Âsafî Ahmed Bey, Çırçırlıoğulları diye bilinen Amasyalı seyyid ailesinden gelen, XVIII. yüzyılın ikinci yarısında yaşamış bir bağlama şairi ve destancıdır. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Amasya Tarihi'ne göre gençliğinde zeamet sahibi ve alaybeyi olmuş, 1184 (1770-71) Rus seferinden kaçtığı için görevinden uzaklaştırılmış, dervişliğe yönelmiş, atalarından kalan serveti eğlenceyle tüketmiş ve Şehzadeler Türbesi yakınındaki bir kahvehanede "kahve şairi" olarak 1210 (1795-96) yılına kadar yaşamıştır. Yeniçeriler arasında ün kazanmış, kendisine "Destancı" da denmiştir. "Âsafî" lakabını, Amasyalı vezir Firârî Seyyid Hasan Paşa'nın soyundan geldiği için aldığı yazılır. Şiirlerinden bugüne bir örnek ulaşmamıştır.

Hüsameddin'in Kaydı

Hüsameddin, Amasya Tarihi'nin altıncı cildinde, adı "elif" harfiyle başlayan Amasyalıları verdiği bölümde şairi şöyle tanıtır:

Âsafî Ahmed Bey-Çırçırlıoğlu Amasyalıdır. Eşrâf ü sâdât-i Hüseynîyyeden Çırçırlı ve oğlu es-Seyyîd Abdullah Bey bin es-Seyyîd Mehmed Bey'in mahdûmudur. Vezîr Firârî es-Seyyîd Hasan Paşa'nın torunu olduğundan "Âsafî" lakabını aldı. Evâil-i hâlinde züamâdan olup alaybeyi de olmuşdu. 1184'de me'mûr olduğu Rus harbinden firâr etmekle açığa çıkarıldı. Sonra dervişliğe bozdu. Güzel bağlama çalardı. Âbâ u ecdâdından kalan servetini sefâhatla tüketdi. Kahve şâiri olup şehzâdeler türbesi civârında Fethullah Ağa'nın kahvehânesinde 1210 sâline kadar yaşadı. Ba'dehû vefât etdi. Yeniçeriler ve Bekrîler arasında şöhreti vardı. "Destancı" da denirdi.

Günümüz Türkçesiyle kayıt şunu söyler: Çırçırlıoğlu Âsafî Ahmed Bey Amasyalıdır. Hz. Hüseyin soyundan gelen seyyid ve eşraf ailelerindendir; Çırçırlıoğlu Seyyid Abdullah Bey'in oğlu, Seyyid Mehmed Bey'in torunudur. Vezir Firârî Seyyid Hasan Paşa'nın torunu olduğu için "Âsafî" lakabını aldı. Hayatının başlarında zeamet sahiplerindendi, alaybeyi de olmuştu. 1184 yılında görevlendirildiği Rus savaşından kaçtığı için açığa alındı. Sonra derviş kılığına girdi. Güzel bağlama çalardı. Babalarından ve atalarından kalan serveti eğlence ve savurganlıkla tüketti. Kahve şairiydi; Şehzadeler Türbesi civarında Fethullah Ağa'nın kahvehanesinde 1210 yılına kadar yaşadı, ardından öldü. Yeniçeriler ve "bekrîler" arasında şöhreti vardı. Kendisine "Destancı" da denirdi.

Maddenin sitedeki aktarımı ve açıklamaları Hüsameddin ansiklopedisinde okunabilir.

Hayatı

Âsafî'nin doğum tarihi bilinmez. Hüsameddin'in verdiği bilgilere göre hayatı iki kısma ayrılır. İlk kısımda o, sancağın askerî düzeni içinde yer alan bir eşraf çocuğudur: zeamet denen büyük dirliğin sahibidir ve alaybeyi olmuştur. Türk Dil Kurumu sözlüğü alaybeyini, tımarlı sipahilerin sefer dışındaki zamanlarda bağlı bulundukları, sancakbeyinden önce sorumlu oldukları komutan olarak tanımlar. 1184 (1770-71) yılında, görevlendirildiği Rus seferinden kaçınca açığa alınmıştır.

İkinci kısım bu düşüşten sonra başlar. Hüsameddin onun "dervişliğe bozduğunu", yani derviş kılığına girip o hayata yöneldiğini, güzel bağlama çaldığını ve aileden kalan serveti "sefâhatla", yani eğlence ve savurganlık içinde tükettiğini yazar. Âsafî ömrünün son yıllarını Şehzadeler Türbesi yakınındaki Fethullah Ağa'nın kahvehanesinde bir "kahve şairi" olarak geçirmiş, 1210 (1795-96) yılına kadar yaşamıştır. Hüsameddin'in "Ba'dehû vefât etdi" sözü ölümün bu tarihten sonra olduğunu gösterir.

Şairin ünü iki çevreye dayanır. Biri yeniçerilerdir; ötekini Hüsameddin "Bekrîler" diye anar. Türk Dil Kurumu sözlüğü "bekri" kelimesini eskimiş bir söz olarak "ayyaş" diye açıklar; buna göre Hüsameddin, Âsafî'nin içki meclislerine düşkün kimseler arasında tanındığını söylüyor olabilir. Sitedeki ansiklopedi aktarımı ve âşıklık geleneği yazısı kelimeyi "Bektaşîler" diye okumuştur. Ailenin Bektaşîlikle gerçek bir bağı da vardır: Hüsameddin'e göre Çırçırlıoğullarından Arslan Ali Baba, Merzifon'daki Pîrî Baba Tekkesi'nden hilafet alarak 1230'da (1814-15) Amasya'da, Gökmedrese yakınındaki Çırçır mevkiinde bir Bektaşî tekkesi kurmuştur. Kaynaktaki kelime yine de "Bekrîler"dir ve iki okumadan hangisinin doğru olduğu kesinleşmez.

Ailesi

Çırçırlıoğulları, Amasya'nın Gökmedrese Mahallesi'nde, Çırçır suyu yakınında oturan bir aileydi. Hüsameddin'in Firârî Seyyid Hasan Paşa maddesine göre ailenin adı, nalbant esnafından iken Amasya eşrafı arasına giren Çırçırlı Hacı Abdullah Ağa'dan gelir. Onun oğlu Seyyid Hasan Paşa, sadaret kethüdalığı, Şehrizor ve Rumeli valilikleri gibi görevlerde bulunmuş ve 22 Cemâziyelâhir 1119 (1707) tarihinde Fenerbahçe'de idam edilmiştir. Hüsameddin'in anlattığına göre Paşa, Şehrizor'da kendisini öldürmekle görevlendirilen Kara Bayram Ağa'nın elinden kurtulup kılık değiştirerek İstanbul'a kaçmış ve bir süre gizlenmişti; "Firârî" lakabının bu kaçışı hatırlattığı düşünülebilir, ancak Hüsameddin lakabın kaynağını açıkça söylemez.

Âsafî'nin bu vezirle bağı konusunda Hüsameddin'in iki maddesi küçük bir farkla ayrılır. Âsafî maddesi onu Hasan Paşa'nın "torunu" diye anar. Hasan Paşa maddesi ise soyu daha ayrıntılı verir: Paşa'nın oğulları Seyyid Mehmed ve Ali Beyler ile sadrazamlık da yapmış olan Seyyid Abdullah Paşa'dır; "Gâzi Mehmed Beyzâde Seyyid Abdullah Bey'in oğlu Âsafî Ahmed Bey"dir. Buna göre Âsafî, Hasan Paşa'nın oğlu Mehmed Bey'in torunu, yani Paşa'nın torununun oğludur. Âsafî maddesindeki "torun" sözü geniş anlamda, soyundan gelen kişi anlamında kullanılmış görünür. Paşanın 1707'de ölmesi ile Âsafî'nin 1795'e kadar yaşaması arasındaki uzun süre de bu okumayı destekler. Ömer Faruk Harman'ın TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki maddesine göre Âsaf b. Berahyâ, İslâmî kaynaklarda Hz. Süleyman'ın kâtibi ya da veziri olarak gösterilen kişidir ve adı İslâm dünyasında vezir karşılığı ya da vezirin sıfatı olarak kullanılmıştır. "Âsafî" lakabı, yani "vezire mensup", ailenin vezir atasını hatırlatır.

Amasya ile Bağı

Âsafî'nin Amasya ile bağı açıktır: Amasyalı bir eşraf ailesinin çocuğudur, alaybeyiliğini hangi sancakta yaptığı yazılmasa da muhtemelen Amasya'da yapmıştır ve son yıllarını Amasya'da, Şehzadeler Türbesi yakınındaki kahvehanede geçirmiştir. Amasya'nın kahvehanelerinde saz çalıp destan okuyan şairler zincirinde, XVII. yüzyılda Meydan Köprü'deki "Yüksek Kahve"de söyleyen Celâlî Mehmed Ağa ile XIX. yüzyıl başında Selağzı'ndaki kahvehanede dostlarını toplayan Âşık Mehmed Ağa arasında yer alır. Bu çevre sitede Amasya'da Kahvehane ve Sohbet Kültürü ve Amasya'da Âşıklık Geleneği yazılarında anlatılmıştır.

Şiiri

Âsafî Ahmed Bey'in şiirlerine ulaşılamamıştır. Hüsameddin onun bağlama şairi, kahve şairi ve destancı olduğunu söyler, ama bir destanından ya da dörtlüğünden örnek vermez. Cavit Güzel de Amasya'daki âşık tarzı destan geleneği üzerine çalışmasında, Amasya Tarihi'nde adı geçen âşıkların eserlerinden örnek bulunmadığını ve başka kaynaklarda bu âşıkların herhangi bir eserine ulaşamadığını belirtir. Âsafî'nin destanlarının konuları, ne zaman ve hangi olaylar üzerine söylendiği bilinmemektedir.

Kaynakların Durumu

Âsafî hakkındaki bütün bilgi Hüsameddin'e dayanır; başka bir kaynakta adına rastlanmamıştır. Ölüm tarihi konusunda bir karışıklık vardır. Güzel'in çalışması Âsafî'nin ölüm yılını 1770 olarak verir ve sitedeki âşıklık geleneği yazısı da bu tarihi izler. Oysa Hüsameddin'e göre 1184 (1770-71), şairin Rus seferinden kaçıp açığa alındığı yıldır; ölümü ise 1210 (1795-96) yılından sonradır. 1770 tarihi, bu iki kaydın karıştırılmasıyla ortaya çıkmış görünür. Sitedeki ansiklopedi aktarımında anılan, Âsafî'nin Selağzı'ndaki bir kahvehanede söylediği bilgisi de Hüsameddin'de yoktur; Selağzı kahvehanesi Âşık Mehmed Ağa'nın maddesinde geçer. Âsafî'nin kahvehanesi Hüsameddin'e göre Şehzadeler Türbesi civarındadır.

Kronoloji

22 Cemâziyelâhir 1119 (1707): Ailenin vezir atası Firârî Seyyid Hasan Paşa Fenerbahçe'de idam edilir.

1184 (1770-71): Alaybeyi Âsafî Ahmed Bey, görevlendirildiği Rus seferinden kaçtığı için açığa alınır.

1210 (1795-96): Âsafî bu yıla kadar Fethullah Ağa'nın kahvehanesinde yaşar; ölümü bu tarihten sonradır.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar