Amasyalıdır. Amasya kâdısı Mevlânâ Abdurrahmân Efendi bin Mevlânâ Cemâleddîn Yûsuf Çelebi bin Mevlânâ Tâceddîn Ebu’l-Mekarîm İbrâhim Tokatî mahdûmudur. Amasya’da mukaddimât-ı ulûmu görüp İstanbul’a gitdi.
Orada Hâcezâde Musliheddîn Mustafa Efdalzâde [325] Hamîdeddîn Efendilerden ikmâl-i tahsîl edib ders-i âm ve Mü’eyyedzâde Abdurrahmân Efendi’den mülâzım oldu. İbtidâ Kütahya’da Vâcidiyye medresesi müderrisi olup sonra Kapluca müderrisi olarak Bursa’ya geldi.
Ba’dehû Yıldırım Han sonra Emîr Sultân medreselerine müderris olup şöhret ve fazîlet-i ilmiyyesi ma’lûm-ı sudûr olduğundan 919 senesi şevvâlinde terfî’an Amasya müftüsü ve Sultâniyye-i Amasya müderrisi olarak vatanına avdet etdi. Beş yıl kadar tedrîs u iftâ ederek 924 senesi evâ’ilinde terfî’an Sahn müderrisi olup İstanbul’a geldiğinden birkaç ay sonra Edirne kâdısı ve 925 senesi evâ’ilinde Bursa mollası oldu.
926 senesi saferinde Bursa kazâsından azl edilip, Murâdiye medresesiyle mütekâ’id olduğu hâlde 926 senesi şevvâlinde dâr-ı bekâya rihlet etdi. “Terceme-i Şakayık”da “Fazl ü kemâlin müntehâsına ve ulûm-ı âliyyenin zirve-i ulyâsına vâsıl ve mütevâsıl oldu. Hüsn-i hulkla mu’âşeret ve lutf-i muvâneset üzere olup âdâb-ı hamîde ve ahlâk-ı pesendîde ile be-nâm-ı enâm ve emsel-i eşbâh uekfâ oldu.”diyor. [326]
Âsâr-ı ilmiyyesi; “Şerh-i Tecrîd” evâ’iline hâşiye, “Sadrü’ş-Şeri’a” kitâbına ta’lîkât, “Şerh-i Mevâkıf” evâ’iline hâşiye, cevâz-ı istihlâf-ı Hatîb, cevâz-ı zikr-i cehrî, sebb-i nebî hakkında resâ’il-i müfîde. Mahdûmu es-Seyyid Alâaddîn Alî Efendi’dir.