Karaman eyâleti dâhilinde Niğde livâsı mülhakâtından Ortaköy ahâlisinden Hasan bin Ömer mahdûmudur. Pederi tarafından Hazret-i Ömerü’l-Fâruk ve vâlidesi tarafından Hazret-i Ebû Bekri’s-Sıddîk efendilerimizin evlâdı kirâmından [284] olduğu “Şakâyık”ta yazılıdır.
Evâ’il-i hâlinde tahsîl-i ulûm edib akâ’ide kadar terakkî etmişdi. Bu esnâda tasavvufa meyli galebe edib ders ü devri terk ederek Şirvân’a gitdi. Seyyid Yahyâ-yı Şirvânî hizmetine vâsıl oldu. Seyyid-i müşârün-ileyhe on iki yıl kadar hizmet ve ahz-ı hilâfet ederek avdet etdi.
Bir müddet Karaman ilinde kalıp Mevlânâ Sarı Ya’kûb Karamânî dersinde ikmâl-i tahsîl ederek Osmân İline geldi. Kayseriyyede İbrâhim Tennûrî ve Göynük’de Ak Şemseddîn hazerâtını ziyâretle müşerref ve onların sohbetlerinden müstefîd olarak İskilib’e gelip orada Mevlânâ Musliheddîn Mustafa bin İmâd el-İskilibî nezdinde kaldı.
On beş yıl kadar orada ikâmet edib kendisine bezl edilen nüzûr u sadakât ile bir câmi-i şerîf ve yanında bir zâviye yaptırdı. Fevka’l-âde iştihâr edib sıyt-ı şöhreti Amasya’da vâlî olan Sultân Bâyezîd-i Sânî’ye vâsıl oldukta kendisini Amasya’ya da’vet etdi.
881’de yaptırdığı hayrât-ı şerîfesinin vakfiyesini tanzîm²⁴³ [285] etdirip â’ilesi ve evlâd ve ba’zı mürîdânı ve hâssaten kayın pederi olan İmâdzâde Mevlânâ Musliheddîn Çelebi’nin mahdûmu Muhyiddîn Mehmed Çelebi ile Amasya’ya gelip Mehmed Paşa câmi-i şerîfi civârında kendisi için hazırlanan menzile indi.
Sultân Bâyezîd’in ma’iyyeti ümerâsından Âdil Beyzâde Hacı Mehmed Bey, kendisine menzil-i mezkûrun ittisâlinde güzel bir zâviye yaptırdı. Sonisa’da Enderûn karyesini bu zâviye mesâlihine vakf edib zâviyesinde sâkin olan mürîdânın havâyîc-i zarûriyyesini te’mîn etdi.
Bu esnâda Ya’kûb Paşa câmi-i şerîfinde Cum’a günleri va’z ü nasîhat ederek Sultân Bâyezîd istifâde etdi. Bu sûretle halkı irşâda devâm ve ahlâk-ı umûmiyyeyi tehzîbe hizmet eyledi. 886’da Sultân Bâyezîd’in taht-ı Osmânîye cülûsunda Amasya vâlîsi olan büyük mahdûmu Sultân Ahmed’in şeyhi oldu.
Ba’dehû Hızır Paşazâde Vezîr Mehmed Paşa zâviyesinin civârında mu’azzam bir câmi-i şerîf ve medrese ve imâret ve kendisine türbe binâ ederek oraları şenlendirdikte câmi-i şerîf-i [286] mezkûra ilk kürsî şeyhi oldu. Bütün erkân ü halkın nâ’il-i hürmeti ve mazhar-ı teveccühü olduğu hâlde 902 senesi leyle-i Mi’râcında rûh-ı pür-fütûhu dâr-ı kudse urûc etdi.
Âlim, zâhid, müttakî, gâyet müteşerri’, riyâzeti kavî, nefsiyle mücâhid, mu’tekad-ı enâm olmuş, vâ’iz bir şeyh-i meşhûr idi. Tarîkat-ı Halvetiyyeden bir pîr-i mu’azzam olup hulefâsı gâyet çok idi.
Mahdûmları Muhyiddîn Mehmed, Bedreddîn Mahmûd, Şemseddîn Ahmed, İzzeddîn Hasan, Hüsâmeddîn Hüseyin Çelebilerdir. Bunların bir kısmı İskilib’te, bir kısmı da Amasya’da doğdu. Birâderi Ahî Sirâceddîn Ömer Çelebi olup tercemeleri aşağılarda gelir.
Meşhûr u ma’lûm olan hulefâsı da şunlardır: eş-Şeyh Seydî Alî el-Amasî, eş-Şeyh Hayreddîn Hızır el-Amasî, eş-Şeyh Tâceddîn Mahmûd el-Amasî, eş-Şeyh Cemâleddîn İshak bin el-Karamânî, eş-Şeyh Abdurrahmân bin İbrâhim el-Konevî, Ezelîzâde, eş-Şeyh Sinâneddîn er-Rûmî, eş-Şeyh Hayreddîn Hızır el-Malatî. [287]
Hâssaten kayın birâderi eş-Şeyh Muhyiddîn Mehmed el-İskilibî Pîr-i müşârün-ileyhin zübde-i hulefâsı olup Sultân Bâyezîd-i Sânînin cülûsundan sonra İstanbul’a gitdi. Orada hünkâr şeyhi olup fevka’l-âde iştihâr etdi. Mahdûmlarından biri Şeyhülislâm Ebu’s-Su’ûd Efendi’dir.
Hazret-i Habîb-i Karamânî maraz-ı mevtine kadar yatağa girip huzûr ve istirahât görmemiş, ayaklarını uzatıp yatmamış, gece ve gündüz da’imâ büyük bir zâtın huzûrunda kemâl-i edeble oturur gibi durmuş, uykusu bile bu hâl üzere olurmuş. Kaddesallâhu sirrahu’l-aziz. Tasavvufdan “Etvâr-ı Seb’a” adlı manzûm bir eseri vardır. Sülûkdan bâhisdir.
Bu eserinde zât-ı Bârî ve isbât-ı vücûda dâ’ir şu beyti vardır:
Hakîkat bil budur ol ferd-i mutlak
Ki oldur râ’i vü mer’î muhakkak
Vasf-ı nebîye dâ’ir:
Sâdıkü’l-va’d şefîü’l-müznibîn
Nûr-ı ‘âlem rahmeten li’l-âlemin
[288]
Âlim-i esrâr-ı Hakk sıdk u safâ
Sadr-ı bedr-i her dü-’âlem Mustafa
Mazhar-ı Hakk muktedâ-yı enbiyâ
Mesned-i kevneyn tâc-ı evliyâ
Olmadan bu nefha-i rûh Âdeme
Rahmet oldun sen bu cümle ‘âleme
Cümlemiz evlâd-ı Âdem sûretâ
Anamız Havvâdır, Âdemdür ata
Lîk ma’nâda atâdır ol habîb
Andan irer kamûya feyz ü nasîb
Oğullarından Şemseddîn Ahmed Efendi kibâr-ı ulemâdan olup mahdûmu Abdulbâkî Efendi ve bunun mahdûmu da Câmî Ahmed Efendi meşâhîr-i kudât u şu’arâdandır. Diğer mahdûmu eş-Şeyh İzzeddîn Hasan Efendi, pederinin halîfesi eş-Şeyh Seydî Alî Çelebi’nin halîfesidir. Bunun mahdûmu eş-Şeyh İmâdeddîn Ömer Efendi’dir.
Bunun evlâdından eş-Şeyh Abdurrahmân Efendi bin eş-Şeyh Mehmed Efendi zâviyesi şeyhi ve vakfı mütevellîsi iken 1107’de [289] vefâtıyla mahdûmu eş-Şeyh Ömer Efendi şeyh ve mütevellî oldu. Bu da 1138’de vefât edib büyük mahdûmu eş-Şeyh Alâaddîn Alî Efendi şeyh ve mütevellî ve diğer mahdûmları Mehmed, Mustafa, Ahmed Çelebiler tevliyette müşterek oldular.
1151 senesi cumâdelâhiresinin yirmi yedisinde eş-Şeyh Alâaddîn Efendi’nin vefâtıyla mahdûmu es-Seyyid eş-Şeyh Mehmed Efendi zâviye-dâr ve mütevellî oldu. 1202’de bunun da vefâtıyla es-Seyyid Ahmed Çelebi bin Mehmed Çelebi bin eş-Şeyh Ömer Efendi mütevellî ve 1203’de ref’iyle Fâtıma Hâtun bint-i Abdurrahmân Çelebi bin Ahmed Çelebi bin eş-Şeyh Ömer Efendi mütevellî oldu.
1204’de bunun da ref’iyle es-Seyyid Ahmed Çelebi bin eş-Şeyh es-Seyyid Mehmed Çelebi bin eş-Şeyh Alâaddîn Efendi mütevellî ve zâviye-dâr oldu. 1210’da bunun da vefâtıyla mahdûmları es-Seyyid Ömer, Alî, Mehmed Efendiler müştereken mütevellî ve zâviye-dâr oldular. 1225’de bunların hepsi de ref’ edilip es-Seyyid eş-Şeyh Abdullah Efendi bin es-Seyyid Ahmed Çelebi bin Mehmed Çelebi bin eş-Şeyh Ömer Efendi mütevellî ve [290] şeyh oldu.