Zilelidir. Tarîkat-i Bektaşiyye erenlerinden olup Kırşehir’de [241] zâviye-i Bektaşiyye şeyhi olmuşdu. Bektaşî Tekkelerini teftîşe me’mûr olan Çerkeşli Mehmed Efendi’nin arz ü inhâsıyla 1244’de Amasya şehrine gönderildi. Hazret-i Pir İlyâs civârında eş-Şeyh Osmân Efendi’nin tekkesinde ikâmet etdi.

Bir müddet takiyye ızhâr ederek kendisini ehl-i sünnet gösterdi. Sultân Mahmûd-ı Sânî’nin irtihâlinde Bektaşîler eski hürriyetlerine mâlik olduğundan tekke civârında yârânı kendisine bir hâne tedârik ederek orada Bektaşiyye âyînini yaptı.

Amasya’ya gelen Çırçırlıoğlu Arslan Ali Baba ile sohbetleri pek meşhûr olup Arslan Baba’nın vefâtında Amasya köylerinde mevcud olan Bektaşîler’in mercii ve mu’tekadı olduğu halde 1271’de ahiret evine göçtü.

Uzun boylu, sübû yüzlü, saç ve sakalı gâyet gür, müşekkel, kalın kaşlı, büyük başlı, nekre-gû, mudhikâta mâil, mübâlât-ı dîniyesi yok, gülünç sözlü ve halleri çok idi. Vefâtından sonra köylü Bektaşîler tarafından üzerine bir türbe yapıldı. Dâmâdı meşhûr Zilelizâde Ebûbekir Vahdetî Efendi’dir ki tercemesi yukarıda yazıldı. [242]