Köprülüdür. “Çorumlu Ali Paşa” demekle meşhûrdur. 1118 senesi saferinin on üçüncü günü Amasya mutasarrıfı olup kethüdâsı [239] Ahmed Ağa’yı Amasya mütesellimi gönderdi.
Rebiülevvel gurresinde Lâdikli Feyzullah Efendi Amasya kadısı olup geldi. Rebiülâhirde Emîr Hacı ile Kürd es-Seyyid İbrâhim Ağa azl edilip Seyyid Celâl oğlu es-Seyyid İbrâhim Ağa nakîb kâ’im-makâmı ve Avkatlı İbrâhim Ağa da alaybeyi oldu.
Cumâdelûlâ evâilinde Torumtay evkâfı mütevellîsi a‘yândan Eyyüb Paşazâde el-Hâc Ahmed Ağa bin Mustafa Bey bin Mirlivâ Abdurrahmân Bey’in vefâtıyla Gürcüzâde İsmâil Bey bin Mehmed Bey ve Şeyh Mehmed Efendi müştereken mütevellî oldu.
Receb gurresinde Derviş Mehmed Ağa kethüdâyeri ve birkaç gün sonra Amasyalı Kapıcızâde Haseki Ahmed Ağa bostancıbaşı ve müteâkiben sekbânbaşı Amasyalı Nasûh Ağazâde Osmân Ağa yeniçeri ağası ve “Ballı” demekle meşhûr Lâdikli Mehmed Ağa yoluyla kul kethüdâsı oldu.
Şevvâlin on üçüncü günü Müftü Hacı Efendizâde el-Hâc Ömer Efendi vefât etdiğinden fuzalâdan Müftüzâde Abdullah Efendi Amasya müftüsü ve Amasya’da menfiyyen ikâmet etmek üzere gelen sâbık gümrük emîni Mustafa Ağa evkâf-ı Sultâniyye mütevellîsi oldu. Sâbık Mütevellî Çelebi Mehmed Ağa da ma‘füvven İstanbul’a gitdi.
Zilka’de evâilinde Amasya a‘yânından Tokat Voyvodası Nasûh Ağazâde el-Hâc Nasûh Ağa Tokat’ta ve zilhiccenin on dokuzuncu günü birâderi yeniçeri ağası Osmân Ağa İstanbul’da vefât edib [240] Lâdikli Mehmed Ağa yeniçeri ağası oldu. A‘yândan Mevlevîhâne Mütevellîsi el-Hâc Bilâl Efendi de bu sene vefât etdi.⁶⁹¹
Mütesellim Ahmed Ağa, Amasya vücûhundan Müezzinbaşızâde Abdi Efendi’ye pek mâil olduğundan Abdi Efendi pek çok işlere karışmış, a‘yânı birbirine düşürmüş, Ahmed Ağa’yı lisâna getirmişdi.
Abdi Efendi, Sultân Bâyezîd Müezzinbaşı Hâfız Ali Efendi’nin oğludur. Oldukça âlim, şâir, meclis-ârâ, sadâsı güzel, mûsikîye âşinâ olduğundan a‘yân meclislerinde bulunarak a‘yân sırasına girmiş, kendisine “Abdi Ağa” denmişdi.
1119 senesi gurre-i muharreminde Mütesellim Ahmed Ağa’nın azliyle Alaybeyi Avkatlı İbrâhim Ağa Amasya mütesellimi ve saferinde Emîr Hacı Abdullâtîf Ağa nakîb kâ’im-makâmı ve rebiülevvel gurresinde Sakız muhâfızı Köprülüzâde Vezîr Abdullah Paşa Sivas vâlisi oldu.
Rebiülevvel evâsıtında Şehir Kethüdâsı Hüseyin Ağa’nın vefâtına binâen Hoca Paşazâde el-Hâc Ömer Bey şehir kethüdâsı oldu. Ancak Müezzinbaşızâde Abdi Ağa’nın hakkında şikâyetler tevâlî etdiğinden hakkında tahkîkâta başlandı. Bu esnâda Ali Paşa da gidip Amasya sancağı Ohri Beyi Receb Bey’e bâ-rütbe-i mîrimîranî tevcîh edildi.
Günümüz Türkçesiyle
Köprülüdür. "Çorumlu Ali Paşa" adıyla tanınır. 1118 yılı saferinin on üçüncü günü [27 Mayıs 1706] Amasya mutasarrıfı oldu ve kethüdası Ahmed Ağa'yı Amasya mütesellimi olarak gönderdi.
Rebiülevvelin ilk günü Lâdikli Feyzullah Efendi Amasya kadısı olarak geldi. Rebiülahirde Emîr Hacı ile Kürd es-Seyyid İbrâhim Ağa azledildi; Seyyid Celâl oğlu es-Seyyid İbrâhim Ağa nakîb vekili, Avkatlı İbrâhim Ağa da alaybeyi oldu.
Cemaziyelevvelin ilk günlerinde Torumtay vakıflarının mütevellisi olan a'yândan Eyyüb Paşazâde el-Hâc Ahmed Ağa bin Mustafa Bey bin Mirlivâ Abdurrahmân Bey vefat edince Gürcüzâde İsmâil Bey bin Mehmed Bey ile Şeyh Mehmed Efendi bu vakıflara birlikte mütevelli oldular.
Receb ayının ilk günü Derviş Mehmed Ağa kethüdâyeri oldu. Birkaç gün sonra Amasyalı Kapıcızâde Haseki Ahmed Ağa bostancıbaşı, ardından sekbanbaşı Amasyalı Nasûh Ağazâde Osmân Ağa yeniçeri ağası, "Ballı" lakabıyla tanınan Lâdikli Mehmed Ağa da ocaktaki sıra yoluyla kul kethüdası oldu.
Şevvalin on üçüncü günü [18 Ocak 1707] Müftü Hacı Efendizâde el-Hâc Ömer Efendi vefat edince fazıl âlimlerden Müftüzâde Abdullah Efendi Amasya müftüsü oldu. Sürgün olarak Amasya'da oturmak üzere gelen eski gümrük emini Mustafa Ağa da Sultan vakıflarının mütevellisi oldu; önceki mütevelli Çelebi Mehmed Ağa ise affedilerek İstanbul'a gitti.
Zilkadenin ilk günlerinde Amasya a'yânından Tokat Voyvodası Nasûh Ağazâde el-Hâc Nasûh Ağa Tokat'ta, zilhiccenin on dokuzuncu günü [24 Mart 1707] de kardeşi Yeniçeri Ağası Osmân Ağa İstanbul'da vefat etti ve yerine Lâdikli Mehmed Ağa yeniçeri ağası oldu. A'yândan Mevlevîhâne mütevellisi el-Hâc Bilâl Efendi de bu yıl vefat etti.
Mütesellim Ahmed Ağa, Amasya'nın ileri gelenlerinden Müezzinbaşızâde Abdi Efendi'ye pek düşkün olduğundan Abdi Efendi birçok işe karışmış, a'yânı birbirine düşürmüş, Ahmed Ağa'yı da dillere düşürmüştü.
Abdi Efendi, Sultan Bayezid Camii müezzinbaşısı Hâfız Ali Efendi'nin oğludur. Oldukça bilgili, şair, sohbetiyle meclisleri şenlendiren, sesi güzel ve musikiden anlayan biri olduğu için a'yân meclislerinde bulunarak a'yân arasına girmiş, kendisine "Abdi Ağa" denir olmuştu.
1119 yılı muharreminin ilk günü [4 Nisan 1707] Mütesellim Ahmed Ağa azledildi ve Alaybeyi Avkatlı İbrâhim Ağa Amasya mütesellimi oldu. Saferde Emîr Hacı Abdüllâtîf Ağa nakîb vekili, rebiülevvelin ilk günü [2 Haziran 1707] de Sakız muhafızı Köprülüzâde Vezir Abdullah Paşa Sivas valisi oldu.
Rebiülevvelin ortalarında Şehir Kethüdası Hüseyin Ağa'nın vefatı üzerine Hoca Paşazâde el-Hâc Ömer Bey şehir kethüdası oldu. Ancak Müezzinbaşızâde Abdi Ağa hakkındaki şikâyetler art arda geldiğinden onun hakkında soruşturma başlatıldı. Bu sırada Ali Paşa da görevinden ayrıldı ve Amasya sancağı mîrimîrânlık (beylerbeyilik) rütbesiyle Ohri Beyi Receb Bey'e verildi.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- mutasarrıf: sancağın yönetimini ve gelirini elinde tutan kişi
- kethüdâ: bir paşanın işlerini gören yardımcısı, kâhyası
- mütevellî / müştereken: vakıf yöneticisi / ortaklaşa
- evkâf-ı Sultâniyye: padişah vakıfları; Amasya'da Sultan Bayezid vakıfları
- bostancıbaşı: saray bahçelerinin, sahillerin ve sarayın korunmasından sorumlu bostancı ocağının başı
- sekbânbaşı: yeniçeri ocağının sekban bölüklerinin kumandanı
- kul kethüdâsı: yeniçeri ağasından sonra gelen ocak yöneticisi
- yoluyla: ocaktaki kıdem sırasına göre
- fuzalâ: fazıl, bilgili kişiler
- menfiyyen / ma'füvven: sürgün olarak / affedilmiş olarak
- gümrük emîni: gümrük gelirlerini yöneten görevli
- birâder: kardeş
- vücûh: ileri gelenler
- mâil: düşkün, eğilimli
- lisâna getirmek: dillere düşürmek, dedikoduya konu etmek
- meclis-ârâ: sohbetiyle meclise neşe veren
- tevâlî etmek: art arda gelmek
- tahkîkât: soruşturma
- bâ-rütbe-i mîrimîranî: beylerbeyi rütbesiyle
Çorumlu Ali Paşa ile Sadrazam Çorlulu Ali Paşa
Ali Paşa'nın Amasya'ya atandığı 13 Safer 1118 [27 Mayıs 1706] tarihinden yalnızca üç hafta kadar önce, 3 Mayıs 1706'da İstanbul'da Çorlulu Ali Paşa sadrazam olmuştu. Çorlu'ya yerleşmiş bir çiftçi ailesinin oğlu olan bu vezir, Enderun'da yetişmiş, 1700'de silahdar olmuş, Halep valiliğine tayin edilmek üzere çağrılmışken Kubbealtı vezirliğinde bırakılmış ve 15 Haziran 1710'da azledilinceye kadar sadarette kalmıştır. İki adın birbirine bu kadar benzemesi, aynı yıllara düştükleri için bu maddenin okunmasında bir karışıklığa yol açabilir. Hüsameddin ise Amasya mutasarrıfını açıkça "Köprülü" ve "Çorumlu" diye tanıtır ve ondan önce Karahisar-ı Şarkî mutasarrıfı olduğunu bir önceki maddede yazar; dolayısıyla sözü edilen kişi sadrazam değildir.
"Köprülüdür" ifadesi de yanlış anlaşılmaya açıktır. Hüsameddin maddelerine kişinin memleketini bildiren bir cümleyle ("Amasyalıdır", "Tokatlıdır") başlamayı âdet edinmiştir; bu yüzden buradaki "Köprülü" sözünün, ünlü Köprülü vezir ailesinden çok Amasya'ya komşu Köprü kasabasını, bugünkü Vezirköprü'yü göstermesi daha olası görünür. Köprülü Mehmed Paşa'nın onarımlarıyla bugünkü hâlini alıp Vezirköprü adını alan bu kasaba, 1925 yılına kadar Amasya'ya bağlı bir kaza idi. Bu bir çıkarımdır; Çorumlu Ali Paşa hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.
Torumtay Vakıfları
Mütevellisi değişen Torumtay vakıfları, Amasya'nın Selçuklu dönemine uzanan en eski vakıflarındandır. Bânisi Seyfeddin Torumtay, II. Gıyâseddin Keyhusrev zamanında Amasya valiliğine getirilmiş bir Selçuklu devlet adamıdır. Yaptırdığı ve vakfiyesinde "Gökmedrese" adıyla anılan yapı, kendi döneminde hem medrese hem cami olarak kullanılmıştır. Kitabesi yerinden söküldüğü için kesin inşa tarihi bilinmez; ancak Torumtay'ın düzenlediği vakfiye 665 [1266-67] tarihini taşıdığından yapının en geç o yıl bitirildiği kabul edilir. Bu vakfiye İsmet Kayaoğlu tarafından yayımlanmıştır.
Torumtay'ın kendi yaptırdığı türbe ise 677 [1278-79] tarihlidir ve Gökmedrese'nin karşısında, bir sokakla ayrılmış olarak bugün de ayaktadır. Türbede Seyfeddin Torumtay'ın yanında çocuklarının ve torunlarının mezarları da bulunur. Gökmedrese Camii de Amasya'nın günümüze ulaşan Selçuklu yapılarındandır. Hüsameddin'in bir önceki maddelerde Hacı Efendizâde Ömer Efendi'yi "Torumtay müderrisi" diye anması, vakfın on sekizinci yüzyılın başında da medrese olarak işlediğini gösterir. Vakfın 1118'de a'yândan kişilere ve bir şeyhe ortaklaşa bırakılması, Selçuklu döneminden kalma bu vakıfların yönetiminin de artık şehrin ileri gelenlerinin elinde olduğunu düşündürür.
İki Amasyalı Yeniçeri Ağası
Maddenin en çok dikkat çeken kısmı, birkaç ay içinde iki Amasyalının art arda yeniçeri ağalığına yükselmesidir. Hüsameddin'e göre Receb 1118 [Ekim 1706] başlarında sekbanbaşı Nasûh Ağazâde Osmân Ağa yeniçeri ağası olmuş, 19 Zilhicce 1118 [24 Mart 1707] tarihinde İstanbul'da vefat etmiş, yerine "Ballı" lakaplı Lâdikli Mehmed Ağa getirilmiştir. Sekbanbaşılıktan yeniçeri ağalığına geçmek ocağın olağan terfi yoludur; sekbanbaşı ocak içinde yükselirse yeniçeri ağası olur, ağanın vekili sıfatıyla İstanbul'un asayişinde ona yardım ederdi.
Yeniçeri ağalarının bugün derlenmiş listeleri Hüsameddin'in tarihlerini büyük ölçüde doğrular. Bu listelere göre Ekim 1706'da yeniçeri ağalığına bir Osman Ağa gelmiş, Mart 1707'de görevdeyken vefat etmiş, yerine Mart 1707'de "Balı Mehmed Ağa" geçmiş, o da Temmuz 1707'de yerini Kara Mustafa Ağa'ya bırakmıştır. Ay ay örtüşen bu kayıtlar arasındaki tek ayrılık, listelerde Osman Ağa'nın "Arnavut" lakabıyla anılmasıdır; Hüsameddin ise onu Amasya a'yânından Nasûh Ağazâdeler'den sayar ve kardeşi Tokat voyvodası Hacı Nasûh Ağa'nın ölümünü de aynı yere kaydeder. Aynı listelerde 1702'de kısa bir süre yeniçeri ağalığı yapıp vezir olan bir başka "Arnavut Osman Ağa" da bulunduğundan, lakabın iki kişi arasında karışmış olması ihtimali göz ardı edilmemelidir. "Ballı" ile "Balı" lakaplarının aynı kişiyi gösterdiği açıktır; Mehmed Ağa'nın ağalığı dört ay kadar sürmüştür.
Bostancıbaşı Haseki Ahmed Ağa
Aynı günlerde bostancıbaşı olan Amasyalı Kapıcızâde Haseki Ahmed Ağa'nın sonraki hayatına dair ipuçları yine Hüsameddin'in biyografi ciltlerindedir. Orada, 1123 [1711] yılında "bostancıbaşı Amasyalı el-Hâc Ahmed Paşa"nın vezirlikle kaptan-ı derya olduğu, başka bir yerde ise bostancıbaşılıktan vezirlikle kaptan-ı deryalığa yükselen Amasyalı el-Hâc Ahmed Paşa'nın 1127'de öldürüldüğü yazılıdır. Bu Ahmed Paşa'nın maddemizdeki Haseki Ahmed Ağa olması kuvvetle muhtemeldir, ancak Hüsameddin ikisini açıkça birleştirmez. Bugün derlenmiş kaptan-ı derya listelerinde 1711 ile 1714 arası boş kaldığından bu kayıt başka bir kaynakla doğrulanamadı.
Mevlevîhâne ve Bilâl Efendi
Bu yıl vefat eden Mevlevîhâne mütevellisi el-Hâc Bilâl Efendi, Amasya Mevlevîliği üzerine yapılan araştırmalarda da görünür. Abdulhalim Durma'nın aktardığına göre Amasya'daki ilk mevlevîhâneyi 1314 yılında Alâeddin Ali Pervâne Bey yaptırmış, eski kayıtlarda yapı "Mevlevîhâne-i Pervâne" diye anılmıştır. 1637'de Bayram Paşa memleketi Amasya'ya su getirirken bir kervansarayla birlikte yeni bir mevlevîhâne yaptırmış ve vakıflarını genişletmiştir. 1700'de Şeyh Alâeddin Dede'nin vefatı üzerine tekkenin mütevelliliği İbrâhim Çelebi'ye, şeyhliği Bilâl Efendi'ye geçmiş, 1701'de Bilâl Efendi mütevelliliği de üstlenmiştir. Hüsameddin'in onu "Mevlevîhâne mütevellisi" diye anması bu bilgiyle uyuşur. Durma'ya göre mevlevîhâne Hükümet Köprüsü civarında, Yeşilırmak kıyısındaydı; tekkelerin kapatılmasından sonra, bugünkü Yavuz Selim Meydanı'nın açıldığı yıllarda yıkılmış olması muhtemeldir.
Müezzinbaşızâde Abdi Ağa
Mütesellimin gözdesi olup a'yânı birbirine düşüren Abdi Ağa, Hüsameddin'in kitabında şair olarak da kayıtlıdır. Metin Hakverdioğlu'nun Amasya Tarihi'nde adı geçen şairleri ciltlere göre sıraladığı çalışmasında "Abdî Ağa-Mü'ezzinbaşızâde" de bu şairler arasında yer alır. Başka kaynaklarda kendisine dair bilgiye rastlanmadı. Hakkında başlatılan soruşturmanın sonucu bir sonraki maddede anlatılır.
Köprülüzâde Abdullah Paşa
1119 rebiülevvelinde Sivas valisi olan Köprülüzâde Abdullah Paşa, Sadrazam Fâzıl Mustafa Paşa'nın ikinci oğlu ve Köprülü Mehmed Paşa'nın torunudur. 2 Şaban 1112 [12 Ocak 1701] tarihinde Şeyhülislâm Feyzullah Efendi'nin kızıyla evlenmiş, kubbe vezirliğine getirilmiş, nişancılık ve İstanbul kaymakamlığından sonra Hanya'ya, 1117 [1705-06] yılında da Sakız'a gönderilmiştir. Rebiülevvel 1119 [Haziran-Temmuz 1707] tarihinde Sivas valiliğine atanması, Hüsameddin'in verdiği bilgiyle ayı ayına uyuşur. Abdullah Paşa sonraki yıllarda Trabzon, Eğriboz, Musul, Aydın, Şam, Diyarbakır, Erzurum, Mısır ve Konya gibi pek çok eyalette valilik yapmış, 1137 [1724-25] yılında Tebriz'i fethetmiştir. İran cephesinin serdar-ı ekremi iken 1148 [1735-36] yılında Arpaçay Meydan Muharebesi'nde Nadir Şah'a karşı savaşırken şehit düşmüştür. Arapça ilimlere vâkıf, âlim bir vezir olarak anılır ve şairliği de bilinir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cilt, s. 624–624. amasya.bel.tr
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 6-8. Ciltler, "Ebûbekir Ağa-Hacı Efendizâde" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page94.html
- Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, 9-12. Ciltler, "Sinan Ağa-Hacı Sinânzâde" maddesi. https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/9-12/files/basic-html/page325.html
Akademik çalışmalar
- M. Münir Aktepe, "Çorlulu Ali Paşa", TDV İslâm Ansiklopedisi, 1993. https://islamansiklopedisi.org.tr/corlulu-ali-pasa
- Selda Kalfazade, "Gökmedrese Camii", TDV İslâm Ansiklopedisi, 1996. https://islamansiklopedisi.org.tr/gokmedrese-camii
- Abdülkadir Özcan, "Sekban", TDV İslâm Ansiklopedisi, 2009. https://islamansiklopedisi.org.tr/sekban
- Metin Hakverdioğlu, "Amasya Tarihindeki Şairler ve Merzifonlu İbrâhim Cûdî Efendi'nin Bilinmeyen Bir Şiiri", 2021, c. 6, sy. 30. https://doi.org/10.31569/ASRJOURNAL.321
Resmî kaynaklar
Kitaplar
Diğer kaynaklar