kayıt arasında hem bağ hem de mesafe vardır. Lakap aynıdır ve her iki kişi de Amasya'nın şehzade saraylarının çevresindedir. Öte yandan Hıfzî 872'de müderris ve kadı olacak yaşta görünür; Şehzade Ahmed'in meclisinde Mihrî ve Figânî gibi çok daha genç şairlerle birlikte anılabilmesi için seksenli yaşlara kadar yaşamış olması gerekir. Hüsameddin iki maddeyi birbirine bağlamaz. Bu yüzden Hıfzî Ali Çelebi'nin Çeşmî'nin dostu Şehrî ile aynı kişi olduğu söylenemez, olmadığı da kesinleşmez.

Amasya'da Hıfzî mahlasını kullanan başka şairler de vardır ve bunlar Ali Çelebi ile karıştırılmamalıdır: 1103'te (1692) ölen kadı ve şair Nâibzâde Hıfzî Abdurrahman Efendi, XVIII. yüzyılın başında ölen Hâtuniye Camii hatibi İmâmzâde Hıfzî İbrâhim Efendi ve XIX. yüzyılın ikinci yarısında yaşamış gazi şair Merzifonlu Hıfzî. Metin Hakverdioğlu'nun Hüsameddin'deki şairleri ciltlere göre sıralayan listesinde dokuzuncu cildin Hıfzî'leri arasında Abdurrahman ve İbrâhim Efendiler vardır; Ali Çelebi'nin adı listeye girmemiştir.

Şiiri

Hıfzî Ali Çelebi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Hüsameddin'in maddesi onu âlimlerin yanında şairler arasında da sayar, ama bir örnek göstermez. XVI. yüzyıl tezkirelerinde de Amasya'ya bağlanan bir Hıfzî yoktur: Kınalızâde Hasan Çelebi'nin andığı iki Hıfzî'den biri Edirneli Sarı Memi, öteki İstanbul'da yetişmiş kul kökenli bir şairdir.

Kronoloji

872 (1467-68): Hüsâmeddîn Temennâyî vakfiyesinde müderris ve kadı olarak görülür.

878 (1473-74): Hüsâmeddîn Hüseyin Ağa'nın kendi maddesine göre Temennâ Mahallesi'ndeki vakıf bu yılda kurulur.

883 (1478-79): Şehzade Bayezid'in Amasya çevresi soruşturma ile dağılır; Hıfzî bu yıldan sonra ölür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar