Amasyalıdır.¹² Mustafa mahdûmu olup küçük yaşında tercemesi yukarıda yazılan Vezîr Amasyalı Küçük Hasan Paşa dâiresine girib tahsîl-i kitâbet ve irfân ederek Efendisinin kethüdâsı oldu.

1058’de vezîr-i müşârün-ileyh Girid muhârebesinde bir top danesiyle şehîden vefât etdikde nâil-i mükafât¹³ olup İstanbul’a geldi. Ba’dehû gümrük emîni Amasyalı Mahmûd Ağa’ya dâmâd olup müşârün-ileyhin [78] kethüdâ-yı sadr-ı âlî olduğu esnâda dergâh-ı âlî kapıcıbaşılığı ile Galata voyvadası ve 1083 senesi zilka’desinde kayın birâderinin vefâtı üzerine gümrük emîni oldu.

1087 senesi şa’banında Merzifonî Kara Mustafa Paşa’nın sadâretinde ma’rûfiyet kazanıb 1092’de Galata harîkinde Galata gümrükhânesini kendi malından kırk iki bin guruş sarfiyle müceddeden binâ edib sadr-ı müşârün-ileyhe akâr olmak üzere takdîm etdikde buna mukabîl Fındıklı’da kâin yalısına teşrif-i şehriyâri vukû buldu. Büyük teveccüh ve iltifâta nâil oldu.

1094 senesi rebîülâhirinde ilâveten valide Sultân Kethüdâsı olup yıldızı fevkâlade parladı. Sene-i mezbûre recebinde Valide Sultân’ın vefâtı üzerine Hasekî Sultân Kethüdâsı olarak telafi-i mâ-fât etdi.

Ancak Kara Mustafa Paşa’nın katli üzerine sadrâzam olan Kara İbrâhim Paşa, bu kadar teveccüh ve ikbâlin sonu sadâret olacağını teyakkun ve endişe ederek bu esnâda Babadağı taraflarında zuhûr eden ufak bir karışıklığı vesîle ittihâz edib 1095 senesi ramazânının yirmibirinci günü bâ-rütbe-i vezâret [79] Malatya ve Ayıntab sancâklarıyla o karışıklığı def’e me’mûren Bâbadağı’na gönderdi. Padişahı da iknâ etdi.

Oraya vusûlünde karışıklığın bî-esâs olduğu anlaşılmakla 1095 senesi zilhiccesinde daha uzaklara atıb Özi vâlîsi nasb etdirdi. 1096’da kendisinin arz ve ricâsıyla Silistre vâlîsi olup İstanbul’a takarrüb etdi.

1097 senesi muharreminde Kara İbrâhim Paşa’nın azli üzerine Hersekli Sarı Süleyman Paşa sadrâzam oldukda aynı his ve endişe ile hareket ederek sene-i mezbûrenin Basra vâlîsi nasb edilib yine uzaklara atıldı. Oraya vusûlünden az sonra 1098 senesi rebîülevvelinde hüzn ü endûh içinde vefât etdi.

Akîl, müdebbir, iş-güzâr, sahî, dindâr bir vezîr idi. Hayfa ki ikbâlini çekemeyen erbâb-ı hasedin şerrine uğradı. Emvâl ve emlâki bile müsâdere edildi. Kasım Paşa’da Kulaksız Mescidi’ne minber vaz’ edib ba’zı emlâkini vakf ederek müsâdereden kurtardı. [80] El-yevm bu vakfı evlâdının medâr-ı maîşetidir.

Mahdûmları Mustafa, Mahmûd Beylerdir. Ulemâdan Mustafa Bey, Edirne mollası olup 1135’de vefât etdi. Mahmûd Bey de ulemâ ve mevâliden olup 1142 rebîülevvelinde vefât eyledi. Mustafa Bey’in mahdûmu Şakir Hüseyin Bey de kibâr-ı mevâlinden olup 1156’da irtihâl etdi. Fâzıl, hattât, şâir, sâhib-i divân, bir vücûd-ı kâmil idi.