Amasya’nın Zeytûn nâhiyesinde Kızıl Kenise karyesinden Abdullah Ağa’nın oğlu olduğu vakfiyesinden anlaşıldı. Vakfiyesinde “Selîm Bey bin el-merhûm Abdullah Ağa” diye yazılı görüldü. Sultân Mahmûd-ı Sânî’nin kölesi olmayıp gulâmân-ı hâssasından olduğu müstebân oldu.

Gençliğinde Çerkes âdeti üzere Sultân-ı müşârün-ileyhe köle olarak takdîm edildiğinden enderûnda terbiyye ve ta’lîm edildi. Ba’dehû gulâmân-ı hâssadan olup müşârün-ileyhin irtihâlinde şehzâdesi Sultân Abdülmecîd Hân’a fevka’l-âde takarrüb ederek mâbeynci ve 1264’de ser-kurenâ-yı pâdişâhî oldu.

Yedi yıl kadar makâm-ı ubûdiyyette kâ’im olup ancak kibr ü ru’ûneti ricâl-i devleti dil-gîr etdiğinden Sadr-ı a’zam Mustafa Reşîd Paşa’nın arzıyla 1271’de ser-kurenâlıktan infisâl etdi. On bir yıl kadar Üsküdar’da kâ’in köşkünde [337] mukîm oldu.

Bu müddet zarfında Hicâz’a gidip geldi. Medîne-i Mü’nevvere’de bir kütüb-hâne, vatanı olan Kızıl Kenisa karyesinde bir mekteb ve bir çeşme yaptırdı. Ve karyesi câmiini ta’mîr etdirdi. Bu hayrâtına zevcesi La’l-i nâb Hânım bint-i İsmâ’îl Bey de iştirâk ederek emlâkini bunların mesâlihine vakf edib 1282’de vefât etdi. Müttakî, mu’tekad, mümsik olduğu “Sicill-i Osmânî”de yazılıdır. Herhâlde ehl-i hayr idi. Kayın birâderi Beylerbeyi Hasan Râmiz Paşa’dır.