Amasyalıdır. “Rahtuvân-ı Hacı Mehmed Paşa” demekle meşhûrdur. 1111 senesi zilhicce gurresinde Amasya mutasarrıfı olup Bağdad Harbi’ne me’mûr olduğundan Yeğen Ali Bey yine Amasya mütesellimi oldu.
Bu sene Sivas Müftüsü Fâzıl-ı meşhûr Tefsîrî Mehmed Efendi, Amasya fuzalâsından sâbık Hâtuniyye-i Tokat Müderrisi İlyâs Efendi zilhicce evâhirinde Amasya Mevlevîhânesi Şeyhi es-Seyyid Alâaddîn Dede Efendi, sâbık Kethüdâ-yı Sadr-ı Âlî el-Hâc Mustafa Ağa vefât etdi.
1112 senesi gurre-i muharreminde Türedizâde el-Hâc Hüseyin Ağa baş a‘yân olup saferinde Müftü es-Seyyid Ali Efendi’nin azline binâen fuhûl-i ulemâdan Merzifonî el-Hâc Mustafa Efendi Amasya müftüsü ve müteâkiben Emîr Hacı Abdüllatîf Çelebi de nakîb kâ’im-makâmı oldu.
Rebiülevvel gurresinde Amasya’da menfiyyen mukîm olan Kadızâde Ahmed Paşa Mar’aş beylerbeyi oldu. Amasya Mütesellimi Yeğen Ali Bey de azl edilip a‘yândan Hoca Paşazâde el-Hâc Mustafa Bey bin Ömer Bey Amasya mütesellimi oldu.
Bu esnada urbân kâfile-i huccâcı vurup yağma ve pek çok huccâcı ifnâ etdiğinden Şam vâlisi ve emîrü’l-hâc olan Elçi Mehmed Paşa, Şam’a vusûlünde azl u haps edildi. Sâbık Amasya Şehir Kethüdâsı el-Hâc Abdülkâdir Ağa da şehîden vefât etdi. [230]
Şa’bânda Şam Kalesi’nde mahbûs olan sâbık emîrü’l-hâc Elçi Mehmed Paşa’nın mâzereti şâyân-ı kabûl olduğundan vezâretinin ref‘iyle Amasya’ya menfiyyen gelip ikâmete me’mûr oldu.
Şevvâlde diğer Aşçı Mehmed Paşa Sivas beylerbeyi olup Amasya mutasarrıfı Rahtuvân Mehmed Paşa’nın me’mûr olduğu Bağdat’a bir an evvel vusûlü emr u te’kîd edilmişdi. Buna rağmen altı ay sonra gelmesi taksîr ve ihmâline mahmûl ve zâten serdâr Daltaban Mustafa Paşa kendisine muğber olduğundan Bağdat’a vusûlünde maktûl oldu. Amasya sancağı Çankırı Mutasarrıfı Ali Paşa’ya tevcîh edildi.
Günümüz Türkçesiyle
Amasyalıdır. "Rahtuvan Hacı Mehmed Paşa" diye tanınır. 1111 [1700] yılı zilhiccesinin ilk günü Amasya mutasarrıfı oldu. Bağdat Savaşı'na görevlendirildiğinden Yeğen Ali Bey yine Amasya mütesellimi oldu.
Bu yıl Sivas Müftüsü, tanınmış âlim Tefsirî Mehmed Efendi; Amasya'nın faziletli âlimlerinden, Tokat Hatuniye Medresesi'nin eski müderrisi İlyâs Efendi; zilhicce sonlarında Amasya Mevlevîhânesi Şeyhi es-Seyyid Alâaddîn Dede Efendi ve eski sadaret kethüdası el-Hâc Mustafa Ağa vefat etti.
1112 [1700] yılı muharreminin ilk günü Türedizâde el-Hâc Hüseyin Ağa baş âyan oldu. Saferde Müftü es-Seyyid Ali Efendi'nin azli üzerine büyük âlimlerden Merzifonlu el-Hâc Mustafa Efendi Amasya müftüsü, ardından Emîr Hacı Abdüllatîf Çelebi de nakib kaymakamı oldu.
Rebiülevvelin ilk günü Amasya'da sürgün olarak oturan Kadızâde Ahmed Paşa Maraş beylerbeyi oldu. Amasya Mütesellimi Yeğen Ali Bey de azledildi ve âyandan Hoca Paşazâde el-Hâc Mustafa Bey bin Ömer Bey Amasya mütesellimi oldu.
Bu sırada bedevî Araplar hac kafilesini basıp yağmaladıkları ve hacılardan pek çoğunu öldürdükleri için Şam valisi ve emîrülhac olan Elçi Mehmed Paşa, Şam'a varınca azledilip hapsedildi. Eski Amasya Şehir Kethüdası el-Hâc Abdülkâdir Ağa da bu olayda şehit düştü.
Şabanda, Şam Kalesi'nde hapiste bulunan eski emîrülhac Elçi Mehmed Paşa'nın mazereti kabule değer görüldüğünden vezirliği kaldırılarak sürgün olarak Amasya'ya gelip oturması emredildi.
Şevvalde Aşçı Mehmed Paşa adlı başka bir Mehmed Paşa Sivas beylerbeyi oldu. Amasya Mutasarrıfı Rahtuvan Mehmed Paşa'nın görevli olduğu Bağdat'a bir an önce varması emredilmiş ve bu emir üstüne üstüne tekrarlanmıştı. Buna rağmen altı ay sonra gelmesi kusur ve ihmaline yorulduğundan ve zaten serdar Daltaban Mustafa Paşa ona kırgın olduğundan, Bağdat'a varınca öldürüldü. Amasya sancağı Çankırı Mutasarrıfı Ali Paşa'ya verildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- fâzıl-ı meşhûr: ünlü âlim
- fuzalâ: faziletli âlimler
- fuhûl-i ulemâ: âlimlerin önde gelenleri
- menfiyyen mukîm: sürgün olarak oturan
- urbân: bedevî Arap aşiretleri
- kâfile-i huccâc: hacı kafilesi
- ifnâ etmek: yok etmek, öldürmek
- vusûl: varış
- azl u habs: görevden alma ve hapis
- şâyân-ı kabûl: kabule değer
- emr u te'kîd: emredip üstüne basarak tekrarlama
- taksîr ve ihmâl: kusur ve gevşeklik
- mahmûl: yorulan, atfedilen
- muğber: kırgın, gücenik
- maktûl: öldürülmüş
Rahtuvan Lakabı ve Ailesi
"Rahtuvan" lakabı, Osmanlı sarayının has ahır teşkilatından gelir. Raht hazinesi üzerine yapılan bir çalışmaya göre raht-ı hümâyun hazinesinde padişahın eyer takımlarıyla meşgul olan ve gerektikçe bunları hazırlayıp ata vuranlara "rahtvan ağaları" ya da "rahtvân-ı hâs" denirdi. Mehmed Paşa'nın gençliğinde bu hizmette bulunduğu ve lakabını oradan aldığı düşünülebilir; ancak Hüsameddin onun saraydaki hizmetine dair ayrıntı vermez. Önceki maddelerde aynı kişi "Şamlızâde Rahtuvan Mehmed Paşa" adıyla Karahisar-ı Şarkî mutasarrıfı, Hüseyin ve Fîruz ağalar vakfının mütevellisi ve eski Cidde beylerbeyi olarak geçer. Hüsameddin'in biyografi cildindeki bir başka kayıt, bir Şam valisinin 1095'te "Rahtuvan Mehmed Ağa"yı Şam mütesellimi yaptığını bildirir; "Şamlızâde" nisbesi de ailenin Şam'la bağını hatırlatır.
Paşanın oğlu İbrâhim İlmî Bey'in biyografisi aile hakkında daha fazla şey söyler. Hüsameddin'e göre İbrâhim İlmî Bey, babası Şam mütesellimiyken kardeşi Osmân Bey ile birlikte Şam âlimlerinden ders almış, babasının Cidde ve Habeş beylerbeyiliği sırasında hac etmiştir. Babasının ölümünden sonra Amasya'ya dönmüş, Yâkutiyye, Bâyezîd Paşa ve Hüseyin Ağa vakıflarına mütevelli olmuş, birkaç kez baş âyanlık yapmıştır. Bekir Beyzâde Ömer Paşa'nın damadı olan İlmî Bey'in konağı, haftada bir âlim ve şairlerin toplandığı bir edebiyat meclisiydi. 1143 olaylarında arkadaşlarıyla Samsun'a sürülmüş ve aynı yıl orada ölmüştür. Aile sonraki yüzyıllarda "Rahtuvan Paşazâdeler" adıyla Amasya âyanı arasında kalmış, Taş Han ile Mahmud Çelebi Zâviyesi vakıflarının tevliyeti de onlara geçmiştir.
Ölümü ve Daltaban Mustafa Paşa
Mehmed Paşa'nın katlini emreden serdar Daltaban Mustafa Paşa, dönemin en sert devlet adamlarından biridir. Manastır'da doğmuş, Sadrazam Kara İbrâhim Paşa'ya intisap ederek yetişmiş, yeniçeri ağalığı, Bosna valiliği ve Rakka beylerbeyliği yapmıştır. 1700'de Bağdat valiliğine getirilmiş, uhdesine Basra seraskerliği de verilerek birkaç yıl önce İran'ın eline geçmiş olan yerleri geri almak ve bölgede asayişi sağlamakla görevlendirilmiştir. 1701'de Kurna ve Basra'yı kurtarmıştır. Rahtuvan Mehmed Paşa'nın görevlendirildiği "Bağdat Harbi" bu Basra harekâtıdır.
Hüsameddin bu maddede Mehmed Paşa'nın, emre rağmen altı ay geç geldiği için Bağdat'a varınca öldürüldüğünü yazar. Oğlunun biyografisinde ise babasından "1113'te Bağdat harbinde vefat eden" diye söz eder. Birinci anlatım bir cezalandırmayı, ikincisi savaşta ölümü düşündürür; ölüm yılı da maddedeki sıralamaya göre 1112 sonları olmalıyken biyografide 1113 olarak geçer. Bu iki kayıt arasındaki farkı giderecek başka bir kaynağa rastlanmadı. Daltaban'ın sertliği ise başka kaynaklarda da tescillidir: Çevresine karşı sert tutumu ve kırıcı davranışları, sonunda kendi sadrazamlığının da kısa sürmesine ve 28 Ocak 1703'te katledilmesine yol açmıştır.
Hac Kafilesinin Yağmalanması
Elçi Mehmed Paşa'nın başında bulunduğu 1700 Şam hac kafilesinin akıbeti, Ersin Kırca'nın arşiv belgelerine dayanan araştırmasıyla ayrıntılı biçimde bilinmektedir. Kafile Arafat'tan dönüşte, 19 Muharrem 1112'de (6 Temmuz 1700) Aneze ve Benî Sahr aşiretlerinin saldırısına uğramış; hazırlıksız yakalanan ve yeterli askeri olmayan Mehmed Paşa, aşiretlere ödenmesi gereken surre talebini de karşılayamamış, kafile yağmalanmış ve pek çok hacı öldürülmüştür. Hüsameddin'in biyografi cildinde de bedevîlerin "surre-i urbânı vermediği bahânesiyle" saldırdığı yazılıdır; iki anlatım bu noktada tam olarak örtüşür.
Kırca'ya göre olaydan hem Mekke Şerifi Sa'd hem de Mehmed Paşa sorumlu tutulmuştur. Paşa Şam'a dönünce ihmali gerekçesiyle tutuklanmış, Şam Kalesi'ne hapsedilmiş, paşalık unvanı geri alınmış ve Amasya'daki çiftliğine sürgün edilmiştir. Bu da Hüsameddin'in kaydına uyar; yazar, Şam'daki soruşturmada aşiretlerin kalabalığı ve paşanın yanındaki kuvvetin yetersizliği anlaşıldığı için serbest bırakıldığını ve Amasya'da Dârüsselâm Mahallesi'ndeki konağında oturduğunu ekler.
Bu saldırının Amasya'ya maliyeti ağır olmuştur. Şehir kethüdası Hacı Mansurzâde Abdülkâdir Ağa'dan başka, Hüsameddin'in biyografi cildine göre Nûh Bey Dârülkurrâsı şeyhi ve Halfet Gazi müderrisi Hâfız Hasan Efendi de paşaya imam olarak Hicaz'a gitmiş ve dönüşte bedevîlerin elinde şehit düşmüştür. Abdülkâdir Ağa'nın oğlu Ahmed Ağa ise Elçi Mehmed Paşa'nın dairesinde yetişmiş, sonra onun hazinedarı ve kethüdası olmuştur.
Bu Yıl Ölenler
Maddede ölümü kaydedilen Sivas Müftüsü Tefsirî Mehmed Efendi, Ayıntâbî Mehmed Efendi diye de bilinen tanınmış bir müfessirdir. Ayıntab'da doğmuş, yirmi yaşında Sivas'a yerleşmiş ve kırk yılı bulan ilim hayatını orada geçirmiş, Sivas'ta müftülük de yapmıştır. Şeyhülislam Minkârîzâde Yahyâ Efendi'nin daveti üzerine İstanbul'da huzur derslerine katılmış, IV. Mehmed'in isteğiyle Ezdî'nin et-Tibyân adlı tefsirini esas alarak Türkçe bir tefsir hazırlamıştır. Tibyân Tefsiri diye anılan bu eser, Türkçe tefsirlerin en yaygın olanlarından biri olmuştur. Ayıntâbî 22 Rebiülevvel 1111'de (17 Eylül 1699) Sivas'ta vefat etmiştir; bu tarih Hüsameddin'in "bu sene" kaydıyla uyuşur.
Tokat'taki Hatuniye Medresesi, II. Bayezid'in annesi Gülbahar Hatun adına 1485'te yaptırılmış, Sultaniye ve Meydan Medresesi adlarıyla da bilinen yapıdır; bugün restore edilmiş olarak ayaktadır. Amasya Mevlevîhânesi ise Yeşilırmak kıyısında, Hükümet Köprüsü civarındaydı. 1602'de yanan tekke, 1637'de Sadrazam Bayram Paşa tarafından yeniden yaptırılmıştır. Abdülhalim Durma'nın aktardığına göre bu yeniden inşadan sonraki şeyhler sırasıyla Mehmed Ârif Dede, Mahmud Dede, Abdülkâdir Dede ve Alâeddin Dede'dir; 1700'de Alâeddin Dede'nin vefatıyla İbrâhim Çelebi mütevelli, Bilal Efendi şeyh olmuştur. Bu tarih, Hüsameddin'in 1111 zilhiccesi (Mayıs-Haziran 1700) kaydıyla örtüşür. Mevlevîhânede gömülü şeyhler arasında Alâeddin Ali Dede adının geçmesi de bu kayda uyar.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cilt, s. 620–620. amasya.bel.tr
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 6-8. Cilt, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, "İbrâhim İlmî Bey-Rahtuvân Paşazâde" maddesi, e-kitap s. 53; "Mehmed Paşa-Elçi" maddesi, e-kitap s. 105-106; "Hasan Efendi-Şeyhü'l-Kurrâ" maddesi, e-kitap s. 610; "Ahmed Ağa-Hacı Kadirzâde" maddesi, e-kitap s. 192. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page53.html
Akademik çalışmalar
Diğer kaynaklar