Kırşehir dâhilinde kâ’in Serva’ât köyünden Abdülgaffâr’ın mahdûmudur. Gençliğinde Amasya’ya gelip Iydizâde el-Hâc Âkif Mustafa Efendi’nin halka-i tedrîsinde ulûm-ı akliyye ve nakliyyeyi ahz ve fıkıh ve usulü meşâhîr-i ulemâdan Taşâbâdî el-Hâc Ahmed, Akdağî el-Hâc Mustafa ve Çorumlu el-Hâc es-Seyyid Ali Efendilerden de tahsîl ü ikmâl ederek mücâz u ders-i âm oldu.

Tedrîs-i ulûm esnâsında esâtize-i kirâmının zamân-ı fetvâlarında müsevvid ve emînü’l-fetvâ olup fevka’l-âde iştihâr etdi. Bu esnâda “Büyük Ağa” demekle meşhûr Hüseyin Ağa Medresesi müderrisi olup 1178 senesi recebinde Amasya müftüsü ve 1180 senesi muharrem intihâbında ilâveten Hacı-başı oldu.

1181 senesi rebîülevvelinde Amasya fetvâsından azl edilip zilka’desi gurresinde Amasya kadısı Mehmed Efendi tarafından Amasya nâibi oldu. Bir buçuk yıl kadar niyâbeti devâm edib 1183 senesi rebîülâhiri gurresinde [220] hitâma erdi.

1184 senesi muharreminde sânîyen Hacı-başı olup 1185 senesi zilhiccesinin gurresinde ikinci def’a Amasya nâibi olup 1186 senesi saferinde halefinin vürûdıyla ma’zûl ve hâcıbaşılıktan da munfasıl oldu.

1187’de Meclis-i a’yân a’zâsı olup zilhiccesinin yirmi birinci günü sânîyen Amasya müftüsü olduğu hâlde gözlerine ârız olan amâdan dolayı 1188 senesi muharreminin on ikinci günü azl edildi.

Bir buçuk yıldan ziyâde gözleri alîl olarak hasta ve münzevî bir hâlde yaşayıp 1189 senesi şevvâlinde dâr-ı bekâya rihlet etdi. Âlim, fâzıl, şâir, kâmil, edîb, küşâde-meşreb, elsine-i selâsede tanzîm-i eş’âra kâdir, tevârih u muhâzarâta âşinâ olduğu “el-Mecmû”da yazılıdır.

Bir gazelini bulup yazmışdım. Hayfâ ki yandı. Kendisine “Servahdî” mahlasını üstâdı Iydîzâde verdi. “Elsine-i âmmede Servatlı” demekle meşhûr idi. [221] Mahdûmları es-Seyyid Mehmed Emîn, Abdullah Efendiler ma’rûftur.

Bunlara ve bunların evlâdına “Hacı Servahdîzâdeler” dendi.