Amasyalıdır. Sekbân Ali Ağa mahdûmu olup “Sekbânzâde” demekle meşhûrdur. 1116 senesi cumâdelâhiresinin sekizinci günü Amasya beyi olup Mütesellim Yeğen Ali Ağa ibkâ edildi. Receb evâilinde Müftü el-Hâc Ömer Efendi’nin yerine Zanalı es-Seyyid el-hâc Ahmed Efendi ikinci def‘a Amasya müftüsü ve Çerkes Mehmed Paşa Sivas vâlisi oldu.
Şevvâlin gurresinde Mesnevîhânzâde es-Seyyid Abdülkâdir Efendi yine Amasya kadısı olup baş a‘yân ile nakîb-i sâbık Emîr Hacı’nın araları açıldığından sâdât ve a‘yân iki fırka olmuşdu.
1117 senesi gurre-i muharreminde dergâh-ı âlî kapıcıbaşılarından ve [238] a‘yândan Selâmzâde Mehmed Bey bin Sâdullâh Bey baş a‘yân ve Deli Yûsuf Ağazâde el-Hâc Mahmûd Ağa Amasya mütesellimi ve kethüdâyeri oldu.
Ramazânın gurresinde Emîr Hacı Abdüllâtîf Çelebi nakîb kâ’im-makâmı olduktan bir hafta sonra Müftü Zanalı es-Seyyid el-Hâc Ahmed Efendi azl olunup selefi Hacı Efendizâde el-Hâc Ömer Efendi yine Amasya müftüsü oldu.
Şevvâlin gurresinde Avkatlı İbrâhim Ağa’nın da azliyle esbak Amasya Mütesellimi Kürd Ahmedzâde es-Seyyid Ebûbekir Ağa’nın mahdûmu Kürd es-Seyyid İbrâhim Ağa Amasya alaybeyi ve zilka’de gurresinde Şa’bân Ağa kethüdâyeri ve müteâkiben Amasya mütesellimi oldu.
Bu sene ekâbir-i ulemâdan müftü-i esbak Merzifonî el-Hâc Mustafa Efendi, Sekü Köylü el-Hâc Mehmed Efendi, a‘yândan Çorakçızâde el-Hâc Halil Ağa, Lâdik müftüsü ve Şeyhülislâm Medresesi müderrisi Ayntâbî el-Hâc Yûsuf Efendi vefât etdi.
1118 senesi gurre-i muharreminde Küçük Alizâde Yeğen Ali Ağa baş a‘yân olup Abdi Paşa Sivas vâlisi ve safer evâilinde Amasyalı Kadızâde Mustafa Paşa vezâretle Konya vâlisi ve Amasya Beyi Ahmed Bey de Mar’aş beylerbeyi oldukda Amasya sancağı esbak Karahisar-ı Şarkî Mutasarrıfı Ali Paşa’ya tevcîh edildi.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. Sekban Ali Ağa'nın oğlu olup "Sekbanzâde" adıyla tanınır. 1116 yılı cemaziyelahirinin sekizinci günü [8 Ekim 1704] Amasya beyi oldu; Mütesellim Yeğen Ali Ağa görevinde bırakıldı. Receb ayının ilk günlerinde Müftü el-Hâc Ömer Efendi'nin yerine Zanalı es-Seyyid el-Hâc Ahmed Efendi ikinci kez Amasya müftüsü, Çerkes Mehmed Paşa da Sivas valisi oldu.
Şevvalin ilk günü Mesnevîhânzâde es-Seyyid Abdülkâdir Efendi yeniden Amasya kadısı oldu. Bu sırada baş a'yân ile eski nakîb (seyyidlerin başı) Emîr Hacı'nın arası açıldığından seyyidler ile a'yân iki gruba ayrılmıştı.
1117 yılı muharreminin ilk günü [25 Nisan 1705] saray kapıcıbaşılarından ve a'yândan Selâmzâde Mehmed Bey bin Sâdullah Bey baş a'yân, Deli Yûsuf Ağazâde el-Hâc Mahmûd Ağa da Amasya mütesellimi ve kethüdâyeri oldu.
Ramazanın ilk günü Emîr Hacı Abdüllâtîf Çelebi nakîb vekili oldu. Bundan bir hafta sonra Müftü Zanalı es-Seyyid el-Hâc Ahmed Efendi azledildi ve kendisinden önce bu görevde bulunan Hacı Efendizâde el-Hâc Ömer Efendi yeniden Amasya müftüsü oldu.
Şevvalin ilk günü Avkatlı İbrâhim Ağa da azledildi; eski Amasya Mütesellimi Kürd Ahmedzâde es-Seyyid Ebûbekir Ağa'nın oğlu Kürd es-Seyyid İbrâhim Ağa Amasya alaybeyi oldu. Zilkadenin ilk günü Şa'bân Ağa kethüdâyeri, ardından da Amasya mütesellimi oldu.
Bu yıl büyük âlimlerden eski müftü Merzifonlu el-Hâc Mustafa Efendi ile Sekü Köylü el-Hâc Mehmed Efendi, a'yândan Çorakçızâde el-Hâc Halil Ağa ve Lâdik müftüsü ile Şeyhülislâm Medresesi müderrisi Ayntablı el-Hâc Yûsuf Efendi vefat etti.
1118 yılı muharreminin ilk günü [15 Nisan 1706] Küçük Alizâde Yeğen Ali Ağa baş a'yân, Abdi Paşa da Sivas valisi oldu. Safer ayının ilk günlerinde Amasyalı Kadızâde Mustafa Paşa vezirlik rütbesiyle Konya valisi, Amasya Beyi Ahmed Bey de Maraş beylerbeyi olunca Amasya sancağı, daha önce Karahisar-ı Şarkî (Şebinkarahisar) mutasarrıfı olan Ali Paşa'ya verildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mahdûm: oğul
- ibkâ edilmek: görevinde bırakılmak
- gurre: ayın ilk günü
- evâil: ayın ilk on günü, ilk günleri
- sâdât: seyyidler, Hz. Peygamber soyundan gelenler
- nakîb / nakîb kâ'im-makâmı: şehirdeki seyyidlerin işlerine bakan nakîbüleşrafın temsilcisi / onun vekili
- a'yân, baş a'yân: şehrin ileri gelenleri / bunların başı
- fırka: grup, taraf
- dergâh-ı âlî kapıcıbaşısı: sarayın kapıcıbaşılarından biri; çoğu zaman taşrada görevlendirilen bir saray unvanı
- mütesellim: sancak beyinin sancakta bıraktığı vekili
- kethüdâyeri: sancaktaki tımarlı sipahilerin işlerine bakan görevli
- alaybeyi: sancaktaki tımarlı sipahilerin komutanı
- selef / esbak: kendisinden önce görevde bulunan / önceki, eski
- ekâbir-i ulemâ: büyük âlimler
- vezâretle: vezirlik rütbesi verilerek
- tevcîh edilmek: bir göreve, bir kimseye verilmek
- mutasarrıf: sancağın yönetimini ve gelirini elinde tutan kişi
Sekbanzâde ve "Serçeşme" Ahmed Bey
Hüsameddin bir önceki maddede, Hüseyin Paşa'nın 1116 cemaziyelahirinde vezirlikle Bursa muhafızlığına gönderildiğini ve Amasya sancağının "Serçeşme Ahmed Bey"e verildiğini yazar. Bu maddedeki Sekbanzâde Ahmed Bey aynı kişidir. Lakabındaki "serçeşme" sözü, onun hangi ortamdan yetiştiğini gösteren önemli bir ipucudur. Osmanlı ordusunun gerileme döneminde ortaya çıkan saruca ve sekban birlikleri, sefer öncesinde kırkar ellişer kişilik bölükler halinde bölükbaşılarının emrinde toplanır, savaştan sonra dağılırdı. Bu bölükbaşılar da kendisine "serçeşme" denilen bir başbölükbaşıya bağlıydı.
Taşradaki sekbanlar, ihtiyaç duyulduğunda halktan gönüllü olarak toplanan, "yerli kulu" da denilen ve yalnız hizmette bulundukları sürece ulûfe alan askerlerdi. On altıncı yüzyıl sonlarındaki Habsburg savaşlarına götürülen bu tüfekli gruplar, savaş dönüşü maaşsız kalınca eşkıyalığa yönelmiş, bir kısmı da yerel güç odaklarının insan gücünü oluşturmuştu. On yedinci yüzyıldan itibaren beylerbeyi ve sancak beylerinin maiyetine giren bu askerlere "saruca-sekban" denilmiştir. Babasının "Sekban Ali Ağa" diye anılması ve oğlunun serçeşmelikten sancak beyliğine yükselmesi, ailenin bu taşra askerî çevresinden geldiğini düşündürür; ancak bu bir çıkarımdır, aileye dair ayrıca bir belgeye rastlanmadı. Ahmed Bey'in Amasya'yı paşa olarak değil "bey" olarak yönetmesi, sonra Maraş beylerbeyiliğine yükselmesi de bu kariyerin tipik bir basamağıdır. Başka kaynaklarda Sekbanzâde Ahmed Bey'e dair bilgiye rastlanmadı.
Müftülüğün İki Âlim Arasında El Değiştirmesi
Bu iki yıllık kayıtta okurun dikkatini çekmesi gereken bir nokta, Amasya müftülüğünün iki kişi arasında gidip gelmesidir. Hüsameddin bir önceki maddede, 1115 yılının Kurban Bayramı'nın ikinci günü Zanalı es-Seyyid el-Hâc Ahmed Efendi'nin azledilip yerine Torumtay Medresesi müderrisi Hacı Efendizâde el-Hâc Ömer Efendi'nin getirildiğini yazmıştı. Bu maddede 1116 receb ayında Zanalı Ahmed Efendi yeniden müftü olur, 1117 ramazanında yine azledilir ve Ömer Efendi makamına döner. Kısa aralıklarla tekrarlanan bu değişiklikler, aynı dönemde seyyidlerle a'yânın iki gruba ayrıldığı haberiyle birlikte okunduğunda, müftülüğün de şehirdeki taraflaşmanın dışında kalmadığını düşündürür.
Hacı Efendizâde Ömer Efendi'nin ailesi Amasya'nın köklü ilmiye hanedanlarındandır. Hüsameddin'in kitabının biyografi ciltlerinde oğlu Müftüzâde es-Seyyid el-Hâc Ebûbekir Efendi'nin tercümesi yer alır: Ebûbekir Efendi, Çorumlu Hâfız es-Seyyid el-Hâc Mehmed ve Ayntablı el-Hâc Mustafa Efendi'den okumuş, hocası Ayntablı Efendi'ye damat olmuş, sonra Yakub Paşa Medresesi müderrisi ve a'yân meclisi üyesi iken 1155 yılının sonlarında vefat etmiştir. Ömer Efendi'nin kendisi bir sonraki maddede anlatıldığı üzere 1118 şevvalinde vefat edecektir.
Sivas Valileri
Maddede adı geçen Çerkes Mehmed Paşa'nın hayatı bugünkü araştırmalarda ayrıntılı biçimde izlenebilmektedir. Çerkez asıllı olan paşa kapıcılar kethüdalığına kadar yükselmiş, 1695'te küçük imrahor, 1697'de büyük imrahor olmuş, 1112 [1700] yılında vezirlik payesiyle Halep valiliğine atanmıştır. Daha sonra Kudüs ve ikinci kez Halep valiliklerinde bulunmuş, 1116 [1704] yılında önce Urfa, kısa bir süre sonra da Sivas valisi olmuştur. Yaklaşık iki yıl Sivas'ta kaldıktan sonra 1118 [1706] yılında Anadolu valiliğine geçmiştir. Bu bilgi Hüsameddin'in kaydıyla uyuşur: Mehmed Paşa 1116 recebinde Sivas valiliğine gelmiş, 1118 muharreminde yerini Abdi Paşa'ya bırakmıştır. Paşanın sonraki görevleri arasında Musul, Van, ikinci kez Sivas, Bender ve Konya valilikleri sayılır. Sivas valiliğine gelen Abdi Paşa hakkında ise bu döneme ait başka bir kayda rastlanmadı.
Kadızâde Mustafa Paşa'yı Bir Başka Paşayla Karıştırmamak
1118 saferinde vezirlikle Konya valisi olan Amasyalı Kadızâde Mustafa Paşa hakkında başka kaynaklarda bilgi bulunamadı. Adı benzediği için dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır: Hüsameddin'in biyografi ciltlerinde "Sıdkı Mustafa Paşa-Kadızâde" adıyla tanıtılan Amasyalı vezir, dört kez reisülküttâblık yapmış, Tımışvar valisi olmuş ve 1073 [1662] muharreminde vefat etmiştir. Bu maddedeki Kadızâde Mustafa Paşa ondan kırk yılı aşkın bir süre sonra görev aldığına göre başka bir kişidir.
Yeğen Ali Ağa ve Amasya'nın Hanedanları
Ahmed Bey'in görevinde bıraktığı mütesellim Yeğen Ali Ağa, 1118 muharreminde "Küçük Alizâde" lakabıyla baş a'yân olarak yeniden karşımıza çıkar. Hüsameddin bir önceki maddenin dipnotunda onun Amasya'daki Yeğenzâdeler ailesinin atası olduğunu, kendisine "Yeğen Ali Bey" de dendiğini ve Amasya mutasarrıfı Küçük Ali Beyzâde Hüseyin Paşa'nın yeğeni bulunduğunu belirtir. Hüsameddin'in bu ifadeyi geniş zamanla kurması, Yeğenzâdeler'in onun yaşadığı yıllarda da Amasya'da tanınan bir aile olduğunu gösterir. Bir önceki maddede adı geçen Şehir Kethüdâsıoğulları gibi, bu aile de kökünü bu yılların a'yân kadrolarına bağlar.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cilt, s. 623–623. amasya.bel.tr
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 4. Cilt, s. 623 ("Hüseyin Paşa" maddesi ve dipnotları).
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 6-8. Ciltler, "Ebûbekir Efendi-Müftüzâde" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page94.html
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 9-12. Ciltler, "Sıdkı Mustafa Paşa-Kadızâde" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page442.html
Akademik çalışmalar
Resmî kaynaklar