Amasyalıdır. Esbak Amasya Miralayı Küçük Ali Bey’in mahdûmudur. “Küçük Ali Beyzâde” demekle meşhûrdur.⁶⁸⁸ 1115 senesi cumâdelâhiresinin on birinde Amasya mutasarrıfı ve birâderzâdesi Yeğen Ali Ağa bin Ahmed Bey de Amasya mütesellimi oldu.⁶⁸⁹
Recebin dokuzuncu günü Sadr-ı a’zam Ahmed Paşa azl u nefy edildi. İmâm-ı Sultânî Deli Emîr Mustafa Efendi Kıbrıs’a gönderilip orada boğduruldu. Ramazân içinde Şeyhülislâm Hâfız Mehmed Efendi de azl edilip Bursa’ya gönderildi.
Şevvâlin gurresinde İbrâhim Efendi Amasya kadısı olup Kurban Bayramı’nın ikinci günü Müftü Zanalı es-Seyyid el-Hâc Ahmed Efendi’nin azliyle Torumtay Müderrisi Hacı Efendizâde el-Hâc Ömer Efendi bin Şeyh Mehmed Ağa bin Sarı Mehmed Ağa Amasya müftüsü oldu. Müteâkiben hasta yatan baş a‘yân el-Hâc Abdülbâki Efendi vefât etdi.
1116 senesi gurre-i muharreminde Yeğen es-Seyyid el-Hâc Hasan Ağa baş a‘yân olup on gün sonra Emîr Hacı ile Deli Emîr Paşa [237] zâde azl edilerek es-Seyyid Mahmûd Ağa nakîb kâ’im-makâmı ve Avkatlı İbrâhim Ağa alaybeyi oldu.
Rebîülâhirin yirmisinde ulûfeciyân-ı yemîn kethüdâsı Amasyalı Hüseyin Ağa bin Mehmed, Yeniçeri Ağası Tortumlu İbrâhim Ağa’nın şerrine uğrayıp azliyle Amasya’ya gönderildi. Müteâkiben İbrâhim Ağa da azl edildiğinden Hüseyin Ağa bâ-fermân-ı âlî Amasya şehir kethüdâsı oldu.⁶⁹⁰
Cumâdelûlânın yirmisekizinci günü Amasya Mutasarrıfı Hüseyin Paşa’nın efendisi olan Kayseriyyeli Kalaylı Koz Ahmed Paşa sadrâzam olduğundan cumâdelâhirede Hüseyin Paşa vezâretle Bursa muhâfızı olup Amasya sancağı Serçeşme Ahmed Bey’e tevcîh edildi.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. Eski Amasya miralayı Küçük Ali Bey'in oğludur. "Küçük Ali Beyzâde" diye tanınır. 1115 [1703] yılı Cemâziyelâhir ayının on birinde Amasya mutasarrıfı oldu; yeğeni Yeğen Ali Ağa bin Ahmed Bey de Amasya mütesellimi oldu.
Receb'in dokuzuncu günü Sadrazam Ahmed Paşa azledilip sürgün edildi. Padişah imamı Deli Emîr Mustafa Efendi Kıbrıs'a gönderilip orada boğduruldu. Ramazan içinde Şeyhülislâm Hâfız Mehmed Efendi de azledilip Bursa'ya gönderildi.
Şevval'in ilk günü İbrâhim Efendi Amasya kadısı oldu. Kurban Bayramı'nın ikinci günü Müftü Zanalı es-Seyyid el-Hâc Ahmed Efendi'nin azli üzerine Torumtay Medresesi Müderrisi Hacı Efendizâde el-Hâc Ömer Efendi bin Şeyh Mehmed Ağa bin Sarı Mehmed Ağa Amasya müftüsü oldu. Ardından bir süredir hasta yatan baş âyan el-Hâc Abdülbâki Efendi vefat etti.
1116 [1704] yılı Muharrem'inin ilk günü Yeğen es-Seyyid el-Hâc Hasan Ağa baş âyan oldu. On gün sonra Emîr Hacı ile Deli Emîr Paşazâde azledildi; es-Seyyid Mahmûd Ağa nakîb kaymakamı, Avkatlı İbrâhim Ağa da alaybeyi oldu.
Rebîülâhir'in yirmisinde sağ ulûfeciler bölüğünün kethüdası Amasyalı Hüseyin Ağa bin Mehmed, Yeniçeri Ağası Tortumlu İbrâhim Ağa'nın kötülüğüne uğrayarak azledildi ve Amasya'ya gönderildi. Kısa süre sonra İbrâhim Ağa da azledildiğinden Hüseyin Ağa padişah fermanıyla Amasya şehir kethüdası oldu.
Cemâziyelevvel'in yirmi sekizinci günü Amasya Mutasarrıfı Hüseyin Paşa'nın efendisi olan Kayserili Kalaylı Koz Ahmed Paşa sadrazam oldu. Bunun üzerine Cemâziyelâhir'de Hüseyin Paşa vezirlikle Bursa muhafızı oldu ve Amasya sancağı Serçeşme Ahmed Bey'e verildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mîrâlây: alaybeyi, sancaktaki tımarlı sipahilerin komutanı
- mahdûm: oğul
- birâderzâde: kardeş oğlu, yeğen
- azl u nefy: görevden alıp sürgün etme
- imâm-ı sultânî: padişahın imamı
- müderris: medrese hocası
- ulûfeciyân-ı yemîn: kapıkulu süvarilerinden sağ ulûfeciler bölüğü
- şer: kötülük, zarar
- bâ-fermân-ı âlî: padişah fermanıyla
- şehir kethüdâsı: şehir halkını ve esnafı yönetime karşı temsil eden yerli görevli
- efendi: burada bir kişinin hizmetinde bulunduğu, intisap ettiği büyüğü
- muhâfız: önemli bir şehrin ya da kalenin askerî yöneticisi
- cedd-i a'lâ: soyun en büyük atası
Küçük Alizâde Hüseyin Paşa'nın Hayatı
Hüseyin Paşa'nın hayatı, Hüsameddin'in biyografi cildindeki "Hüseyin Paşa-Küçük Alizâde" maddesinde ayrıntılı biçimde anlatılır. Buna göre Amasya'nın büyük zaimlerinden Küçük Ali Bey'in en küçük oğludur; ağabeyleri Ahmed, Mehmed ve Hasan beylerdir. Gençliğinde Enderun'a girmiş, Baltacılar Ocağı'na yazılıp yetiştikten sonra baltacılar kethüdası olmuştur. Burada Kayserili Kalaylıkoz Ahmed Paşa ile dostluk kurmuş, 1099 Muharreminde saltanat değişikliği üzerine azledilip saraydan çıkarılmış, birkaç ay sonra Ahmed Paşa kaptan-ı derya olunca onun dairesine girip kethüdası olmuştur. 1104'te paşanın Sivas valiliği sırasında Sivas mütesellimliği yapmış, 1108'de efendisinin vezirliği kaldırılınca sürgün olarak Amasya'ya gelmiş, 1109'da Sivas, Amasya ve Çorum sancaklarının bir vergi kaleminin mültezimi olarak beş yılda büyük bir servet edinmiştir. 1114 Rebîülevvelinde Daltaban Mustafa Paşa sadrazam olunca onun kapısında serçeşme olmuş, 11 Cemâziyelâhir 1115'te beylerbeyilik rütbesiyle Amasya mutasarrıfı, efendisinin sadaretinde de 8 Cemâziyelâhir 1116'da vezirlikle Bursa muhafızı olmuştur.
Biyografinin devamına göre Hüseyin Paşa 1116 Receb'inde yeniçeri ağası olarak İstanbul'a gelmiş, efendisinin 27 Şaban'da sadaretten azli üzerine o da azledilerek eski görevi olan Bursa muhafızlığına gönderilmiştir. 1118 Cemâziyelevvelinde Mısır valisi olmuş, 1119 Cemâziyelâhirinde azledilmiş ve dönüş yolunda vefat etmiştir. Hüsameddin onu "erbâb-ı basiretten, kabil-i istihdam bir zat" diye niteler. Kızı Fatıma Hanım Amasya'da oturmuş, 1148'de Mehmed Paşa Mahallesi'nde bir medrese yaptırıp mülklerini bu medreseye vakfetmiş, vakfın mütevelliliğini Yeğen Ali Beyzâde İbrâhim Bey'e ve onun çocuklarına şart koşmuştur.
Kaynaklardaki Ad Karışıklığı
Hüsameddin, Hüseyin Paşa'nın biyografisinde Râşid Mehmed Efendi'nin tarihine yönelik bir düzeltme yapar. Râşid bir yerde "Sadrazam Kalaylıkoz Ahmed Paşa'nın kethüdası ve sadaretinde vezirlikle Bursa muhafızı olan Bosnavî Hüseyin Paşa"nın davet edilip yeniçeri ağası yapıldığını, azlini anlatırken de "Kalaylı Ahmed Paşa'nın iradesiyle yeniçeri ağası olan Bosnavî Hasan Paşa"nın azledilip eski görevi olan Hüdavendigâr (Bursa) sancağına gönderildiğini yazar. Hüsameddin burada iki kalem hatası bulunduğunu söyler: Kalaylı Ahmed Paşa'nın kethüdalığından yetişen kişi Hasan değil Küçük Alizâde Hüseyin Paşa'dır; bu Hüseyin Paşa da Bosnalı değil Amasyalıdır, bu durum mali kayıtlar, şer'iye sicilleri ve ailesinin Amasyalı oluşuyla sabittir, Bosnalı Hüseyin Paşa başka bir kişidir. Hüsameddin'in bu maddedeki dipnotunda andığı Mukataat Defteri kaydı da paşayı "Kalaylı Koz Ahmed Paşa kethüdası Amasyalı Küçük Alizâde" diye tanımlar.
Bugün derlenmiş yeniçeri ağaları listeleri bu karışıklığın izlerini taşır. Bu listelerden birinde 1704 yılı için art arda "Bosnalı Hasan Ağa", "İbrahim Ağa", "Koca Hasan Ağa" ve "Hüseyin Ağa, Koz Ahmed Paşa kethüdası" adları görülür; Tortumlu İbrâhim Ağa ise 1705 başlarına yerleştirilmiştir. Listedeki tarihlerin tutarsızlığı bir yana, Kalaylıkoz Ahmed Paşa'nın kethüdası olan bir Hüseyin Ağa'nın bu yıllarda yeniçeri ağası olduğunun kaydedilmesi Hüsameddin'in düzeltmesini destekler.
Mısır valiliği konusunda da benzer bir durum vardır. Osmanlı Mısır valilerinin derlenmiş listelerinde 1706-1707 yıllarında Dellak Ali Paşa görünür. Ancak aynı listenin notlarında, Mehmed Süreyya'nın Sicill-i Osmânî'sinin tam bu dönemde Mısır valisi olarak "kethüda" Hüseyin Paşa'yı gösterdiği, buna karşılık kendi listesinde Dellak Ali Paşa'yı verip aynı yıl onun ardından "Kethüda Hasan Ağa" adlı birinin geldiğini yazdığı belirtilir. "Kethüda" sıfatıyla anılan bu Hüseyin Paşa'nın, Hüsameddin'in 1118-1119'da Mısır valisi olduğunu yazdığı Küçük Alizâde Hüseyin Paşa olması kuvvetle muhtemeldir; Hüsameddin'in kaydı, bu karışık dönemin aydınlatılmasına yarayacak bir tanıklık olarak değer taşır.
Efendisi Kalaylıkoz Ahmed Paşa'nın Sadareti
Hüseyin Paşa'nın yükselişi baştan sona efendisi Kalaylıkoz Ahmed Paşa'ya bağlıdır. Hayatına dair derlemelere göre Kayseri'nin bir köyünde doğan, Rum asıllı olduğu belirtilen Ahmed Paşa gençken saraya girip Baltacılar Ocağı'na yazılmış, kahvecibaşılık ve sakabaşılıktan sonra Cidde valiliği, 1688'de Van valiliği ve aynı yıl kaptan-ı deryalıkla yükselmiştir. 1693'te İstanbul'da sadaret kaymakamı iken narhı uygulatıp karaborsayı önlemesiyle halkın sevgisini kazanmış, 1696'da Azak'ın düşmesindeki ihmali yüzünden saklanmak zorunda kalmış, 1699'da affedilmiştir. Lakabının, babasının kalaycı olmasından ve sadarete getirilirken saraydaki kozbekçiler odasında bekletilmesinden geldiği de rivayet edilir.
Sadarete gelişi Reşad Ekrem Koçu'nun İstanbul Ansiklopedisi'nde ayrıntılı anlatılır: Sadrazam Enişte Hasan Paşa'nın hırsından bıkan III. Ahmed'e kızlar ağası Uzun Süleyman Ağa "Kalaylı Paşa kadar vezir olmaz" diyerek Ahmed Paşa'yı önermiş; padişahın davet hattını alan paşa birkaç adamıyla bir gemiye binip İstanbul'a gelmiş, gizlice sarayda kozbekçiler odasında misafir edilmiş, Enişte Hasan Paşa'dan mühür alınınca Bağdat Köşkü'nde huzura kabul edilip sadrazam olmuştur (28 Cemâziyelevvel 1116 = 27 Eylül 1704). Hüsameddin'in verdiği 28 Cemâziyelevvel tarihi bununla tam olarak örtüşür. Ahmed Paşa'nın sadareti iki ay yirmi yedi gün sürmüş, 25 Aralık 1704'te azledilmiştir. Dilek Seniha Cenez'in çalışmasında bu tarih 27 Şaban 1116 olarak verilir; Hüsameddin'in Hüseyin Paşa'nın yeniçeri ağalığından azlini "efendisinin sadaretten azlini müteakip" 27 Şaban'a koyması da aynı güne denk gelir. Kalaylıkoz Ahmed Paşa azlinden sonra Midilli'ye sürülmüş, sonraki yıllarda Hanya ve İnebahtı muhafızlıklarında bulunmuş, Ocak 1715'te İnebahtı'da ölmüştür.
Edirne Vak'ası'nın Tasfiyesi
Maddenin ikinci paragrafındaki üç olay, 1703 isyanından sonra III. Ahmed'in isyancıların başa getirdiği kişileri birer birer uzaklaştırmasının Amasya'dan görünüşüdür. Abdülkadir Özcan'ın maddesine göre Sadrazam Kavanoz Ahmed Paşa'nın elinden mühür 8 Receb 1115'te (17 Kasım 1703) alınmış, ertesi gün, yani Hüsameddin'in verdiği 9 Receb'de Sakız'a sürülmüştür. Şeyhülislâm İmam Mehmed Efendi de 18 Ramazan 1115'te (25 Ocak 1704) azledilip mecburi ikamet için Bursa'ya gönderilmiştir. Lâdikli Deli Emîr Mustafa Efendi'nin Kıbrıs'ta boğdurulmasına dair başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı. Feyzullah Efendi'nin ailesinin de Kıbrıs'a sürüldüğü bilindiğinden, adanın bu yıllarda gözden düşenlerin gönderildiği yerlerden biri olduğu anlaşılır.
Torumtay Medresesi ve Hacı Efendizâde Ömer Efendi
Amasya müftülüğüne getirilen Hacı Efendizâde Ömer Efendi'nin müderrisi olduğu Torumtay Medresesi, bugün Gökmedrese Camii diye bilinen yapıdır. Fazilet Koçyiğit'in çalışmasına göre eser, bânisinden dolayı Torumtay Camii diye de anılır; bânisi II. Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında Amasya valisi olan Seyfeddin Torumtay'dır ve bu bilgi günümüze ulaşan Torumtay vakfiyesinden öğrenilir. Kitabesi bulunmadığı için inşa tarihi kesin değildir; bazı araştırmacılar vakfiyeden hareketle yapıyı 665 (1266-67) yılına tarihler. Vakfiyedeki şartlar, eğitim ve müezzin için ayrı gelir ayrıldığını ve yapının hem cami hem medrese olarak kullanıldığını gösterir. Koçyiğit, Hüsameddin'in bu medresede çalışan müderrislerin adlarını verdiğini ve ilk müderrisin hekim Gıyaseddin Mahmud-ı Garmînî olduğunu bildirdiğini de aktarır. Seyfeddin Torumtay'ın türbesi, Gökmedrese'nin karşısında 1278'de yapılmıştır.
Ömer Efendi'nin soy kaydı, onu bir önceki maddede adı geçen Hacı Efendizâde ailesine bağlar: o da Belgrad muhafızı Hacı Efendizâde Ali Paşa gibi Sarı Mehmed Ağa'nın torunudur. Böylece aynı yıl içinde bu ailenin bir ferdi vezirlikle Belgrad'a, bir başkası Amasya müftülüğüne yükselmiş olmaktadır.
Yeğenzâdeler ve Şehir Kethüdâsıoğulları
Dipnotlar, maddede adı geçen iki kişinin Amasya'da uzun ömürlü iki ailenin atası olduğunu bildirir. Mütesellim Yeğen Ali Ağa, Hüseyin Paşa'nın ağabeyi Ahmed Bey'in oğludur; Hüsameddin'in biyografi cildine göre paşanın hem yeğeni hem damadıdır ve soyu "bugüne kadar Yeğenzâdelikle meşhur"dur. Kitapta Yeğen Ali Bey'in bu maddeden önce de baş âyan ve mütesellim olarak sık sık göründüğü, 1113 yangınının soruşturmasında nüfuzunun dikkati çektiği hatırlanmalıdır.
Şehir kethüdalığına getirilen Hüseyin Ağa bin Mehmed ise Amasya'daki Şehir Kethüdâsıoğulları'nın atasıdır. Biyografi cildindeki "Hüseyin Ağa-Kethüdâ" maddesine göre Amasyalı bir yeniçeri olan Mehmed'in oğludur; Yeniçeri Ocağı'nda yetişip sağ ulûfeciler bölüğünün kethüdası olmuş, 1116 Rebîülâhirinde yeniçeri ağasının kötülüğüne uğrayarak azledilmiş ve Amasya'ya gönderilmiş, padişah fermanıyla Amasya şehir kethüdası olmuş ve 1119 Rebîülevvelinin ortalarında vefat etmiştir. Tortumlu İbrâhim Ağa'ya dair başka kaynaklarda, adının yeniçeri ağaları listesinde 1705 başlarına yerleştirilmesi dışında bilgiye rastlanmadı.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cilt, s. 623–623. amasya.bel.tr
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 9-12. Cilt, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, "Hüseyin Paşa-Küçük Alizâde" ve "Hüseyin Ağa-Kethüdâ" maddeleri, e-kitap s. 37-38. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page37.html
- "Kalaylıkoz Hacı Ahmed Paşa", Vikipedi (Mehmed Süreyya, Sicill-i Osmânî ve Casim Avcı'nın Yaşamları ve Yapıtlarıyla Osmanlılar Ansiklopedisi maddesine dayanarak). https://tr.wikipedia.org/wiki/Kalaylıkoz_Hacı_Ahmed_Paşa
Akademik çalışmalar
- Dilek Seniha Cenez, 18. Yüzyılda Bir Devlet Adamı: Çorlulu Ali Paşa (1706-1710), yüksek lisans tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2017. https://nek.istanbul.edu.tr/ekos/TEZ/56732.pdf
- Abdülkadir Özcan, "Ahmed Paşa, Kavanoz", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/ahmed-pasa-kavanoz
- "Mehmed Efendi, İmâm-ı Sultânî", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/mehmed-efendi-imam-i-sultani
- Abdülkadir Özcan, "Edirne Vak'ası", TDV İslâm Ansiklopedisi, 10. cilt. https://islamansiklopedisi.org.tr/edirne-vakasi
- Fazilet Koçyiğit, "Amasya Gökmedrese Camii Üzerine Bir Değerlendirme", Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, 7/35, s. 423 vd.. https://www.sosyalarastirmalar.com/articles/an-evaluation-on-amasya-gok-madrasah-mosque.pdf
Kitaplar
Diğer kaynaklar