Merzifonludur. Oranın eşrâfından Mehmed Ali Efendi bin el-Hâc Ahmed Ağa bin el-Hâc Mehmed Ağa bin hazînedâr Ali Ağa’nın mahdûmudur. 1272’de doğdu. Merzifon’da [278] Şer’iyye kâtibi Hasan ve Müftüzâde Mehmed Efendilerden mukaddimât-ı ulûmu gördükten sonra 1292’de İstanbul’a gitdi.

Orada Fâtih dersi-âmlarından Arnavut Murtazâ Efendi’nin dersine devâm etdiği esnâda Rus harbi i’lân edildiğinden 1294’de Amasya’ya geldi. Meşâhîr-i fuzalâdan Şirvânî el-Hâc Mustafa Efendi’nin halka-i tedrîsine mülâzemet ederek ilm-i kelâmı, usûl-i fıkhı ondan tahsîl etdi.

1298’de fâzıl-ı müşârün-ileyhin irtihâline binâ’en Mîr Hasan Efendi’den ilm-i hikmet okuyup 1299’da ahz-ı icâzetle Merzifon’a avdet ve tedrîse mübâşeret etdi. 1302’de sânîyen İstanbul’a gidip şevvâlinde bi’l-imtihân mekteb-i nüvvâba girdi.

1305 senesi şa’bânında parlak bir imtihân verip sınıf-ı sâlisten şehâdet-nâme ahzına muvaffak olduğundan 1307 senesi gurre-i muharreminde Uşak kazâsı niyâbetine ta’yîn edildi. Müddet-i örfiyyesini ikmâl edib avdetinde 1311 senesi gurre-i saferinde Yozgat sancâğı nâibi oldu. [279]

İki senelik müddet-i örfiyyesini ikmâl etdikten sonra 1313 saferinde Merzifon’a geldi. 1315’de İstanbul’a gidip 1316’da Devriyye müderrisliği pâyesini aldı. 1317 senesi gurre-i muharreminde Çorum sancâğı nâibi oldu.

1318 senesi rebîülevvelinde hüsn-i hizmetine binâ’en Beşiktaş muhâfızı müşîr Çorumlu Kel Hasan Paşa’nın arz ü senâsı üzerine İzmir mevleviyyeti pâyesiyle taltîf edildi. Fakat müte’âkiben Merzifonî Kara Mustafa Paşa evkâfından olan Hân mes’elesi zuhûrunda taraf-ı vakfı sıyânet ve Çorum alaybeyisi Ömer Ağa da mülkiyeti iltizâm ederek araları açıldı.

Bu yüzden şikâyetler ve tezvîrâtı hâvî mürâca’atlar tevâlî etdi. Ömer Ağa’nın kardeşi olan Kel Hasan Paşa bu tezvîrâta aldanıp Şeyhülislâmın yolunu keserek azl ü nefy edilmesini musırrâne teklif ve iz’âc etmişdi.

Meşîhat-ı İslâmiyye hakîkat-i hâli anlamak için tahkîkâta lüzûm gördüğü hâlde Kel Hasan Paşa Sultân [280] Abdulhamîd’e bu tezvîrâtı arz ederek azl u nefyi irâdesini istihsâl ve meşîhate teblîğ etdirdiğinden 1318 senesi cumâdelâhiresinin selhinde azl ve Merzifon’da ikâmeti emr edildi.

On yıl kadar öteden beri yaptığı zahîre ticâretiyle iştigâl ve hayli servet ü sâmân idhâr edib 1326 senesi cumâdelâhiresinde meşrûtiyetin i’lânı üzerine meşîhat-i İslâmiyyeye mürâca’at etdi. Bunun üzerine 1328 senesi cumâdelûlâsında Yemen vilâyeti nâibi olduğu kendisine teblîğ edildi.

Fakat mürâca’atından sonra hastalanmışdı. Vilâyet niyâbetine ta’yîn edildiği memnûniyyetiyle biraz canlanıp azîmet edeceği esnâda hastalığı teşeddüd ederek cumâdelâhiresinin evâ’ilinde vefât etdi. Âlim, fâzıl, kavâ’id-i mantık ve usûl ü kelâmda mâhir, âkil, zekî, müdebbir, serîü’l-intikâl, metîn ve mümsik bir zât idi.

Yegâne mahdûmu Ömer Vehbî Bey’e oldukça mühim bir servet bıraktı. Ömer Vehbî Bey de Mekteb-i hukûktan me’zûn [281] olup Gümüşhacıköyü kazâsı müdde-i umûmî mu’âvini ba’dehû Merzifon cezâ mahkemesi re’îsi olduğu hâlde 1337’de genç iken vefât etdi. Gâyet müsta’id, zekî, kavânîn-i adliyyeye vâkıf idi.