Babasının zaviyesindeki şeyhlik Sünûhî Abdullah Efendi'ye daha çocukken verildi ve birkaç ay içinde, yaşı küçük diye geri alındı. Tekkenin yolu böyle kapanınca kalemi seçti: İstanbul'da Divan-ı Hümâyun'un teşrifat kaleminde yetişti, sonra vezirlerin divan kâtibi olarak taşra şehirlerini dolaştı. Amasyalı bu kâtip şair, Pirinççi Mahallesi'ndeki Selâmet Hatun Zaviyesi'nin şeyh ailesinden gelir; kardeşi Rüsûhî Hasan Efendi de şairdi. Ölümü 1192 (1778) yılından sonradır.

Hüsameddin'in Kaydı

Sünûhî'ye ayrılan madde, Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Amasya Tarihi'nde şu satırlardan oluşur:

Sünûhî Abdullah Efendi-Şeyhzâde Amasyalıdır. Selâmet Hâtun tekkesi şeyhi Mustafa Efendizâde eş-Şeyh Osmân Efendi'nin mahdûmudur. 1153'de pederlerinin vefâtıyla meşîhat birâderi Rüsûhî Hasan Efendi ile bunun uhdelerine tevcîh edilmiş ise de yaşları küçük olduğuna binâ'en ref' edildiğinden tahsîl-i ulûma başladı. Ba'dehû İstanbul'a gidip Âkif Mehmed Bey'in delâletiyle teşrîfâtî kalemine çırağ oldu. Burada tefeyyüz ederek hulefâdan olduysa da Âkif Bey'in vefâtından sonra ba'zı vüzerâya intisâb edib kâtib-i dîvân olarak devr-i bilâd etdi. 1192 târîhinden sonra vefât etdi. Kâtib, şâir idi.

Sadeleştirilmiş biçimiyle: Amasyalıdır. Selâmet Hatun Tekkesi'nin şeyhi Mustafa Efendizâde Şeyh Osman Efendi'nin oğludur. 1153'te babalarının ölümü üzerine şeyhlik kardeşi Rüsûhî Hasan Efendi ile kendisine verilmişse de yaşları küçük olduğu için geri alınınca ilim tahsiline başladı. Sonra İstanbul'a gidip Âkif Mehmed Bey'in aracılığıyla teşrifatçılık kalemine çırak oldu. Burada yetişerek kalfalardan oldu; ancak Âkif Bey'in ölümünden sonra bazı vezirlere bağlanıp divan kâtibi olarak memleketleri dolaştı. 1192 tarihinden sonra öldü. Kâtip ve şairdi.

Şeyhlikten Kaleme

1153'te (1740-41) babası Şeyh Osman Efendi ölünce zaviyenin şeyhliği iki küçük kardeşin üzerine yazılmıştı. Kardeşi Rüsûhî'nin maddesi, bu kararın 1154'te geri alındığını ve görevin Seyyid Hâfız Hüseyin Efendi'ye verilip çocukların onun vesayetine bırakıldığını ayrıntılı olarak anlatır. İki kardeşin bundan sonraki yolları ayrılmıştır. Rüsûhî ilim ve kadılık yoluyla yıllar sonra zaviyeye şeyh olarak dönerken Sünûhî, tahsilini bitirince İstanbul'a, devlet kalemlerine yönelmiştir.

İstanbul'da ona kapıyı açan Âkif Mehmed Bey de bir Amasyalıydı. Hüsameddin'in altıncı ciltteki Ebûbekir Paşa maddesine göre Âkif Bey, Amasya ayanından Bekir Beyzâde Ebûbekir Paşa'nın oğlu ve Divan-ı Hümâyun teşrifatçısıydı. Babası Rus savaşında Hotin kalesini kaybedip esir düşünce bundan çok etkilenmiş ve 1181 yılı zilhiccesinin ilk günü, yani 1768 baharında ölmüştü. Teşrifat kalemi, saray ve divan törenlerinin usulünü, kimin nerede durup kimin kime nasıl hitap edeceğini kayda geçiren dairedir; Sünûhî burada çıraklıktan "hulefâ" denen kalfalık derecesine yükselmiştir. Hemşerisi olan amirinin ölümüyle bu yol tıkanmış, Sünûhî de vezirlerin kapısına geçerek onların divan kâtibi olarak eyaletten eyalete dolaşmaya başlamıştır.

Hüsameddin hangi vezirlere bağlandığını, hangi şehirlerde bulunduğunu yazmaz. Bildiği son tarih 1192'dir (1778); Sünûhî bu yıldan sonra ölmüştür, ama nerede öldüğü de belirsiz kalır. Maddede Amasya'ya dönüşünden söz edilmemesi, ömrünün geri kalanını vezir kapılarında geçirdiğini düşündürür.

Amasya ile Bağı

Sünûhî Amasya'da doğmuş ve ilk tahsilini burada yapmıştır. Ailesinin adı, XV. yüzyılda Pirinççi Mahallesi önünde, Kuşköprü yakınında zaviyesini kurduran Selâmet Hatun'un tekkesine bağlıdır; "Şeyhzâde" lakabı da buradan gelir. Kardeşi Rüsûhî Hasan Efendi 1202'de (1787-88) bu zaviyenin şeyhliğine getirilmiş ve 1209'da (1795) ölmüştür; şeyhlik daha sonra Rüsûhî'nin oğlu Seyyid Mehmed Saîd Efendi'ye geçmiştir.

Şiiri

Sünûhî'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Maddedeki "kâtib, şâir" sözünün ardından ne bir divan gelir ne de tek bir beyit; geriye yalnızca mahlasın kendisi kalır. "Sünûhî", Arapça "sünûh" kökünden, yani gönle doğan, akla gelen düşünce anlamından türemiştir. Kardeşinin "Rüsûhî" lakabıyla aynı ses kalıbını taşıması rastlantı olmayabilir ve iki kardeşin birbirine uyan mahlaslar seçtiği düşünülebilir; müellif bu benzerlik üzerinde durmaz.

Kronoloji

1153 (1740-41): Babası Şeyh Osman Efendi ölür; zaviyenin şeyhliği Sünûhî ile kardeşi Rüsûhî'ye verilir.

1154 (1741-42): Yaşları küçük olduğu için şeyhlik geri alınır; Sünûhî tahsile başlar.

1181 zilhiccesi başı (Nisan 1768): Teşrifat kaleminde hamisi olan Âkif Mehmed Bey ölür.

1192 (1778) sonrası: Sünûhî ölür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar