[55] Amasyalıdır. Selâmet Hâtun zâviyesi şeyhi Mustafa Efendizâde eş-Şeyh Osmân Efendi’nin mahdûmudur. 1153’de pederinin vefâtına binâ’en meşîhat ciheti birâderi Sünûhî Abdullah Efendiyle uhdelerine tevcîh edilmişdi.

1154’de sıgar-ı sinlerine binâ’en her ikisi de ref’ edilip meşîhat-ı ulemâdan es-Seyyid Hâfız Hüseyin Efendi uhdesine tevcîh ve bunlar da mûmâ-ileyhin taht-ı vesâyetine idhâl edildi. Mukaddimât-ı ulûmu Hâfız Hüseyin Efendi’den görüp sonra Iydîzâde Âkif Mustafa Efendi’nin halka-i tedrîsine mülâzemet etdi.

Metânet-i hâfızasına binâ’en üstâdı tarafından “Rüsuhî” lakâbı verildi. Fâzıl-ı müşârün-ileyhten ikmâl-i tahsîl ederek icâzet-nâme aldıktan sonra İstanbul’a gidip silk-i kudâta girdi. Kasabât ü bilâdı kazâ ve niyâbetle devr ederek 1200 hudûdunda geldi.

Ba’dehû âzim-i Hicâz olup terk-i kazâ ederek Selâmet Hâtun tekkesi meşîhatı nâ-ehl olan Mahmûd Çelebi’nin ref’inden [56] 1202’de uhdesine tevcîh edildi. Yedi yıl kadar Nakşîbendiyye âyîni üzere zikr ü ibâdetle iştigâl ve ulemâ ve meşâyihle sohbetler ederek 1209 senesi şevvâlinde vefât etdi.

Âlim, kâmil, sâlih, şâir bir şeyh-i kerîm idi. Vefâtını müte’âkib meşîhat yine mutasarrıf-ı sâbıkı Mahmûd Çelebi’ye verildi. Bu da 1210’da vefâtıyla oğlu Mustafa Efendi’ye ve 1211’de ref’iyle sâhib-i tercemenin mahdûmu es-Seyyid Mehmed Sa’îd Efendi’ye tevcîh edildi.