Abdîzâde Hüseyin Hüsameddîn, özellikle yazmış olduğu şahısların türbe ve mezarlarına giderek mezar taşlarında veya kitâbelerde bulunan yazıları okuyarak birinci elden kaynakları mütalaa ederek eserine dahil etmiş ve ayrıntılı açıklamalarda bulunarak zaman zaman bu konuda İsmail Hakkı Bey ile tartışmıştır. Eserin üçüncü cildindeki şu örnek onun bu hassasiyetinin ve ne kadar meşakkatli bir çalışma yürüttüğünün en önemli kanıtlarından biri olarak değerlendirilebilir.
“Muharrir-i fakîr, Niksar kadısı iken Togan Şâh'ın kabrini çok aradım. Niksâr'ın cenûb tarafında Dânişmend Gâzî Türbesi'ne giden yol üzerinde yek-diğerine mu'ârız, yanyana bulunan iki türbeyi tedkîk edip cebhesi şimâle nâzır olan türbenin içini tathîr etdirdim, topraklarını kazdırdım. Toprağın altından çıkardığım bir mezâr taşının şimâl cebhesinde şu kitâbeyi kemâl-i müşkilât ile okuyabildim: "Hâzâ kabrü'l-emîri'l-isfehsâlâri'l-ecelli'l-kebîr el-melikü'l-muzaffer el-mücâhidü'l-murâbıt ... âce'd-dîn Togan Şâh Alp bin Savcı ... rahmetullâh – ...ın ve erba'în ve seb'i-mi'e"”
Bu kitâbe toprağın altında uzun bir müddet kalmış olduğundan yazı olduğu belirsiz bir hâlde bulundu. Kiremid parçaları sürülerek yazı olduğu anlaşıldı. "âc" kelimesi "Tâc" yâhud "Sirâc" olabilir. Okuyamadığım yerleri noktaladım. Birincisi "intekale ilâ" olmalıdır. İkincisi "Seb'a" , "tis'a" okunabilir. Fakat "seb'a" olması pek muhtemeldir. Bu kabrin yanındaki cephesi garba nâzır olan türbe de birâderi Nûreddîn Alp Arslan'ın olduğu anlaşıldı.”¹¹⁹
Müellif ayrıca bu bölümde bir dipnot düşerek “Bu havâlîde kâ'in kitâbeleri cem' eden ma'ârif müfettişlerinden İsmâ'il Hakkı Bey birâderimiz Niksâr'a gitdiği hâlde ma'a'lesef ne bu türbeleri ne de bu kitâbeleri görememişdir.” ifadesini kullanmıştır.
Günümüz Türkçesiyle
Abdîzâde Hüseyin Hüsameddîn, özellikle yazdığı kişilerin türbe ve mezarlarına giderek mezar taşlarındaki ya da kitabelerdeki yazıları okumuş, böylece birinci elden kaynakları inceleyip eserine katmıştır. Bu konuda ayrıntılı açıklamalar yapmış ve zaman zaman İsmail Hakkı Bey ile tartışmıştır. Eserin üçüncü cildindeki şu örnek, onun bu titizliğinin ve ne kadar zahmetli bir çalışma yürüttüğünün en önemli kanıtlarından biri sayılabilir.
"Bu yoksul yazar, Niksar kadısı iken Togan Şah'ın kabrini çok aradım. Niksar'ın güney tarafında, Dânişmend Gâzî Türbesi'ne giden yolun üzerinde, birbirine karşı, yan yana bulunan iki türbeyi inceleyip yüzü kuzeye bakan türbenin içini temizlettim, toprağını kazdırdım. Toprağın altından çıkardığım bir mezar taşının kuzey yüzünde şu kitabeyi büyük güçlükle okuyabildim: "Bu, büyük, yüce emir, ordu komutanı, muzaffer melik, mücahit, sınır savaşçısı ... Âce'd-dîn Togan Şah Alp bin Savcı'nın kabridir. Allah ona rahmet etsin ... yedi yüz kırk ... (hicrî)""
Bu kitabe toprağın altında uzun süre kalmış olduğundan yazı olduğu belli olmayan bir hâlde bulundu. Kiremit parçaları sürülünce yazı olduğu anlaşıldı. "Âc" kelimesi "Tâc" ya da "Sirâc" olabilir. Okuyamadığım yerleri noktaladım. Birincisi "intikal etti" olmalıdır. İkincisi "yedi" ya da "dokuz" okunabilir. Fakat "yedi" olması çok muhtemeldir. Bu kabrin yanındaki, yüzü batıya bakan türbenin de kardeşi Nûreddîn Alp Arslan'a ait olduğu anlaşıldı.
Yazar ayrıca bu bölümde bir dipnot düşerek şu ifadeyi kullanmıştır: "Bu çevredeki kitabeleri toplayan maarif müfettişlerinden İsmail Hakkı Bey kardeşimiz Niksar'a gittiği hâlde maalesef ne bu türbeleri ne de bu kitabeleri görebilmiştir."
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- kitâbe: taş üzerindeki yazı
- muharrir-i fakîr: "yoksul yazar"; yazarın kendisi için kullandığı alçakgönüllü söyleyiş
- cebhe: yüz, cephe
- tathîr: temizleme
- emîr, isfehsâlâr: komutan, ordu başkomutanı
- mücâhid, murâbıt: gazi, sınır nöbetçisi
- erba'în, seb'i-mi'e: "kırk", "yedi yüz"; kitabedeki tarih ibaresi, yani hicrî 7xx yılının kırklı yılları
- intikâl: ölüm, ahirete göç
Okunan Kitabe Bugün Ne Dendi
Hüsameddin'in aradığı yapı, Niksar'da Melikgazi Mezarlığı'nın girişinde, Melik Danişmend Gazi Türbesi'ne giden yolun kuzeyinde bulunan türbedir. Bugünkü kaynaklarda adı Taceddin Doğan Şah Alp Türbesi'dir. Kitabesi bulunmadığından yapının inşa tarihi belli değildir; ancak mezar taşındaki iki satırlık yazıdan, Taceddin Bey'in babası Doğan Şah Alp'e ait olduğu anlaşılmıştır. Doğan Şah Alp, Taceddinoğulları Beyliği'nin kurucusudur; kaynaklarda Doğancık Bey olarak da geçer. Taceddinoğulları Beyliği 1335'te Moğol-İlhanlı döneminden sonra kurulmuş, başkenti Niksar olmuştur.
Güncel kaynak, yapının kayıtlara ilk geçişini Hüseyin Hüsameddin'e bağlar: 1920'li yıllarda toprak altından çıkarılan mezar taşıyla kayıtlara girmiş, fakat o yıllarda gereken ilgiyi görmemiştir. Halit Çal 1988'de hazırladığı çalışmada mezar taşını yeniden toprak altından çıkarmış, kitabenin batı ucunun kırık ve aşınmış olduğunu belirtmiş, yapının Siracüddin Doğan Şah Alp'e ait olduğunu söylemiştir. Hüsameddin'in kitabede "Tâc" ya da "Sirâc" olabilecek bir sözcük olduğunu not ettiği düşünülürse, bu okuma onun şüphelerinden "Sirâc"ın doğru çıktığını gösterir. Hüsameddin ismi Togan Şah Alp, bugünkü kaynak Doğan Şah Alp olarak yazar. Kitabedeki tarihte "yedi yüz" ve "kırk" sözcükleri seçildiğine göre, Hüsameddin'in okuduğu birler hanesi "yedi" ise tarih hicrî 747, "dokuz" ise 749 olurdu; kendisi "yedi"yi daha muhtemel bulur. Bu hesap metindeki ibareden çıkarılmıştır, güncel kaynakta kitabenin tarihi verilmemiştir.
Yapı 1981'de tescil edilmiştir. Uzun yıllar depo olarak kullanılmış, 2008'de Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce yürütülen onarım sırasında adı Taceddin Doğan Şah Alp Türbesi olarak değiştirilmiş, onarım 2010'da bitmiştir. Bugün yapı Türk-İslam Mezarlığı Mezar Taşları Müzesi olarak kullanılmaktadır. Melikgazi Mezarlığı'nda dört eyvan türbe daha vardır; yolun güneyindeki ikisi büyük ölçüde ayaktadır, kuzeyindeki ikisinden yalnızca duvar kalıntıları kalmıştır. Hüsameddin'in kardeşi Nûreddîn Alp Arslan'ın türbesi olarak andığı yapı hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Hüsameddin'in Yöntemi
Metinde aktarılan örnek, yazarın yöntemini açıkça gösterir: mezar taşını kendisi kazdırıp okumuş, okuyamadığı yerleri noktalamış, olası okumaları ayrı ayrı yazmış ve en olası olanı belirtmiştir. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi'ndeki maddede de Hüsameddin'in el yazmaları, mahkeme sicilleri, vakfiyeler, kitabeler ve mezar taşları gibi ilk kaynaklara başvurduğu, ancak kaynaklarını çoğunlukla göstermediği belirtilir. Bu örnekte kaynağı gösterdiği için ayrıca değerlidir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, Giriş, s. 67; ayrıca 3. cilt, s. 30-31. amasya.bel.tr
Akademik çalışmalar
Kitaplar