İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · AMASYA TÂRÎHİ'NDEN ÜÇÜNCÜ DEVRE BAKİYYESİ

Süleymân Bey

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 4. Cildin Bakiyyesi, s. 685–686 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Bozokludur. Abdulcebbârzâde Çapan Ahmed Paşa'nın oğludur. 1219 muharremi ibtidâsında Amasya muhassılı olup mütesellimi olan Millîzâde Hacı Süleymân Bey Amasya'ya yerleşdi. Yeğenzâde Hacı Hüseyin Bey bin Ömer Paşa baş a'yân ve muhtâr-ı belde ve gavgâ esnâsında korkusundan gâ'iblere karışan Amasya nâ'ibi Hüseyin Efendi'nin yerine Mehmed Nûreddîn Efendi nâ'ib oldu. [193]

Amasya'dan çıkan Hasan Bey, bütün kuvvetini toplayıp Kavak nâhiyesi önünde oturdu. Ahvâli Tayyâr Mahmûd Paşa'ya yazdı. Tayyâr Mahmûd Paşa pek hodbîn, serkeş, müstebid bir adamdı. Kendi menfa'ati uğrunda kimseyi tanımazdı.

Amasya sancağını kendisinin bir mâlikânesi sayardı. Bunun kendi rakîbi ve düşmanı olan Çapanzâde Süleymân Bey'e verilmesini çekemedi. Hele Hasan Bey'in Amasya'dan kuvvet-i cebriyye ile çıkarılması pek gücüne gitdi.

Tayyâr Paşa'nın nüzûl emîni olan Mühürdârzâde Mustafâ Necîb Efendi Târihçesi'nde diyor ki: "Tayyâr Mahmûd Paşa, Bafra'dan bu husûsu Üçüncü Sultân Selîm'e arz ederek mâlikânesi olan Amasya sancağının kendi uhdesinde ibkâsını niyâz etdi. Halbuki Amasya Beyhân Sultân'ın mâlikânesiydi.

Sultân Selîm, Tayyâr Paşa'yı tesliye ve teskîn etmek için iltifâtı hâvî bir fermân ile ikinci mîrâhuru Şîrînzâde Es’ad Medhî Bey'i Bafra'ya gönderdi. Kendisine lâzım gelen nasîhatları verdi. Bu yıl Amasya sancağı mâdem ki Süleymân Bey'e verilmişdir, gelecek yıl da yine kendisine verileceğini ve Süleymân Bey'e dokunmamasını bildirdi.

Tayyâr Paşa bu kadar va'd ve iltifât-ı [194] pâdişâhîye karşı sükûnet ve itâ'at göstereceği yerde niyâzının redd edilmesine pek ziyâde kızdı, âdetâ onuruna dokundu. Bîçâre Es'ad Bey'i habs ederek hazırladığı askerinin başına geçdi.

Bafra'dan hareket edip Köprü'ye ve buradan Havza'ya gelip Mikdâd Paşazâde Hasan Bey'in kumandasındaki kuvvetle birleşdi. Kavak a'yânı Deli Hacı Alî Ağa ile Köprü a'yânı Hacı Paşazâde Mehmed Emîn Bey'in kuvvetleri de kendisine iltihâk etdi.

Millîzâde Hacı Süleymân Bey, Amasya'yı tesellüm etdikden sonra me'mûrîn ve a'yândan kimseye dokunmadı. Yalnız sâdâtın şikâyetleri üzerine safer ibtidâsında Hacı Alî Efendi'nin yerine Vâsî Çelebizâde Hacı Muhyiddîn Ağa nakîb kâ'im-makâmı oldu.

Safer evâhirinde Tayyâr Mahmûd Paşa, büyük kuvvetiyle Havza'dan Amasya üzerine yürüdü. Hâlbuki Çapanzâde Süleymân Bey kuvvet ve nüfûz i'tibârıyla Tayyâr Paşa'dan aşağı değildi, bununla berâber devlete sâdık, mutî‘, teceddüd-perverdi. Amasya mütesellimi Süleymân Bey, Tayyâr Paşa ve Hasan Bey'in hareket ve niyyetlerini Çapanzâde Süleymân Bey'e Mecidözü mâlikânesi mutasarrıfı Avkatlızâde Süleymân Bey'e arz ve istimdâd etmeğe [195] mecbûr olmuş, Tayyâr Paşa hücûm ederse avdet etmesine dâ'ir emri almışdı.

Tayyâr Paşa, ma'iyyetiyle berâber sür'atle gelip Amasya'yı basdı. Hacı Süleymân Bey'le biraz müsâdemeden sonra rebî'ulevvelin birinci günü cebren Amasya'ya girdi. Bütün sancağı zabt ve istîlâ ve Hasan Bey'i yine mütesellim nasb ederek Amasya târîhinin dördüncü devresine hitâm verdi.⁷²⁶

Amasya vilâyeti, dördüncü târîhî devrinde⁷²⁷ eski şerefini büyük bir varlık içinde yaşatıyordu. İctimâ'î, ilmî, sınâ'î, iktisâdî hayâtları üçüncü devrenin aynı idi. Eski şerefinden nesne kaybetmedi.

Bu devrenin ricâli, ya'nî askerî ve mülkî erleri, hâssaten fâzıl âlimleri, kâmil şeyhleri, [196] kalem ve halk şâ'irleri, iyi hattâtları, san'atkârları üçüncü devreye fâ'ik sayılacak dereceyi buldu. Erleri arasında ufak tefek hayât mücâdelesi, benlik gürültüleri oldu.

Ancak millî birliği bozan, devlet düzenini kıran, isyân ve şekâvet yoluna girmiş adamları, vatan ve millet duygularından mahrûm olan Canikli Oğulları gibi derebeyileri yokdu. Amasya erlerinin bütün kaygıları, Türk varlığını birlik içinde yüksek yaşatmakdı.

Dördüncü Cildin Sonu.

Dipnotlar

  • 726 Hasan Bey'in Amasya'dan hurûcu ve sonra gelip Amasya'yı zabt ve i'dâmı vak'alarına şâhid olan iki zâta yetişebildim. Biri 1308 'de Efte köyünde yüz on iki yaşında vefât eden Molla Alî Ağa'dır. Diğeri Amasya'da 1311 'de yüz on beş yaşında vefât eden ulemâdan Çarşambalı Hacı Abdulkâdir Efendi'dir. Bunlardan aldığım ve mahzen-i evrâkda gördüğüm defterlerden ve Amasya meşîhat sicillâtından topladığım ma'lûmâtı sırasıyla telhîs ederek yazdım.
  • 727 Bu kısmın başında "üçüncü" denmesi mürettib sehvidir.
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Bozokludur. Abdülcebbarzade Çapan Ahmed Paşa'nın oğludur. 1219 [1804] yılı muharrem ayının başında Amasya muhassılı oldu ve mütesellimi Millîzade Hacı Süleyman Bey Amasya'ya yerleşti. Yeğenzade Hacı Hüseyin Bey bin Ömer Paşa baş ayan ve muhtar-ı belde (şehrin seçilmiş temsilcisi) oldu. Çatışma sırasında korkusundan ortadan kaybolan Amasya naibi Hüseyin Efendi'nin yerine de Mehmed Nureddin Efendi naib oldu.

Amasya'dan çıkan Hasan Bey bütün kuvvetini toplayıp Kavak nahiyesinin önünde konakladı ve durumu Tayyar Mahmud Paşa'ya yazdı. Tayyar Mahmud Paşa çok bencil, asi ve zorba bir adamdı; kendi çıkarı uğruna kimseyi tanımazdı.

Amasya sancağını kendi mâlikânesi sayardı. Bunun kendi rakibi ve düşmanı olan Çapanzade Süleyman Bey'e verilmesini çekemedi. Hele Hasan Bey'in Amasya'dan zorla çıkarılması çok gücüne gitti.

Tayyar Paşa'nın nüzul emini (ordu erzakından sorumlu görevlisi) olan Mühürdarzade Mustafa Necib Efendi Tarihçe'sinde şöyle der: "Tayyar Mahmud Paşa, Bafra'dan bu durumu Sultan III. Selim'e arz ederek mâlikânesi olan Amasya sancağının kendi uhdesinde bırakılmasını rica etti. Oysa Amasya, Beyhan Sultan'ın mâlikânesiydi."

Sultan Selim, Tayyar Paşa'yı teselli edip yatıştırmak için iltifat dolu bir fermanla ikinci mirahuru Şirinzade Es'ad Medhi Bey'i Bafra'ya gönderdi. Es'ad Bey ona gereken öğütleri verdi. Amasya sancağı madem ki bu yıl Süleyman Bey'e verilmiştir, gelecek yıl yine kendisine verileceğini ve Süleyman Bey'e dokunmamasını bildirdi.

Tayyar Paşa, padişahın bu kadar vaadine ve iltifatına karşı sükûnet ve itaat göstereceği yerde ricasının reddedilmesine çok kızdı; bu âdeta onuruna dokundu. Zavallı Es'ad Bey'i hapsederek hazırladığı askerin başına geçti.

Bafra'dan hareket edip Köprü'ye, oradan da Havza'ya geldi ve Mikdad Paşazade Hasan Bey'in komutasındaki kuvvetle birleşti. Kavak ayanı Deli Hacı Ali Ağa ile Köprü ayanı Hacı Paşazade Mehmed Emin Bey'in kuvvetleri de ona katıldı.

Millîzade Hacı Süleyman Bey Amasya'yı teslim aldıktan sonra memurlardan ve ayandan kimseye dokunmadı. Yalnız seyyidlerin şikâyetleri üzerine safer ayının başında Hacı Ali Efendi'nin yerine Vâsî Çelebizade Hacı Muhyiddin Ağa nakib kaymakamı oldu.

Safer ayının sonlarında Tayyar Mahmud Paşa büyük kuvvetiyle Havza'dan Amasya üzerine yürüdü. Oysa Çapanzade Süleyman Bey kuvvet ve nüfuz bakımından Tayyar Paşa'dan aşağı değildi; üstelik devlete sadık, itaatli ve yenilik yanlısıydı. Amasya mütesellimi Süleyman Bey, Tayyar Paşa ile Hasan Bey'in hareketlerini ve niyetlerini Çapanzade Süleyman Bey'e ve Mecidözü mâlikânesinin sahibi Avkatlızade Süleyman Bey'e bildirip yardım istemek zorunda kalmış, Tayyar Paşa saldırırsa geri çekilmesine dair emir almıştı.

Tayyar Paşa maiyetiyle birlikte hızla gelip Amasya'yı bastı. Hacı Süleyman Bey'le kısa bir çatışmadan sonra rebiülevvelin birinci günü zorla Amasya'ya girdi. Bütün sancağı ele geçirip istila etti ve Hasan Bey'i yeniden mütesellim yaparak Amasya tarihinin dördüncü devresine son verdi.

Amasya vilayeti, dördüncü tarihî devresinde eski şerefini büyük bir varlık içinde yaşatıyordu. Toplumsal, ilmî, sınai ve iktisadi hayatı üçüncü devrenin aynıydı; eski şerefinden hiçbir şey kaybetmedi.

Bu devrenin ileri gelenleri, yani askerî ve mülkî erleri, özellikle faziletli âlimleri, kâmil şeyhleri, divan ve halk şairleri, iyi hattatları ve sanatkârları, üçüncü devreden üstün sayılacak bir dereceye ulaştı. Erleri arasında ufak tefek hayat mücadeleleri, benlik gürültüleri oldu.

Ancak bu devrede millî birliği bozan, devlet düzenini kıran, isyan ve eşkıyalık yoluna girmiş, vatan ve millet duygularından yoksun Canikli Oğulları gibi derebeyleri yoktu. Amasya erlerinin bütün kaygısı, Türk varlığını birlik içinde yüksek bir şekilde yaşatmaktı.

Dördüncü cildin sonu.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • gâ'iblere karışmak: ortadan kaybolmak, kaçıp saklanmak
  • hodbîn: bencil
  • serkeş: başkaldıran, asi
  • müstebid: zorba, keyfî yöneten
  • kuvvet-i cebriyye: zor kullanma, silah gücü
  • nüzûl emîni: ordu için toplanan erzakı yöneten görevli
  • ibkâ: yerinde bırakma, görevde tutma
  • tesliye: teselli etme
  • iltihâk: katılma
  • tesellüm: teslim alma
  • mutî': itaatli, boyun eğen
  • teceddüd-perver: yenilik yanlısı
  • istimdâd: yardım isteme
  • avdet: geri dönme, geri çekilme
  • müsâdeme: çatışma
  • ricâl: devlet adamları, ileri gelenler
  • fâ'ik: üstün
  • şekâvet: eşkıyalık

Çapanoğlu Süleyman Bey

Bu maddenin muhassılı, 77. maddedeki "Bozoklu" Süleyman Bey ile aynı kişidir: Çapanoğlu (Cebbarzade) Ahmed Paşa'nın oğlu Süleyman Bey. Özcan Mert'e göre babası Ahmed Paşa 1765'te idam edilmiş, Süleyman Bey 1782'de ağabeyi Mustafa Bey'in öldürülmesiyle Bozok mutasarrıfı olmuştu. Onun dönemi, Çapanoğullarının otuz yıl kadar süren en parlak devridir. Akıllı ve tedbirli, Babıâli'ye karşı genellikle itaatli siyaseti ve III. Selim'in Nizâm-ı Cedîd hareketine taraftarlığı sayesinde nüfuzunu Bozok dışında Çankırı, Amasya, Şarkîkarahisar, Kayseri, Halep, Adana, Tarsus, Niğde, Kırşehir ve Ankara'ya kadar yaymıştır. Mehmet Beşirli'nin tespitine göre 1214-1222 yılları arasında Tokat voyvodalığı mukataasını da mâlikâne olarak elinde tutmuştur. Hüsameddin'in onu "devlete sadık, itaatli ve yenilik yanlısı" diye nitelemesi, bugünkü araştırmaların genel kanaatiyle örtüşür. İsmail Hakkı Uzunçarşılı da onu, gerektiğinde sert yöntemlerle çevresine hâkim olan, fakat devletin bütün işlerinde hizmeti ve fedakârlığı görülen "devlete sadık sikkesiz bir hükümdar" olarak tarif eder. 1808'de Sened-i İttifak'ı imzalayan âyanlar arasındaydı; 1813'te öldü. Uzunçarşılı'ya göre ölümünden sonra Amasya ve başka yerlerdeki seksen parça emlâki müzayedeyle satılmıştır.

Amasya mütesellimi Süleyman Bey'in yardım istediği Mecidözü mâlikânesi sahibi Avkatlızade Süleyman Bey, 75. maddede anlatılan eski Amasya mütesellimidir. Serkan Polat'ın çalışmasına göre Avkatlızadeler Çapanoğlu ile evlilik yoluyla akrabaydı.

Olayların Belgelerdeki Karşılığı

Uzunçarşılı'nın arşiv belgelerine dayanan anlatısı, Tayyar Paşa'nın bu çıkışını ayrıntılarıyla verir. Buna göre Tayyar, sadrazamın kendisine gönderdiği öğütlere aldırmadan topladığı kuvvetlerle Amasya, Turhal ve Tokat'ı işgal etmiş, Sivas halkı Çapanoğlu'nun oğlu Sivas valisi Mehmed Celâleddin Paşa'nın mütesellimini şehirden kovmuş, Merzifon alınmış ve kuvvetler Zile'ye kadar gelmiştir. Tayyar etrafa gönderdiği buyruldularla devletin onayı ve şeyhülislamın fetvasıyla hareket ettiğini, Nizâm-ı Cedîd askerini kaldırıp zulmü sona erdireceğini ilan ediyordu. Bunun üzerine Trabzon valiliği ve vezirliği elinden alındı; bastırılması Erzurum ve Trabzon valiliğine getirilen Yusuf Ziya Paşa'ya verildi. Tayyar'ın amcaoğlu Mikdad Paşazade Hasan Bey'in komutasındaki kuvvetler 27 rebiülevvel 1220 [25 Haziran 1805] günü Çapanoğlu'nun oğlu Abdülfettah Bey'e yenildi. Çorum'a gönderilen kuvvetler de bozuldu. Tayyar Amasya'da tutunamayıp çekildi. 3 Temmuz 1805'te sadrazama yazdığı mektupta af dileyip Sivas eyaleti ile Kastamonu sancağının kendisine verilmesini istedi ve karşılığında buralardan masrafı kendisine ait Nizâm-ı Cedîd askeri yazacağını vaat etti. İsteği kabul edilmedi. Hasan Bey ile birlikte deniz yoluyla Sohum'a, oradan bir tüccar gemisiyle Kırım üzerinden Rusya'ya geçti (cemaziyelevvel 1220, Ağustos 1805).

Bu belgelere göre Tayyar'ın Amasya'ya girişi 1805 yazına düşer. Hüsameddin'in verdiği "rebiülevvelin birinci günü" 1219 yılı için 9 Haziran 1804'e, 1220 yılı için 29 Mayıs 1805'e denk gelir. Belgelerle uyuşan ikinci tarihtir; Hüsameddin'in bu maddedeki hicrî yılı, 79. maddenin son kısmında olduğu gibi bir yıl erken görünmektedir. Sabit Genç ise Hüsameddin'i izleyerek olayı 1804'e koyar.

Sonrası Hüsameddin'in kitabının bu cildinin dışında kalır. Uzunçarşılı'ya göre Süleyman Bey hasmını yenmesine rağmen Amasya kendisine bırakılmamış, Nizâm-ı Cedîd'e karşı olan sadrazam Hafız İsmail Paşa'nın tutumuyla sancak Beyhan Sultan'a verilmiş ve Ali Ağa mütesellim tayin edilmiştir. Mert ise Süleyman Bey'in Ağustos 1805'te Amasya'yı yeniden aldığını, 1807 yazında IV. Mustafa döneminde sancağın elinden çıktığını yazar. Tayyar Paşa'nın kaçışının tarihi kaynaklarda farklıdır: Uzunçarşılı Ağustos 1805 der, Mert 1806 yazını verir. Kabakçı İsyanı ve III. Selim'in tahttan indirilmesinden sonra Tayyar affedildi, 20 Ekim 1807'de bir Rus gemisiyle İstanbul'a döndü, Trabzon valiliği ve sadaret kaymakamlığına getirildi. Mart 1808'de azledilip Dimetoka'ya sürüldü, II. Mahmud'un tahta çıkışından sonra 2 recep 1223 [24 Ağustos 1808] günü idam edildi. Onun ölümüyle Canikli ailesinin bölgedeki yarım asırlık hâkimiyeti sona erdi.

Hüsameddin'in Kaynakları

Hüsameddin dipnotunda bu olayları nasıl derlediğini açıklar. Hasan Bey'in Amasya'dan çıkışına, sonra gelip şehri ele geçirmesine ve idamına tanık olan iki kişiye yetişmiştir: 1308 [1890-91] yılında Efte köyünde yüz on iki yaşında ölen Molla Ali Ağa ile 1311 [1893-94] yılında Amasya'da yüz on beş yaşında ölen ulemadan Çarşambalı Hacı Abdülkadir Efendi. Verilen yaşlara göre her ikisi de 1196 [1782] dolaylarında doğmuş olmalıdır; olayları yirmili yaşlarında görmüşlerdir. Hüsameddin bu sözlü tanıklıkları evrak mahzeninde gördüğü defterler ve Amasya meşihat sicilleriyle birleştirerek yazdığını belirtir. Bu da yılların karışmasının nedenini kısmen açıklar: tanıkların hatırası olayların sırasını sağlam biçimde korurken yılı kaydırmış olabilir. Bu bir yorumdur.

Hüsameddin'in alıntı yaptığı Mühürdarzade Mustafa Necib Efendi'nin Tarihçe'si, Mustafa Necib'in İstanbul'da 1280 [1863-64] yılında basılan ve III. Selim döneminin sonuyla Kabakçı İsyanı'nı anlatan eserlerinden sayılan Tarihçe'si olmalıdır; Fahri Ç. Derin bu eseri 1807 olaylarının kaynakları arasında gösterir. Özgün metinde alıntının açılış tırnağı vardır, kapanışı yoktur; bu yüzden Necib Efendi'den aktarılan kısmın nerede bittiği tam belli değildir.

Devrin Değerlendirilmesi Üzerine

Hüsameddin cildi kapatırken dördüncü devrenin Amasya'sını parlak, Canikli ailesini ise vatan ve millet duygusundan yoksun derebeyleri olarak tarif eder. Dipnotunda bu kısmın başında "üçüncü" denmesinin dizgi hatası olduğunu da belirtir. Bu değerlendirme yazarın yaşadığı dönemin millî tarih anlayışını taşır. Bugünkü araştırmalar Canikli ailesini daha çok merkez ile taşra arasındaki siyasi ve iktisadi kaynakların yeniden paylaşılması çerçevesinde ele alır. Özcan Mert de ailenin kurucusu Hacı Ali Paşa'yı, döneminin vali ve kumandanlarından farklı olarak "aydın zorba" bir yönetici olarak niteler. Hüsameddin'in kendi anlattığı olaylar da bu devrede Amasya'nın iç çekişmelerden uzak olmadığını gösterir: müftülük 1793-1804 arasında on beşten fazla kez el değiştirmiş, ulema Nizâm-ı Cedîd ve sülüs vergisi gibi meselelerde bölünmüştür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cildin Bakiyyesi, s. 685–686. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Kitaplar

  • Yakup Poyraz, "Tayyâr, Mahmûd Paşa-yı Samsûnî", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 2014.

Diğer kaynaklar

  • A. Kadir Çapanoğlu, "Çapanoğlu Süleyman Bey'in Eşi Amasyalı Hacı Hafize Hanım" (Serkan Polat'ın çalışmasının özeti), Yozgat Gazetesi.

4. Cildin Bakiyyesi içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.