Amasyalıdır. Hâce Sultân vakfı mütevellîsi olan Hüseyin Şâh Çelebi bin Es’ad Şâh Çelebi bin Hâce Mes’ûd Şâh bin Hâce Sultân Ahmed Şâh Çelebi oğludur. Bunların evlâd-ı Selçukiyyeden olduğu Hâce Sultân tercemesinde mufassalan yazıldı.
Ceddi Es’ad Şâh “Yardım Çelebi” demekle meşhûr olmağla buna “Yardımoğlu” dendi. Pederinin hayâtında sipâhîoğlu olup Kafkas muhârebâtında oldukça şöhret kazandı. Cesâret ü şecâ’atiyle temâyüz etmişdir.
Damarlarında cevelân eden kan, saltanat-ı Selçukiyye hissiyâtıyla hâl-i galeyânda olduğundan 1008’de Karayazıcı Abdülhalîm’e tebe’iyyet ederek erbâb-ı ihtilâl ü şekâvet arasına girdi. Eşkiyâ arasında kendisine bir mevki’-i mümtâz te’mîn [287] etdi.
1012’de erbâb-ı ihtilâlin rü’esâsından Deli Hasan, Deli Zülfikâr, Kalenderoğlu Mehmed, Karakaş Ahmed gibi zî-nüfûz adamlar beylerbeyi olarak devlet ü hükûmet tarafına geçince meydân kendisine kaldı. Çeribaşı Mehmed, Kızılbaş Hüseyin, Köse Mahmûd, Şeytânoğlu İbrâhim gibi eşkiyânın başına geçti.
Geldiklan kazâsında şâhlık i’lân ederek ser-bâzâne harekâta başladı. Şeytânoğlunu kethüdâ nasb ederek ona “Pervâne” lakâbını verdi. Saltanat-ı Selçukiyyeyi ihyâya yeltendi. 1013’de Amasya beyi Deli Tâhir Bey kendisine mu’ârız çıkıp bununla hayli uğraşdı. Ancak teşkilâtını tanzîm ve ordusunu takviyye edecek serveti olmadığından çapulculukla te’mîn-i ma’îşete başladı. Kurâ halkını bî-zâr etdi. Geldiklan kasabasında dört yıl kadar mütehakkimâne ikâmet etmekte iken 1017 senesinde yakasını Kuyucu Murâd Paşa’nın eline verdi. Bütün evlâd u akrabâsıyla beraber dünyadan gitdi. [288]
Bu târîhden i’tibâren Hâce Sultân evlâdı münkarız olduğundan vakf-ı mezkûrun tevliyeti zâviyesinin şeyhi bulunan eş-Şeyh Resûl Efendi’ye ve bundan sonra zâviye meşâyihine ve sipâhî meşâhîrine tevcîh edilerek nihâyet ulemâ ve müderrisînden esbak Amasya müftüsü Zanalı es-Seyyid el-Hâc Ahmed Efendi’ye ve evlâdına tevliyet ve meşîhat birlikte tevcîh edilmişdir.