Amasyalıdır. Meşâyih-i kirâm-ı Halvetiyyeden Akdağlı Muhyiddîn Mehmed Çelebi bin Ahmed mahdûmudur. Kazasker Bedreddîn Mahmûd Çelebi’nin birâderi olup fâzıl-ı meşhûr Hatîb Kâsım Efendi’den ahz-ı ulûm etdi.
Ba’dehû Habîb-i Karamanî Hazretleri’nin sohbet-i aliyyesinde tekmîl-i sülûk ederek Ahî Darb-hâneci tekkesi şeyhi, Sultân Bâyezîd [322] câmii vâ’izi oldu. Ba’dehû Kağnılı Pazarı’nın cenûbundaki çeşme ittisâlinde vâlî Şehzâde Sultân Ahmed’in yaptırdığı âlî zâviyenin şeyhi oldu.
912’de Şehzâde-i müşârün-ileyhin arzıyla Akdağ nâhiyesinde kâ’in pederinin maskat-ı re’si olan Alakise karyesi kendisine bâ-fermân-ı Pâdişâhî temlîk edildiğinden vakf edib hâsılâtının nısfını zâviyesinin şeyh ve ta’âmiyesine ve diğer nısfını da Alakise’de binâ etdiği câmi-i şerîfin mesâlihine tahsîs eyledi.
Bu esnâda Şâh İsmâ’îl Safevî’nin çıkardığı ve dâ’îlerinin neşr etdiği Şi’îlik mesleğine karşı ehl-i sünnet mezhebini fevka’l-âde müdâfa’a ederek iştihâr edib 917 senesi zilka’desinde dâr-ı na’îme irtihâl etdi. Âlim, zâhid, kâmil, âbid, vâ’iz-i meşhûr idi. “Münebbihâtü’l-Kulûb” adlı tasavvuftan bir eseri vardır.
Zâviyesinde medfûn olup mahdûmları Muhyiddîn Mehmed, Abdullah Efendilerdir. Zâviyesi el-yevm mezârlık olup şark ve cenûb tarafları yola alındığından ufak bir arsa-i mezâristân hâlinde kâr-gîr duvarıyla beraber duruyor. [323]