İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · AMASYA TÂRÎHİ'NDEN ÜÇÜNCÜ DEVRE BAKİYYESİ

Tayyâr Mahmûd Paşa

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 4. Cildin Bakiyyesi, s. 680–685 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Trabzonludur. Caniklizâde Battâl Hüseyin Paşa'nın oğludur. 1214 muharremi ibtidâsında verilen büyük hediyeler mukâbilinde Amasya muhassılı ve Canik mutasarrıfı oldu. Tarafından Hazînedâroğlu Süleymân Bey Amasya mütesellimi olup geldi. Kayalıpaşazâde Hacı Süleymân Bey baş a'yân ve muhtâr-ı belde oldu.

Birkaç gün evvel vefât eden alaybeyi Kaba Mahmûd Ağa'nın yerine Hindîoğlu İbrâhim Ağa alaybeyi oldu. Merhûmun ze'âmeti oğulları Ahmed ve Abdullâh Beyler'e verildi. Bundan evvel Amasya mîralâyı iken Diyârbekir'e nefy edilen Hacı Paşazâde Mehmed Emîn Bey Köprü voyvodası ve Cârullâhoğlu Hacı Hüseyin Ağa da Köprü a'yânı oldu.

Safer evâ'ilinde Tayyâr Mahmûd Bey büyük bir ihtişâm ve ihtifâl içinde Amasya'ya [176] geldi. Mikdâd Paşa'nın yârânı Tayyâr Bey'in etrâfını sardı. Tayyâr Bey pek uçarı gidiyor, Rus prensi gibi cebbârâne etvârı herkese hayret veriyordu.

Saferin yirmisinde müftü Mehmed Efendi'nin azliyle gözdesi olan Kara Müftüzâde Mustafâ Vâzıh Efendi Amasya müftüsü oldu. Rebî'ulevvelde Köprü'ye gidip orada kendisine muhâlif görünen kimseleri tecrîm ederek canlarını yakdı. Sonra Bafra'ya gitdi. Her yerde kendisine uyan kimselere ihsân etdi.

Rebî'ulâhirde Amasya'nın bedeliyye-i tımâr mültezimi Köseoğlu Dervîş Ya'kûb Ağa tahsîlâtına başladığı esnâda Tayyâr Bey de bedel-i iltizâm tahsîlâtına şiddetli emirler verdi. Ya'kûb Ağa'nın tahsîlâtı mu'ayyen bir bedeldi. Kimse bundan müte'essir değildi. Fakat Tayyâr Bey'in tahsîlâtı yamandı. Mahsûlâtdan onda bir alacağı yerde üçte bir aldırıyordu. Şahnelerin alacağı kahve, ekmek, yem bedeli de ayrı idi.

Cemâziyelevvel ibtidâsında Müftüzâde Abdurrahmân Efendi Amasya kadısı olup geldi. Fakat öşür yerine sülüs alınması pek zâlimâne bir hareket olduğundan halk müftülere ve âlimlere koşdu. Fetvâlar ve yardımlar istendi.

Müftü Vâzıh Efendi, bir taraftan halkın [177] hücûmu, diğer tarafdan Tayyâr Bey'in teveccühü karşısında bir müddet şaşaladı. Sonra emr-i veliyyü'l-emre itâ'at lüzûmuyla fetvâ verdi. Dâru'l-Hadîs müderrisi Soruklu Hacı Alî Efendi dayanamadı. Onda bir yerine üçte bir alınması meşrû' değildir, dediğinden azl ile müderrisliği Şîrîn Alî Efendi'ye verildi.

Cemâziyelevvelin yirmisinde ulemânın ittifâkıyla Vâzıh Efendi'nin müftülükten çıkarılıp yerine üstâdı olan fuzalâdan Âkif Efendizâde Abdurrahîm Efendi Amasya müftüsü oldu. Buna Amasya mütesellimi Hazînedâroğlu Süleymân Bey mâni' olamadı.

Bu hâdisede Merzifon müftüsü Nûrîzâde Hacı Ahmed, Köprü müftüsü Kıldırzâde Şeyh Hacı Mustafâ, Gümüş müftüsü Şeyh Hacı Osmân, Lâdik müftüsü Hacı Abdullâh Efendiler menfî cevâblar verdiler. Hattâ Kıldırzâde öşür yerine sülüs alanı tefsîk etdi.

Bunları duyan Tayyâr Mahmûd Bey fenâ hâlde sinirlendi. Derhâl Amasya beyi alaybeyi Hindîoğlu İbrâhim Ağa'yı azl edip Hacı Vahâboğlu Hacı Abdulvahâb Ağa'yı alaybeyi yapdı. Ba'zı köylerde halk sülüs tahsîlâtına silâh ile muhâlefet etmişlerdi. Bunu işidince köpürdü.

Receb ibtidâsında mütesellim Süleymân [178] Bey'i de azl edip diğer Hazînedâroğlu Abdullâh Bey'i mütesellim olarak gönderdi. Bu da Amasya müftüsü Abdurrahîm Efendi'yi azl ve tahkîr ederek ünlü âlimlerden münzevî ve Halfet müderrisi Mar'aşlı Hacı Mahmûd Efendi'yi cebren Amasya müftüsü yapdırdı. Fakat Hacı Mahmûd Efendi gizlendiği yerden meydâna çıkmadı.

Şa'bân evâ'ilinde Tayyâr Bey'in şiddetli emriyle tahsîlâta i'tirâz ve müdâhele eden âlimlerden Âkifzâde Abdurrahîm, Sultân Bâyezîd müderrisi Osmân, Payaslı Hacı Mehmed, Soruklu Hacı Alî Ağa, şeyhu'l-kurrâ Hacı Hâfız Hasan, ders-i âm Tavilli Hacı Hasan, mahkeme kâtibi Fazlıoğlu Hacı Ahmed, selefi Fazlıoğlu Hacı Alî Efendiler ansızın gece hânelerinden kaldırılıp hakâretlerle Samsun'a gönderildi.

Şâyân-ı dikkatdir ki mütesellim Abdullâh Bey, emr-i âlî olmaksızın ulemânın bu türlü nefy ve tahkîrine muvâfakat etmeyen alaybeyi Hacı Abdulvahâb Ağa'yı azl edip yerine selefi Hindîoğlu İbrâhîm Ağa'yı ta'yîn ederek ulemâyı bu İbrâhîm Ağa'ya sürdürdü. Fakat İbrâhim Ağa'ya bu hareketi felâket getirdi.

Tayyâr Bey bu kadarla kalmadı. Sülüs tahsîline en ziyâde muhâlefet, kendisinin aleyhinde ağır sözler sarf eden Köprü müftüsü [179] Hacı Mustafâ Efendi'nin i'dâmını emr etdi. Köprü şeyhi Çorumlu Şeyh Ömer Efendi gibi müttakî bir zâtı fenâ hâlde tahkîr ederek sürdürdü.

Köprü voyvodası Mehmed Emîn Bey ve a'yânı Hacı Hüseyin Ağa, verilen emri icrâ edecek adamlar tedârik ederek şa'bânın on birinci gecesi seherinde müftü efendi teheccüd namâzını kılarken boğazına arka tarafdan geçirdikleri iplerle boğup parçaladılar.

Bunu haber alan Zeytin mâlikânesi mutasarrıfı Abdâl Beyoğlu Mehmed Ağa Tayyâr Bey'in şahnelerini ve tahsildârlarını Zeytin kazâsından sürüp çıkardı. Bütün kuvvetiyle Köprü üzerine yürüdü. Fakat Tayyâr Bey'in Bafra'dan gönderdiği kuvvete karşı mağlûben tutuldu. Bu da i'dâm ve Zeytin kazâsının bütün zenginleri müsâdere edildi.

Tayyâr Bey'in bu türlü mezâlimini durduracak ve cezâlandıracak bir kuvvet yokdu. Çünkü bu esnâda Rumeli eşkıyâsıyla pek meşgûl olan devletin Anadolu derebeyleriyle uğraşacak vakti yokdu. Derebeylerin en yamanı Rus imparatorunun şarkî Anadolu'ya musallat etdirdiği Canikli Oğulları'ydı.

Mütesellim Abdullâh Bey'in yanında söz anlamaz Lazlar ve Gürcüler'den mürekkeb bir [180] kuvve-i mühimme vardı. Amasya a'yânının bu kuvvete karşı koyacak ne kuvvetleri ne de cesâretleri yokdu. Bundan dolayı Abdullâh Bey, Tayyâr Bey'in her istediğini, her zulmü pervâsız yapıyordu.

Ulemânın nefyinden sonra ders-i âm Canikli Hasan Efendi Sultâniyye müderrisi, Fazlıoğlu Feyzullâh Efendi mahkeme kâtibi oldu. Amasya kadısı Abdurrahmân Efendi, hâdiseyi şeyhü'l-islâma kemâl-i te'essürle yazıp arz etdiği gibi menfî ulemâ da müsteşâr-ı saltanat olan Amasyalızâde Hacı İbrâhim Efendi'ye sûzişle yazıp istimdâd etmişlerdi.

Ramazân ibtidâsında müftülük mürâselesi Mahmûd Efendi'ye geldiği hâlde isti'fâsında ısrâr ve ihtifâ eylediğinden Kara Müftüzâde Vâzıh Mustafâ Efendi yine Amasya müftüsü oldu.

Amasya a'yânından muhâlifler gizlice bir mahzar-ı umûmî tertîb edip İstanbul'da dîvân-ı hümâyûna takdîm ve feryâd etdiler. Bunu haber alan mütesellim Abdullâh Bey, mahzarı tertîb ve imzâ edenleri tahkîk ve taharrî ederek ta'kîbât yapıyordu.

Şevvâlde nakîb Molla Bâlîzâde Hacı Hasan Efendi, mahzarı imzâ etdiğinden dolayı azl ile Lâdikli Mustafâ Efendi nakîb oldu. [181] Lâkin İstanbul'dan aldığı evâmir ve tenbîhât-ı şedîdeden müte'essir olan Trabzon vâlîsi Battâl Hüseyin Paşa oğlu olacak Tayyâr Mahmûd Bey'e âlimlerin derhâl Amasya'ya gönderilmesini yazdı ve gönderildi.

Şevvâlin sonlarında dâru'l-hadîs müderrisi Handânoğlu Şirîn Alî Efendi vefât eylediğinden Samsun'dan yeni gelen Soruklu Hacı Alî Efendi yine müderris oldu. Merhûmun Hasan Ağa, Hüseyin Ağa adlı iki oğlu ma'rûfdur.

Zilka'de evâ'ilinde mütesellim Abdullâh Bey, Samsun'a çağırılıp yerine Mikdâd Paşazâde Hasan Bey Amasya mütesellimi olarak gönderildi. Hasan Bey on sekiz yaşında idi.

Amasya'ya geldikde Şîrîn Alî Efendizâde Hâfız Hasan Ağa'yı kendisine kethüdâ, Soruklu Hacı Alî Efendi'yi mu'allim, Zeyneloğlu Ömer Efendi'yi musâhib, Kapancıoğlu Hacı Süleymân Ağa'yı da vekilharç nasb ederek işe başladı. Bu esnâda müftülüğe intihâb edilip kabûl etmeyen Mar'aşlı Hacı Mahmûd Efendi vefât edip yerine Erzincânî Hacı Evliyâ İbrâhim Efendi Halfet Gâzî müderrisi oldu.

1215 muharremi ibtidâsında Arap Hüseyinoğlu Hacı Ömer Ağa mütesellim kâ'im-makâmı oldu. Vâzıh Mustafâ Efendi yine müftülükden kaldırılıp yerine Âkifzâde Abdurrahîm Efendi Amasya müftüsü oldu. [182]

Saferde, Sultâniyye müderrisi yapılan Canikli Hasan Efendi'nin vefâtıyla selef-i mağduru Oluslu Hacı Osmân Efendi müderris oldu. Nefy edilen âlimler birer sûretle taltîf edilerek gönülleri alınıyordu.

Safer evâ'ilinde Tayyâr Bey'in başında toplanan kuvvetden devletçe istifâde etmek üzere pederi Battâl Hüseyin Paşa'nın iltimâs ve ricâsıyla uhdesine vezâret rütbesi tevcîh ve Mısır harbine me'mûr olmakla serî'an kapısı halkıyla azîmeti emr ve te'kîd edildi.

Tayyâr Mahmûd Paşa vezîr olunca Amasya a'yânından Özlü Yûsuf Ağa bin Mustafâ Bey'i silahdârı ve delilbaşısı ve "bevvâb-ı kemâl-hâne-i irfân-ı zamânım" diyen Sultân Bâyezîd medresesi bevvâbı şu'arâdan Mehmed Nedîm Efendi dîvân kâtibi olarak cemâziyelâhirde İstanbul'a gitdi. Orada Rumeli eşkıyâsıyla harbe me'mûr olup Edirne'ye gönderildi. Amasya'dan aldığı kuvvete Amasya kâ'im-makâmı Hacı Ömer Ağa başbuğ olmuşdu.

Receb ibtidâsında Hasan Bey'in kethüdâsı Şîrînoğlu Hâfız Hasan Ağa Amasya kâ'im-makâmı oldu. Çünkü Hasan Ağa'nın küçük kardeşi Hüseyin Ağa çukadâr-ı şehriyârî idi.

Şa'bânda Amasyalı Gürcüzâde Osmân Paşa'nın oğlu Ahmed Kâmil Bey'e mîr-i mîrânlık [183] verildi. Zilka'de evâ'ilinde Erzurum vâlîsi olan Battâl Hüseyin Paşa'nın yerine oğlu Tayyâr Mahmûd Paşa Trabzon vâlîsi, Amasya ve Canik muhassılı, Karahisâr-ı Şarkî mutasarrıfı olarak nüfûzu artdı.

Bu yıl ünlü âlimlerden kitâblarını Abdullatîf Kütüphânesi'ne vakf eden mevâlîden Boluvîzâde Hacı İbrâhim Efendi, Kazâbâdî Hacı Hüseyin Efendi, a'yândan Cebecizâde vezîr Osmân Paşa'nın kardaşı Hacı Ahmed Ağa, Eğri Câmi' vâ'izi dersiâm Abdurrahîm Efendi vefât etdi. Şâdmân Çelebi bin Kaya Paşa'nın vakfı olan İlarslan köyünün mâlikânesi mutasarrıf ve mütevellîsi Fazlıoğlu Feyzullâh Efendi bin Mustafâ Efendi de vefât edip tevliyeti oğulları Mehmed Emîn, Ahmed Efendiler'e verildi.

1216 muharreminde Rahtuvân Paşazâde Hacı Osmân Bey baş a'yân ve muhtâr-ı belde olup Rûmeli'nden yeni gelen Hacı Ömer Ağa Amasya kâ'im-makâmı oldu. Mütesellim Hasan Bey, pederinin cebren temellük edip azl ve i'dâmında vakfa i'âde edilen akârât-ı mevkûfeyi zabta kıyâm eylediyse de kadı ve müftü efendilerin nasîhatları ile ferâgat etmeğe mecbûr oldu.

Cemâziyelâhir ibtidâsında Ahmed Nûrullâh Efendi kadı olup tarafından Keçecizâde Mehmed Ârif Efendi ikinci def'a Amasya [184] nâ'ibi olup geldi. Şa'bân evâ'ilinde Silistre vâlîsi Amasyalı Kutoğlu Hüseyin Paşa'ya Erzurum eyâleti verilip oraya vusûlünde ahz ve i'dâmı için Sivâs ve Trabzon vâlîlerine fermân gönderilmişdir.

Şevvâlin onuncu günü Yörgüç Paşa vakfı mütevellîsi Yörgüçoğlu Hacı Hasan Bey vefât edip tevliyet müştereki olan Yörgüçoğlu Abdullâh Bey'e müstakillen verildi. İki gün sonra Merzifon müftüsü Nûrîzâde Hacı Ahmed Efendi de vefât edip Hacı Alî Medresesi müderrisliği oğlu Mehmed Efendi'ye verildi.

Zilka'dede Kutoğlu Hüseyin Paşa'nın Akdağ eteklerinde tahassün etdiği anlaşılmakla Amasya mütesellimi Hasan Bey ve Mahmûd Tayyâr Paşa kuvvetleriyle muhâsara edildikde Hüseyin Paşa harb etmeden teslîm oldu. Başı kesilip İstanbul'a gönderildi.

Tayyâr Mahmûd Paşa bâbı-âlîye bu husûs için yazdığı tahrîrâtında⁷²² "Kutoğlu Hüseyin Paşa, ceddimin emekdârı bir yeniçeri olup himâyesi zimmet-i bendegâneme müterettib bir şi'âr-ı bünüvvet iken mücerred zât-ı melek-simât-ı mülûkâneye isbât-ı sadâkat ve ubûdiyyet içün uğur-ı hümâyûnlarında [185] bezl-i cân ederek infâzı fermân etdim" diyerek Trabzon'da ibkâsını ve Hasan Bey'e kapıcıbaşılık niyâz ediyordu.

Bu tahrîrât üzerine Tayyâr Mahmûd Paşa Trabzon'da ibkâ edildi. Hasan Bey'e de kapıcıbaşılık verildi. Zilka'denin yirmi beşinde müftü Âkif Efendizâde müdârâyı bilemediğinden azl ile Hasan Bey'in mu'allimi Soruklu Hacı Alî Efendi Amasya müftüsü oldu.

Bu yıl a'yândan Kayalı Paşazâde Hacı Ömer Bey, Hacı Lut (Lutfullâh) oğlu Hacı Osmân Efendi, esnâf şeyhi Hacı İbrâhîm Efendi vefât etdi. Hacı İbrâhim Efendi'nin oğulları Mehmed, İsmâ'il Efendiler'dir. Şeyh İsmâ'il Efendi esnâf şeyhi olup "Kabasakal" demekle meşhûrdur.⁷²³

1217 muharremi ibtidâsında Üçler Câmii mütevellîsi ve Hasan Bey'in kethüdâsı Şîrînzâde Hâfız Hasan Ağa Amasya kâ'im-makâmı ve Gürcüzâde İbrâhim Bey baş a'yân olup rütbe alan mütesellim Hasan Bey'in tavrı değişdi, ahvâl ve harekâtı a'yân ve halka ağır gelmeğe başladı.

Müftü Soruklu Hacı Alî Efendi, kâ'im-makâm Hâfız Hasan Ağa, şehir kethüdâsı Zeyneloğlu Hacı Ömer Efendi halkın diline düşüp meclislerde, [186] kahvehânelerde bunların zem ve gıybeti halka eğlence oldu. Acı sözler ve şikâyetler aldı yürüdü.

Muharrem evâ'ilinde Pervâne Bey ve Gümüşlüzâde Câmileri vâ'izi âlimlerden müfessir Nâbî Efendizâde Şerîf Mehmed Efendi vefât edip şeyhlerin âlimlerinden Süleymân Efendi bu câmilerin kürsü şeyhi oldu.

Bu esnâda Hindîoğlu İbrâhim Ağa alaybeyi, Çıtırıkoğlu Hüseyin Ağa yeniçeri serdârı, Kalınbacakoğlu Mehmed Ağa delilbaşı olup Hasan Bey'in ve Tayyâr Paşa'nın gözdelerindendi. Bunlarla Amasya'nın yeniçeri, sipâhî ve züamâ kuvvetlerini kendisine râm ediyordu.

Cemâziyelevvelin on ikisinde Diyârbekir vâlîsi Kösezâde vezîr İsmâ'il Zühdü Paşa bin Dervîş Ya'kûb Ağa Sivâs vâlîsi oldu. Kethüdâsı Amasya erkânından Bekir Beyzâde Hacı Abdullâh Bey idi. Amasya'nın a'yân ve halkı buna biraz sevinmiş, imdâd edeceğini ummuşdu.

Bu ayda Osmân Çelebi müderrisi İrfânîzâde Hâfız Abdüsselâm Efendi vefât eylediğinden âlimlerden Hâfız Mehmed Nûrî Efendi bin Abdullâh Efendi bi'l-imtihân müderris oldu.

Cemâziyelâhirin on ikisinde Sivâs vâlîsi [187] Diyârbekir'de vefât eylediğinden halkın sevindiğine değmedi. Receb evâ'ilinde Kara Hüseyinoğlu Hüseyin Ağa serdâr olduğundan birkaç gün sonra yeniçerilerle şehir kethüdâsı Ömer Efendi arasında çıkan bir gavgâyı basdırdı. Ömer Efendi'nin azliyle Bakırcıoğlu Hacı Mustafâ Efendi şehir kethüdâsı oldu.

Şa'bân evâ'ilinde Enderûn Câmii Vakfı demekle meşhûr Melik İsmâ'il Gâzî Vakfı mütevellîsi Hâfız Mehmed Ağa'nın vefâtıyla Oğul Beyzâde Osmân Bey⁷²⁴ mütevellî oldu.

Şevvâlin dördüncü günü Erzurum müftülüğünden vezâretle Erzurum vâlîsi olan Kadızâde Abdurrahmân Paşa Sivâs ve yirmisinde Amasyalı Yenicelizâde Ahmed Paşa vezâretle Adana vâlîsi oldu.

Bu zâtın ilim ve iktidârı Amasya âlimlerini harekete getirdi. Bu ayın sonlarında âlimler Sultân Bâyezîd Câmiinde toplandı. Müftü Soruklu Hacı Alî Efendi'nin ba'zı fetvâları hakkında uzun münâkaşalar edildi. Müftü isti'fâya mecbûr olup fâzıl-ı meşhûr Şeyhzâde Hacı Abdullâh Vecih Efendi Amasya müftüsü oldu. [188]

Hacı Alî Efendi'nin isti'fâsı, nakîb kâ'im-makâmı Molla Bâlîoğlu'nu da düşürüp Lâdikli müderris Mustafâ Efendi kâ'im-makâm ve Cebecioğlu Hacı Hüseyin Ağa serdâr oldu. Lâkin ulemânın bu hareketi mütesellim Hasan Bey'in onuruna dokundu. Hâssaten müftü olan Hacı Abdullâh Vecih Efendi'ye kalben kızmışdı. Bunu derhâl azl etmeğe cesâret edemedi.

1218 muharremi ibtidâsında Tayyâr Paşa'nın silahdârı olan Özlü Hacı Yûsuf Ağa Amasya kâ'im-makâmı, selefi Şîrînoğlu Hacı Hâfız Hasan Ağa baş a'yân ve muhtâr-ı belde olup Hasan Bey'in kethüdâlığında kaldı.

Safer ibtidâsında müftü Hacı Abdullâh Vecih Efendi, mütesellim Hasan Bey'in kırgınlığını duyup fetvâdan çekildi. Yerine selefi Soruklu Hacı Alî Efendi yine Amasya müftüsü oldu. Bu esnâda Amasya a'yânından Benderli Seyfullâh Ağazâde Hacı İbrâhim Ağa mübâya'acı olup geldi.

Rebî'ulevvel ibtidâsında Osmân Hamdî Efendi Amasya nâ'ibi ve rebî'ulâhirin yirmi beşinde Anadolu vâlîsi Gürcüzâde Osmân Paşa Erzurum vâlîsi oldu. Kethüdâsı kapıcıbaşılardan Amasyalı Hacı Abdullâhoğlu Mahmûd Ağa idi.

Osmân Paşa dişli vüzerâdan olup serkeşâne [189] harekâtından dolayı Erzurum eyâleti Tayyâr Mahmûd Paşa'ya tevcîh edilerek Osmân Paşa'nın i'dâmına fermân verilmişdi. Osmân Paşa, İstanbul'da kapı kethüdâsından i'dâm edileceğini haber alınca sakınıp korunarak Erzurum'a gidiyordu.

Cemâziyelevvel ibtidâsında Köprülü Rahtuvânoğlu İsmâ'il Efendi Amasya kadısı ve tarafından Memişzâde Hüseyin Efendi nâ'ibi olup geldi. Bu ayın on sekizinde Tayyâr Mahmûd Paşa kuvvetleriyle Gürcüzâde Osmân Paşa kuvvetleri karşılaşdı. Muş mutasarrıfı Murâd Paşa kuvveti de Tayyâr Paşa kuvvetine yardım etdiğinden Osmân Paşa kuvveti mağlûb ve Murâd Paşa elinde maktûl oldu.⁷²⁵

Tayyâr Mahmûd Paşa, Osmân Paşa'nın i'dâmından sonra bütün askeriyle Amasya'ya gelip Eser-i Cedîd Konağı'na yerleşdi. Amasyalılar'a bir gösteriş yapdı. Ulemâ ve sâdâtın toplanmasından dolayı serzenişler etdi. Soruklu Hacı Alî Efendi'nin müftülüğe i'âdesinden dolayı âlimler arasında hâsıl olan kırgınlığı gidermek için recebin dokuzuncu günü Soruklu'nun azliyle Kara Müftüzâde Vâzıh Mustafâ Efendi üçüncü def'a müftü oldu. [190]

Bundan sonra Tayyâr Paşa, Meydân Köprüsü başında Ehlî Hâtun Türbesi ittisâlinde yapdırdığı medresenin resmî güşâdını debdebeli bir sûretde icrâ etdi. Âlimlere ziyâfet ve atiyyeler verdi. Müderrisliğine de âlimlerin en fâzılı olan Payaslı Hacı Mehmed Efendi'yi ta'yîn etdi.

Fakat bunların masrafını Amasya şehir kethüdâlığı sandığından çekdiği hâlde "kudûmiyye" nâmıyla halk üzerine vergiler tarh ederek cebren tahsîl etdirdi. Askerî, zâtî ve seferî masraflarını tamâmiyle çıkardı.

Tayyâr Paşa şa'bânda Amasya'dan gidip şevvâl evâ'ilinde Kallâşoğlu Hüseyin Ağa serdâr oldu. Lâkin Hasan Bey'in sefâhat ve ru'ûneti çekilmez bir hâle geldi. Hafta hediyyesi ve cum'a ziyâreti a'yânı ve erbâb-ı serveti pek dilgîr ediyordu.

Bununla berâber Vâzıh Efendi'nin müftülüğü âlimlere pek ağır geldi. Zilka'de ibtidâsında âlimlerin ittifâkıyla Amasya fetvâsından düşürülüp yerine selefi ve zamânın allâmesi olan Şeyhzâde Abdullâh Vecih Efendi yine Amasya müftüsü oldu.

Amasya ve mülhakâtından bâb-ı âlîye ve dîvân-ı hümâyûna Tayyâr Paşa'nın mezâliminden şikâyetler yağdı. [191]

Tayyâr Paşa'nın serbestâne hareketi ve yanında bulundurduğu kuvveti dikkate değerdi. Bu kadar acı şikâyetler üzerine Amasya sancağı uhdesinden alındığı takdîrde cebren sancağı istîlâ ve müştekîleri ifnâ etmesi de pek muhtemeldi.

Bunun için zilka'denin yirmi beşinde Sivâs eyâleti Silistre vâlîsi Divrikli vezîr Yûsuf Paşa'ya tevcîh ve bir an evvel bütün kapısı halkıyla Sivâs'a gitmesi ta'cîl ve te'kîd edilerek Amasya sancağı zilhiccenin on sekizinci günü muharrem ibtidâsından i'tibâren Bozok mutasarrıfı Süleymân Bey'e ilzâm edildi.

Zilhiccenin sonlarında Sivâs vâlîsi Yûsuf Paşa gelip Sivâs'a yerleşdi. Amasya sancağı mütesellimliği de Süleymân Bey tarafından Millîzâde Hacı Süleymân Bey'e verildi. Yanına mikdâr-ı kâfî kuvvet terfîk edildi.

Bâb-ı âlî tarafından Tayyâr Mahmûd Paşa'ya, vâlî tarafından da mütesellim Hasan Bey'e Amasya sancağının Bozok mutasarrıfı Süleymân Bey'e ilzâm ve tevcîh edildiği fermânlarla iş'âr edilerek sancağı mütesellimine teslîm ve muhâlefetden sakınmaları ihtâr olunmuşdur.

Bu kadar fermânlara ve ihtârlara rağmen Tayyâr Mahmûd Paşa, mütesellimi Hasan Bey'e verdiği emr-i kat'îde Amasya sancağını her ihtimâle karşı iyi muhâfaza etmesini ve Süleymân [192] Bey'in mütesellimine teslîm etmemesini şiddetle tenbîh ve ihtâr etdi.

Millîzâde Hacı Süleymân Bey yanındaki kuvvetle zilhiccenin yirmi sekizinci günü Derbend önüne gelip cenûb boğazını tutdu. Ertesi günü mütesellim Hasan Bey'e Amasya'dan çıkıp gitmesini ve sancağı teslîm etmesini bildirdi. Buna red cevâbı alınca şehre doğru yürüdü.

Hasan Bey yanındaki kuvveti kâfî sandı, muhâlefete kalkışdı. Fakat Hacı Süleymân Bey'in kuvveti halkın yardımı sâyesinde harben gâlib geldiğinden zarûretle Hasan Bey Amasya'dan çıkdı, yerini Hacı Süleymân Bey'e bırakdı.

Dipnotlar

  • 722 Bu tahrîrât mahzen-i evrâkda görülüp ibâresi aynen alındı.
  • 723 Şeyh İsmâ'il Efendi, şimdi ber-hayât olan esbak adliye nâzırı İsmâ'il Sıdkı Bey'in dedesidir.
  • 724 Osmân Bey, Yörgüç Paşa evlâdından Oğulbey demekle meşhûr Osmân Bey bin Hacı Mustafâ Bey bin Osmân Bey'in oğludur.
  • 725 Osmân Paşa'nın ahvâli ve esbâb-ı i'dâmı Cevdet Paşa Târîhi'nde mufassaldır.
Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Trabzonludur. Caniklizade Battal Hüseyin Paşa'nın oğludur. 1214 [1799] yılı muharrem ayının başında, verdiği büyük hediyeler karşılığında Amasya muhassılı ve Canik mutasarrıfı oldu. Onun tarafından Hazinedaroğlu Süleyman Bey Amasya mütesellimi olarak geldi. Kayalıpaşazade Hacı Süleyman Bey de baş ayan ve muhtar-ı belde (şehrin seçilmiş temsilcisi) oldu.

Birkaç gün önce vefat eden alaybeyi Kaba Mahmud Ağa'nın yerine Hindîoğlu İbrahim Ağa alaybeyi oldu. Merhumun zeameti oğulları Ahmed ve Abdullah Beylere verildi. Daha önce Amasya miralayı iken Diyarbekir'e sürülmüş olan Hacı Paşazade Mehmed Emin Bey Köprü (Vezirköprü) voyvodası, Cârullahoğlu Hacı Hüseyin Ağa da Köprü ayanı oldu.

Safer ayının ilk günlerinde Tayyar Mahmud Bey büyük bir ihtişam ve törenle Amasya'ya geldi. Mikdad Paşa'nın eski adamları Tayyar Bey'in çevresini sardı. Tayyar Bey pek uçarı davranıyor, bir Rus prensi gibi zorba tavırlarıyla herkesi hayrete düşürüyordu.

Saferin yirminci günü müftü Mehmed Efendi azledildi ve Tayyar'ın gözdesi olan Kara Müftüzade Mustafa Vâzıh Efendi Amasya müftüsü oldu. Tayyar Bey rebiülevvel ayında Köprü'ye gidip orada kendisine muhalif görünen kişileri cezalandırarak canlarını yaktı. Sonra Bafra'ya gitti. Her yerde kendisine uyanlara ihsanda bulundu.

Rebiülahir ayında, Amasya'nın bedeliyye-i tımar (tımar karşılığı alınan bedel) mültezimi Köseoğlu Derviş Yakub Ağa tahsilata başladığı sırada Tayyar Bey de iltizam bedelinin toplanması için sert emirler verdi. Yakub Ağa'nın tahsilatı belirli bir bedeldi, kimse bundan sıkıntı duymuyordu. Fakat Tayyar Bey'in tahsilatı amansızdı: ürünlerden onda bir alınacak yerde üçte bir aldırıyordu. Şahnelerin (tahsilatçı adamlarının) alacağı kahve, ekmek ve yem bedeli de ayrıydı.

Cemaziyelevvel ayının başında Müftüzade Abdurrahman Efendi Amasya kadısı olarak geldi. Öşür yerine üçte bir alınması çok zalimce bir uygulama olduğundan halk müftülere ve âlimlere koştu; fetva ve yardım istendi.

Müftü Vâzıh Efendi bir yandan halkın baskısı, öte yandan Tayyar Bey'in teveccühü karşısında bir süre ne yapacağını şaşırdı. Sonra devlet büyüğünün emrine itaat gerektiği gerekçesiyle fetva verdi. Darülhadis müderrisi Soruklu Hacı Ali Efendi buna dayanamadı; onda bir yerine üçte bir alınması meşru değildir dediği için azledildi ve müderrisliği Şirin Ali Efendi'ye verildi.

Cemaziyelevvelin yirminci günü ulemanın birleşmesiyle Vâzıh Efendi müftülükten çıkarıldı; yerine onun hocası olan faziletli âlimlerden Âkif Efendizade Abdurrahim Efendi Amasya müftüsü oldu. Amasya mütesellimi Hazinedaroğlu Süleyman Bey buna engel olamadı.

Bu olayda Merzifon müftüsü Nûrîzade Hacı Ahmed, Köprü müftüsü Kıldırzade Şeyh Hacı Mustafa, Gümüş müftüsü Şeyh Hacı Osman ve Lâdik müftüsü Hacı Abdullah Efendiler de olumsuz cevap verdiler. Hatta Kıldırzade, öşür yerine üçte bir alanın fasık olduğuna hükmetti.

Bunları duyan Tayyar Mahmud Bey fena hâlde sinirlendi. Hemen Amasya beyi olan alaybeyi Hindîoğlu İbrahim Ağa'yı azledip Hacı Vahaboğlu Hacı Abdülvahab Ağa'yı alaybeyi yaptı. Bazı köylerde halk üçte bir tahsilatına silahla karşı koymuştu. Bunu işitince köpürdü.

Recep ayının başında mütesellim Süleyman Bey'i de azletti ve öteki Hazinedaroğlu Abdullah Bey'i mütesellim olarak gönderdi. Abdullah Bey de Amasya müftüsü Abdurrahim Efendi'yi azledip aşağıladı ve ünlü âlimlerden, inzivaya çekilmiş Halfet (Hilfet Gazi) müderrisi Maraşlı Hacı Mahmud Efendi'yi zorla Amasya müftüsü yaptırdı. Fakat Hacı Mahmud Efendi saklandığı yerden ortaya çıkmadı.

Şaban ayının ilk günlerinde Tayyar Bey'in sert emriyle, tahsilata itiraz edip karışan âlimlerden Âkifzade Abdurrahim, Sultan Bayezid müderrisi Osman, Payaslı Hacı Mehmed, Soruklu Hacı Ali Ağa, şeyhülkurra (Kur'an okuyuş hocalarının başı) Hacı Hafız Hasan, dersiam Tavilli Hacı Hasan, mahkeme kâtibi Fazlıoğlu Hacı Ahmed ve ondan önceki kâtip Fazlıoğlu Hacı Ali Efendiler ansızın gece evlerinden alınıp hakaretlerle Samsun'a gönderildi.

Dikkat çekicidir ki mütesellim Abdullah Bey, padişah emri olmaksızın ulemanın böyle sürülüp aşağılanmasına razı olmayan alaybeyi Hacı Abdülvahab Ağa'yı azletti; yerine ondan önceki alaybeyi Hindîoğlu İbrahim Ağa'yı tayin ederek ulemayı bu İbrahim Ağa'ya sürdürdü. Fakat bu iş İbrahim Ağa'nın başına felaket getirdi.

Tayyar Bey bununla da kalmadı. Üçte bir tahsiline en çok karşı çıkan ve kendisi aleyhinde ağır sözler söyleyen Köprü müftüsü Hacı Mustafa Efendi'nin idamını emretti. Köprü şeyhi Çorumlu Şeyh Ömer Efendi gibi takva sahibi bir zatı da fena hâlde aşağılayarak sürdürdü.

Köprü voyvodası Mehmed Emin Bey ile Köprü ayanı Hacı Hüseyin Ağa, verilen emri yerine getirecek adamlar buldular. Şaban ayının on birinci gecesi seher vakti, müftü efendi teheccüd namazını kılarken boğazına arkadan geçirdikleri iplerle onu boğup parçaladılar.

Bunu haber alan Zeytin mâlikânesinin sahibi Abdal Beyoğlu Mehmed Ağa, Tayyar Bey'in şahnelerini ve tahsildarlarını Zeytin kazasından kovdu ve bütün gücüyle Köprü üzerine yürüdü. Fakat Tayyar Bey'in Bafra'dan gönderdiği kuvvete yenilip yakalandı. O da idam edildi ve Zeytin kazasının bütün zenginlerinin malları müsadere edildi.

Tayyar Bey'in bu türlü zulümlerini durduracak ve cezalandıracak bir güç yoktu. Çünkü bu sırada Rumeli eşkıyasıyla çok uğraşan devletin Anadolu derebeyleriyle uğraşacak vakti yoktu. Derebeylerin en zorlusu da Rus imparatorunun Doğu Anadolu'nun başına musallat ettiği Canikli Oğulları idi.

Mütesellim Abdullah Bey'in yanında söz dinlemez Lazlardan ve Gürcülerden oluşan önemli bir kuvvet vardı. Amasya ayanının bu kuvvete karşı koyacak ne gücü ne de cesareti vardı. Bu yüzden Abdullah Bey, Tayyar Bey'in her istediğini, her zulmü pervasızca yerine getiriyordu.

Ulemanın sürülmesinden sonra dersiam Canikli Hasan Efendi Sultaniyye müderrisi, Fazlıoğlu Feyzullah Efendi de mahkeme kâtibi oldu. Amasya kadısı Abdurrahman Efendi olayı büyük bir üzüntüyle şeyhülislama yazıp bildirdiği gibi, sürülen ulema da saltanat müsteşarı Amasyalızade Hacı İbrahim Efendi'ye yanık bir dille yazıp yardım istemişlerdi.

Ramazan ayının başında müftülük tayin yazısı Mahmud Efendi'ye geldiyse de o istifasında direnip saklandığından Kara Müftüzade Vâzıh Mustafa Efendi yine Amasya müftüsü oldu.

Amasya ayanından muhalifler gizlice umumi bir mahzar (toplu şikâyet dilekçesi) hazırlayıp İstanbul'da Divan-ı Hümayun'a sundular ve feryat ettiler. Bunu haber alan mütesellim Abdullah Bey, mahzarı hazırlayanları ve imzalayanları araştırıp kovuşturuyordu.

Şevval ayında nakib Molla Bâlîzade Hacı Hasan Efendi mahzarı imzaladığı için azledildi ve Lâdikli Mustafa Efendi nakib oldu. Ne var ki İstanbul'dan aldığı emirlerden ve sert uyarılardan etkilenen Trabzon valisi Battal Hüseyin Paşa, oğlu Tayyar Mahmud Bey'e âlimlerin derhâl Amasya'ya gönderilmesini yazdı ve âlimler geri gönderildi.

Şevvalin sonlarında darülhadis müderrisi Handanoğlu Şirin Ali Efendi vefat ettiğinden Samsun'dan yeni dönen Soruklu Hacı Ali Efendi yeniden müderris oldu. Merhumun Hasan Ağa ve Hüseyin Ağa adlı iki oğlu tanınmıştır.

Zilkade ayının ilk günlerinde mütesellim Abdullah Bey Samsun'a çağrıldı; yerine Mikdad Paşazade Hasan Bey Amasya mütesellimi olarak gönderildi. Hasan Bey on sekiz yaşındaydı.

Hasan Bey Amasya'ya gelince Şirin Ali Efendizade Hafız Hasan Ağa'yı kendisine kethüda, Soruklu Hacı Ali Efendi'yi hoca, Zeyneloğlu Ömer Efendi'yi musahip (sohbet arkadaşı), Kapancıoğlu Hacı Süleyman Ağa'yı da vekilharç (harcamaları yöneten görevli) tayin ederek işe başladı. Bu sırada müftülüğe seçilip kabul etmeyen Maraşlı Hacı Mahmud Efendi vefat etti; yerine Erzincanlı Hacı Evliya İbrahim Efendi Halfet Gazi müderrisi oldu.

1215 [1800] yılı muharrem ayının başında Arap Hüseyinoğlu Hacı Ömer Ağa mütesellim kaymakamı (mütesellim vekili) oldu. Vâzıh Mustafa Efendi yine müftülükten kaldırıldı ve yerine Âkifzade Abdurrahim Efendi Amasya müftüsü oldu.

Safer ayında, Sultaniyye müderrisliğine getirilmiş olan Canikli Hasan Efendi'nin vefatıyla, ondan önceki ve haksızlığa uğramış müderris Oluslu Hacı Osman Efendi yeniden müderris oldu. Sürülen âlimler birer yolla ödüllendirilerek gönülleri alınıyordu.

Safer ayının ilk günlerinde, Tayyar Bey'in çevresinde toplanan kuvvetten devletin yararlanması için babası Battal Hüseyin Paşa'nın aracılığı ve ricasıyla kendisine vezirlik rütbesi verildi. Mısır savaşına görevlendirildi ve maiyetiyle birlikte hemen yola çıkması emredilip üstelendi.

Tayyar Mahmud Paşa vezir olunca Amasya ayanından Özlü Yusuf Ağa bin Mustafa Bey'i silahdarı ve delilbaşısı yaptı. Kendini "zamanımın irfan ve kemal evinin kapıcısı" diye anan, şairlerden Sultan Bayezid Medresesi kapıcısı Mehmed Nedim Efendi'yi de divan kâtibi olarak yanına aldı ve cemaziyelahir ayında İstanbul'a gitti. Orada Rumeli eşkıyasıyla savaşmakla görevlendirilerek Edirne'ye gönderildi. Amasya'dan aldığı kuvvete Amasya kaymakamı Hacı Ömer Ağa başbuğ (komutan) olmuştu.

Recep ayının başında Hasan Bey'in kethüdası Şirinoğlu Hafız Hasan Ağa Amasya kaymakamı oldu; çünkü Hasan Ağa'nın küçük kardeşi Hüseyin Ağa padişahın çuhadarıydı.

Şaban ayında Amasyalı Gürcüzade Osman Paşa'nın oğlu Ahmed Kâmil Bey'e beylerbeyilik verildi. Zilkade ayının ilk günlerinde Erzurum valisi olan Battal Hüseyin Paşa'nın yerine oğlu Tayyar Mahmud Paşa Trabzon valisi, Amasya ve Canik muhassılı ve Karahisar-ı Şarkî mutasarrıfı olarak nüfuzunu artırdı.

Bu yıl, kitaplarını Abdüllatif Kütüphanesi'ne vakfeden mevaliden ünlü âlim Boluvîzade Hacı İbrahim Efendi, Kazâbâdî Hacı Hüseyin Efendi, ayandan Cebecizade vezir Osman Paşa'nın kardeşi Hacı Ahmed Ağa ve Eğri Cami vaizi dersiam Abdurrahim Efendi vefat etti. Şâdman Çelebi bin Kaya Paşa'nın vakfı olan İlarslan köyünün mâlikâne sahibi ve mütevellisi Fazlıoğlu Feyzullah Efendi bin Mustafa Efendi de vefat etti; tevliyet oğulları Mehmed Emin ve Ahmed Efendilere verildi.

1216 [1801] yılı muharrem ayında Rahtuvan Paşazade Hacı Osman Bey baş ayan ve muhtar-ı belde, Rumeli'den yeni dönen Hacı Ömer Ağa da Amasya kaymakamı oldu. Mütesellim Hasan Bey, babasının zorla mülk edindiği ve babasının azli ve idamından sonra vakfa geri verilen vakıf akarlarına el koymaya kalkıştıysa da kadı ve müftü efendilerin öğütleriyle vazgeçmek zorunda kaldı.

Cemaziyelahir ayının başında Ahmed Nurullah Efendi kadı oldu; onun tarafından Keçecizade Mehmed Ârif Efendi ikinci kez Amasya naibi olarak geldi. Şaban ayının ilk günlerinde Silistre valisi Amasyalı Kutoğlu Hüseyin Paşa'ya Erzurum eyaleti verildi; oraya varınca yakalanıp idam edilmesi için Sivas ve Trabzon valilerine ferman gönderilmişti.

Şevvalin onuncu günü Yörgüç Paşa vakfının mütevellisi Yörgüçoğlu Hacı Hasan Bey vefat etti; tevliyet, ortak mütevelli olan Yörgüçoğlu Abdullah Bey'e tek başına verildi. İki gün sonra Merzifon müftüsü Nûrîzade Hacı Ahmed Efendi de vefat etti; Hacı Ali Medresesi müderrisliği oğlu Mehmed Efendi'ye verildi.

Zilkade ayında Kutoğlu Hüseyin Paşa'nın Akdağ eteklerine sığınıp tahkim edildiği anlaşılınca Amasya mütesellimi Hasan Bey ile Mahmud Tayyar Paşa'nın kuvvetleri tarafından kuşatıldı; Hüseyin Paşa savaşmadan teslim oldu. Başı kesilip İstanbul'a gönderildi.

Tayyar Mahmud Paşa bu konuda Babıâli'ye yazdığı yazıda şöyle diyordu: "Kutoğlu Hüseyin Paşa dedemin emektarı bir yeniçeri olup onu korumak bu kulunuza bir evlat borcu iken, yalnızca melek huylu padişahımıza sadakat ve kulluğumu ispat için, padişahımızın uğrunda canımı ortaya koyarak fermanı yerine getirdim." Bu sözlerle Trabzon'da bırakılmasını ve Hasan Bey'e kapıcıbaşılık verilmesini rica ediyordu.

Bu yazı üzerine Tayyar Mahmud Paşa Trabzon'da bırakıldı, Hasan Bey'e de kapıcıbaşılık verildi. Zilkadenin yirmi beşinde müftü Âkif Efendizade, yönetimle iyi geçinmenin yolunu bilmediğinden azledildi ve Hasan Bey'in hocası Soruklu Hacı Ali Efendi Amasya müftüsü oldu.

Bu yıl ayandan Kayalı Paşazade Hacı Ömer Bey, Hacı Lut (Lutfullah) oğlu Hacı Osman Efendi ve esnaf şeyhi Hacı İbrahim Efendi vefat etti. Hacı İbrahim Efendi'nin oğulları Mehmed ve İsmail Efendilerdir. Şeyh İsmail Efendi esnaf şeyhi olmuş ve "Kabasakal" diye tanınmıştır.

1217 [1802] yılı muharrem ayının başında Üçler Camii mütevellisi ve Hasan Bey'in kethüdası Şirinzade Hafız Hasan Ağa Amasya kaymakamı, Gürcüzade İbrahim Bey de baş ayan oldu. Rütbe alan mütesellim Hasan Bey'in tavrı değişti; davranışları ve hareketleri ayana ve halka ağır gelmeye başladı.

Müftü Soruklu Hacı Ali Efendi, kaymakam Hafız Hasan Ağa ve şehir kethüdası Zeyneloğlu Hacı Ömer Efendi halkın diline düştü. Meclislerde ve kahvehanelerde bunların kötülenmesi ve dedikodusu halkın eğlencesi oldu; acı sözler ve şikâyetler alıp yürüdü.

Muharrem ayının ilk günlerinde Pervane Bey ve Gümüşlüzade camilerinin vaizi, âlimlerden müfessir Nâbî Efendizade Şerif Mehmed Efendi vefat etti; şeyhlerin âlimlerinden Süleyman Efendi bu camilerin kürsü şeyhi (vaizi) oldu.

Bu sırada Hindîoğlu İbrahim Ağa alaybeyi, Çıtırıkoğlu Hüseyin Ağa yeniçeri serdarı, Kalınbacakoğlu Mehmed Ağa da delilbaşı olmuştu; bunlar Hasan Bey'in ve Tayyar Paşa'nın gözdelerindendi. Hasan Bey bunlar aracılığıyla Amasya'nın yeniçeri, sipahi ve zeamet sahibi kuvvetlerini kendine bağlıyordu.

Cemaziyelevvelin on ikisinde Diyarbekir valisi Kösezade vezir İsmail Zühdü Paşa bin Derviş Yakub Ağa Sivas valisi oldu. Kethüdası Amasya'nın ileri gelenlerinden Bekir Beyzade Hacı Abdullah Bey idi. Amasya'nın ayanı ve halkı buna biraz sevinmiş, paşanın yardımına koşacağını ummuştu.

Bu ayda Osman Çelebi Medresesi müderrisi İrfanîzade Hafız Abdüsselam Efendi vefat ettiğinden âlimlerden Hafız Mehmed Nuri Efendi bin Abdullah Efendi sınavla müderris oldu.

Cemaziyelahirin on ikisinde Sivas valisi Diyarbekir'de vefat ettiğinden halkın sevinci boşa çıktı. Recep ayının ilk günlerinde Kara Hüseyinoğlu Hüseyin Ağa serdar oldu ve birkaç gün sonra yeniçerilerle şehir kethüdası Ömer Efendi arasında çıkan bir kavgayı bastırdı. Ömer Efendi azledildi ve Bakırcıoğlu Hacı Mustafa Efendi şehir kethüdası oldu.

Şaban ayının ilk günlerinde "Enderun Camii Vakfı" diye tanınan Melik İsmail Gazi Vakfı'nın mütevellisi Hafız Mehmed Ağa'nın vefatıyla Oğul Beyzade Osman Bey mütevelli oldu.

Şevvalin dördüncü günü Erzurum müftülüğünden vezirlikle Erzurum valiliğine yükselmiş olan Kadızade Abdurrahman Paşa Sivas valisi, ayın yirminci günü de Amasyalı Yenicelizade Ahmed Paşa vezirlikle Adana valisi oldu.

Bu zatın ilmi ve iktidarı Amasya âlimlerini harekete geçirdi. Bu ayın sonlarında âlimler Sultan Bayezid Camii'nde toplandılar ve müftü Soruklu Hacı Ali Efendi'nin bazı fetvaları üzerine uzun tartışmalar yapıldı. Müftü istifaya mecbur oldu ve ünlü fazıl Şeyhzade Hacı Abdullah Vecih Efendi Amasya müftüsü oldu.

Hacı Ali Efendi'nin istifası nakib kaymakamı Molla Bâlîoğlu'nu da düşürdü; Lâdikli müderris Mustafa Efendi nakib kaymakamı, Cebecioğlu Hacı Hüseyin Ağa da serdar oldu. Ne var ki ulemanın bu hareketi mütesellim Hasan Bey'in onuruna dokundu. Özellikle müftü olan Hacı Abdullah Vecih Efendi'ye içten içe kızmıştı, ama onu hemen azletmeye cesaret edemedi.

1218 [1803] yılı muharrem ayının başında Tayyar Paşa'nın silahdarı olan Özlü Hacı Yusuf Ağa Amasya kaymakamı oldu; ondan önceki kaymakam Şirinoğlu Hacı Hafız Hasan Ağa baş ayan ve muhtar-ı belde olup Hasan Bey'in kethüdalığında da kaldı.

Safer ayının başında müftü Hacı Abdullah Vecih Efendi, mütesellim Hasan Bey'in kırgınlığını duyunca fetva makamından çekildi; ondan önceki müftü Soruklu Hacı Ali Efendi yine Amasya müftüsü oldu. Bu sırada Amasya ayanından Benderli Seyfullah Ağazade Hacı İbrahim Ağa mübayaacı (devlet adına alım yapan memur) olarak geldi.

Rebiülevvel ayının başında Osman Hamdi Efendi Amasya naibi oldu; rebiülahirin yirmi beşinde de Anadolu valisi Gürcüzade Osman Paşa Erzurum valisi oldu. Kethüdası, kapıcıbaşılardan Amasyalı Hacı Abdullahoğlu Mahmud Ağa idi.

Osman Paşa dişli vezirlerdendi. Başına buyruk hareketleri yüzünden Erzurum eyaleti Tayyar Mahmud Paşa'ya verilmiş ve Osman Paşa'nın idamı için ferman çıkmıştı. Osman Paşa, İstanbul'daki kapı kethüdasından idam edileceğini haber alınca sakınıp korunarak Erzurum'a gidiyordu.

Cemaziyelevvel ayının başında Köprülü Rahtuvanoğlu İsmail Efendi Amasya kadısı, onun tarafından Memişzade Hüseyin Efendi de naib olarak geldi. Bu ayın on sekizinde Tayyar Mahmud Paşa'nın kuvvetleriyle Gürcüzade Osman Paşa'nın kuvvetleri karşılaştı. Muş mutasarrıfı Murad Paşa'nın kuvveti de Tayyar Paşa'ya yardım ettiğinden Osman Paşa'nın kuvveti yenildi ve kendisi Murad Paşa'nın elinde öldürüldü.

Tayyar Mahmud Paşa, Osman Paşa'nın idamından sonra bütün askeriyle Amasya'ya gelip Eser-i Cedîd Konağı'na yerleşti ve Amasyalılara bir gövde gösterisi yaptı. Ulemanın ve seyyidlerin toplanıp hareket etmesinden dolayı serzenişte bulundu. Soruklu Hacı Ali Efendi'nin müftülüğe geri getirilmesi yüzünden âlimler arasında doğan kırgınlığı gidermek için recebin dokuzuncu günü Soruklu azledildi ve Kara Müftüzade Vâzıh Mustafa Efendi üçüncü kez müftü oldu.

Bundan sonra Tayyar Paşa, Meydan Köprüsü başında, Ehlî Hatun Türbesi'nin bitişiğinde yaptırdığı medresenin resmî açılışını görkemli bir törenle yaptı. Âlimlere ziyafet ve hediyeler verdi. Müderrisliğine de âlimlerin en faziletlisi olan Payaslı Hacı Mehmed Efendi'yi tayin etti.

Fakat bunların masrafını Amasya şehir kethüdalığı sandığından çektiği hâlde, "kudûmiyye" (geliş hediyesi) adıyla halka vergiler salarak zorla topladı ve askerî, şahsî ve sefer masraflarının tamamını buradan çıkardı.

Tayyar Paşa şaban ayında Amasya'dan ayrıldı; şevval ayının ilk günlerinde Kallaşoğlu Hüseyin Ağa serdar oldu. Ne var ki Hasan Bey'in sefahati ve kibri çekilmez bir hâl aldı. Ona verilen haftalık hediye ve cuma ziyareti âdetleri ayanı ve zenginleri çok bunaltıyordu.

Bununla birlikte Vâzıh Efendi'nin müftülüğü de âlimlere çok ağır geldi. Zilkade ayının başında âlimlerin birleşmesiyle Amasya fetva makamından düşürüldü; yerine ondan önceki müftü ve zamanın en büyük âlimi Şeyhzade Abdullah Vecih Efendi yine Amasya müftüsü oldu.

Amasya'dan ve bağlı kazalardan Babıâli'ye ve Divan-ı Hümayun'a Tayyar Paşa'nın zulümlerinden şikâyetler yağdı.

Tayyar Paşa'nın başına buyruk hareketleri ve yanında bulundurduğu kuvvet dikkat çekecek ölçüdeydi. Bu kadar acı şikâyetler üzerine Amasya sancağı elinden alınırsa sancağı zorla istila etmesi ve şikâyetçileri yok etmesi de pek muhtemeldi.

Bu yüzden zilkadenin yirmi beşinde Sivas eyaleti Silistre valisi Divrikli vezir Yusuf Paşa'ya verildi ve bir an önce bütün maiyetiyle Sivas'a gitmesi acele ve ısrarla emredildi. Amasya sancağı da zilhiccenin on sekizinci günü, muharrem başından itibaren geçerli olmak üzere Bozok mutasarrıfı Süleyman Bey'e iltizama verildi.

Zilhiccenin sonlarında Sivas valisi Yusuf Paşa gelip Sivas'a yerleşti. Amasya sancağının mütesellimliği de Süleyman Bey tarafından Millîzade Hacı Süleyman Bey'e verildi ve yanına yeterli kuvvet katıldı.

Babıâli tarafından Tayyar Mahmud Paşa'ya, vali tarafından da mütesellim Hasan Bey'e, Amasya sancağının Bozok mutasarrıfı Süleyman Bey'e iltizam ve tevcih edildiği fermanlarla bildirilmiş; sancağı onun mütesellimine teslim etmeleri ve muhalefetten sakınmaları ihtar olunmuştu.

Bu kadar ferman ve ihtara rağmen Tayyar Mahmud Paşa, mütesellimi Hasan Bey'e verdiği kesin emirde Amasya sancağını her ihtimale karşı iyi korumasını ve Süleyman Bey'in mütesellimine teslim etmemesini şiddetle tembih ve ihtar etti.

Millîzade Hacı Süleyman Bey yanındaki kuvvetle zilhiccenin yirmi sekizinci günü Derbend önüne gelip güney boğazını tuttu. Ertesi gün mütesellim Hasan Bey'e Amasya'dan çıkıp gitmesini ve sancağı teslim etmesini bildirdi. Ret cevabı alınca şehre doğru yürüdü.

Hasan Bey yanındaki kuvveti yeterli sanarak karşı koymaya kalkıştı. Fakat Hacı Süleyman Bey'in kuvveti halkın yardımı sayesinde savaşı kazandığından Hasan Bey çaresiz Amasya'dan çıktı ve yerini Hacı Süleyman Bey'e bıraktı.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • ihtifâl: tören, alay
  • yârân: dostlar, bir kişinin adamları
  • cebbârâne etvâr: zorba tavırlar
  • tecrîm: suçlu sayıp cezalandırma
  • öşür: üründen alınan onda bir oranındaki vergi
  • sülüs: üçte bir
  • şahne: vergi toplamakla görevli, silahlı tahsildar adamı
  • emr-i veliyyü'l-emr: devlet büyüğünün, yöneticinin emri
  • tefsîk: birinin fasık, yani dinin buyruklarını açıkça çiğneyen biri olduğuna hükmetme
  • münzevî: inzivaya çekilmiş, halktan uzak yaşayan
  • nefy: sürgün
  • müttakî: Allah'tan korkan, takva sahibi
  • teheccüd: gece yarısından sonra kılınan nafile namaz
  • müsâdere: mallara devletçe el konulması
  • kuvve-i mühimme: büyük ve önemli kuvvet
  • mahzar: birçok kişinin imzaladığı şikâyet ya da istek dilekçesi
  • sûzişle: yanık bir dille, içi yanarak
  • ihtifâ: saklanma
  • delilbaşı: delil denilen gönüllü süvarilerin başı
  • tahassün: bir yere sığınıp tahkim olma
  • müdârâ: idare etme, iyi geçinme
  • kudûmiyye: bir büyüğün gelişi vesilesiyle halktan alınan para
  • ru'ûnet: kibir, büyüklenme
  • dilgîr: gönlü kırık, bıkkın
  • ifnâ: yok etme

Tayyar Mahmud Paşa ve Canikli Ailesi

Tayyar Mahmud Paşa, Samsun merkezli Canikli Hacı Ali Paşa ailesinin üçüncü kuşağıdır. Özcan Mert'in maddesine göre babası Battal Hüseyin Paşa 1790'da Ruslara esir düşmüş, oğluyla birlikte dokuz yıl kadar Rusya'da kalmış, Mart 1799 sonlarında Rus çarı I. Pavel'in de ricasıyla affedilerek Trabzon valiliğine getirilmiş; oğluna Canik ve Amasya sancakları verilmiştir. Hüsameddin'in muharrem 1214 [Haziran 1799] tarihli tevcihi bu affın hemen ardından gelir. Canay Şahin, Amasya şer'iyye siciline dayanarak Amasya'nın 1799'da Beyhan Sultan'ın mâlikânesi olarak göründüğünü, 1800-1801'de ise gelirlerinin Tayyar Paşa'ya verildiğini kaydeder. Mert'e göre Battal Paşa Trabzon eyaletini oğluna bırakıp Erzurum valiliğine geçmiş ve Mart 1801'de ölmüştür; Hüsameddin de zilkade 1215'te [Mart-Nisan 1801] Battal Paşa Erzurum'a giderken Tayyar'ın Trabzon valisi olduğunu yazar. Mehmet Bilgin'in makalesi Tayyar'ın babasının yerine Trabzon valisi ve Mısır seraskeri olduğunu, Mısır dönüşünde Rumeli'deki dağlı eşkıyası üzerine gönderildiğini belirtir; Hüsameddin'in "Mısır harbine memur olup sonra Edirne'ye gönderildi" kaydı buna uyar.

Hüsameddin'in Tayyar için "Rus prensi gibi" demesi, Rusya'da geçen yıllara bir göndermedir. Tayyar Paşa'nın kendisi de bir rubaisinde "Tayyar düşüp Moskova esir olmuş idim ben" diye yazmıştır. Yakup Poyraz'a göre Tayyar Paşa, siyasette asi ruhlu ve çevresiyle geçimsiz olmakla birlikte bir divan oluşturacak kadar şiir yazmış bir devlet adamıdır; Bursalı Mehmed Tahir onun şiirlerini "hakîmâne ve rindâne" diye niteler. Divanı ve içindeki 32 beyitlik Sâkînâme'si üzerine çalışmalar yapılmıştır; Bafra'daki Tayyar Paşa Camii de onun eseridir. Divan kâtibi olarak yanına aldığı Amasyalı şair Mehmed Nedim Efendi'nin bu çevreye katılması, Paşa'nın edebî ilgisiyle birlikte düşünülebilir.

Öşür Yerine Sülüs ve Ulemanın Direnişi

Maddenin en çarpıcı kısmı, öşür yerine üçte bir alınmasına karşı Amasya ulemasının gösterdiği direniştir. Bu tür baskıların Canikli ailesi için yeni olmadığı başka araştırmalardan da anlaşılır. Canay Şahin'in tezine göre Battal Hüseyin 1774'te babası tarafından Amasya mütesellimi yapıldığında, aile yönetimine karşı çıkan Köprü, Lâdik ve Gümüş kazalarının ayanına ve ulemasına sert önlemler uygulamış, bazılarını idam ettirip mallarına el koymuştu. Halk o zaman da Amasya müftüsü aracılığıyla İstanbul'a şikâyette bulunmuş, 1775'te Hacı Ali Paşa adına bir adaletname gönderilmişti. Şahin, Caniklilerin Amasya'daki nüfuzu arttıkça zulümlerinin de arttığını söyler. Köprü müftüsü Kıldırzade Hacı Mustafa Efendi'nin teheccüd namazında boğdurulması bu eğilimin en ağır örneğidir. Olayın kendisine Hüsameddin dışında bir kaynakta rastlanmadı.

Maddede dikkat çeken bir başka nokta Soruklu Hacı Ali Efendi'nin değişen konumudur. 1794'te Nizâm-ı Cedîd defterinin yırtılması olayında kışkırtıcı sayılıp Çankırı'ya sürülen bu âlim, 1214 [1799-1800] yılında Tayyar'ın sülüs uygulamasına "meşru değildir" diyerek karşı çıkmış ve bu kez Samsun'a sürülmüştür. Ne var ki dönüşünde Tayyar'ın amcaoğlu Hasan Bey'in hocası olmuş ve onun desteğiyle müftülüğe getirilmiştir. Sabit Genç, Soruklu'nun Canikliler döneminde müftü yapılmasını onların Nizâm-ı Cedîd karşıtlığının ipuçlarından biri sayar. Hüsameddin'in ayrıntılı anlatısı ise aynı kişinin bir dönem Canikli zulmüne de karşı durduğunu gösterir; taşra ulemasının tavrı tek bir çizgiyle açıklanamayacak kadar karışıktır.

Üç kez müftü olan ve her seferinde ulemanın baskısıyla düşürülen Kara Müftüzade Mustafa Vâzıh Efendi'nin adı başka bir yerde de geçer. Recep Orhan Özel'in tespitine göre Abdurrahman Kâmil Efendi, "Mustafa Vâzıh Efendi'ye ait Amasya fetvalarını" bir deftere istinsah etmiştir; bu defter Amasya Belediye Kütüphanesi'nde 272 numarada kayıtlıdır. Fetvaların sahibi büyük ihtimalle bu maddedeki müftüdür. Aynı çalışmada adı geçen Payaslı Mehmed Efendi'nin, Tayyar Paşa'nın medresesine müderris atanan "âlimlerin en faziletlisi" Payaslı Hacı Mehmed Efendi olması da kuvvetle muhtemeldir.

Kutoğlu Hüseyin Paşa'nın Sonu ve Tayyar'ın Mektubu

1797'de yeniçeri ağalığına yükselen, ardından Niğbolu muhafızlığı ve vezirlikle Silistre valiliği alan Amasyalı Kutoğlu Hüseyin Paşa'nın sonu bu maddede anlatılır. Erzurum valiliği ona bir tuzak olarak verilmiş, paşa Akdağ eteklerinde sıkıştırılıp zilkade 1216'da [Mart 1802] teslim olmuş ve başı kesilmiştir. Hüsameddin, Tayyar Paşa'nın Babıâli'ye yazdığı mektubun aslını Amasya'daki eski evrak mahzeninde gördüğünü ve ibaresini aynen aldığını dipnotta belirtir. Mektupta Tayyar, Kutoğlu'nun dedesi Hacı Ali Paşa'nın emektarı olduğunu ve onu korumanın kendisine bir evlat borcu düştüğünü itiraf ederken, onu sadakatini ispat için öldürdüğünü söyleyerek karşılığında Trabzon valiliğinin elinde bırakılmasını ister. Kutoğlu hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.

Gürcü Osman Paşa'nın Ölümü

Hüsameddin'in verdiği 18 cemaziyelevvel 1218 tarihi 4 Eylül 1803'e denk gelir. Mehmed Süreyya'nın Sicill-i Osmânî'sine dayanan kayıt da Gürcü Osman Paşa'nın Ağustos-Eylül 1803'te Erzurum valisi olduğunu ve 5 Eylül 1803'te orada öldüğünü yazar; iki kaynak bir günlük farkla örtüşür. Canay Şahin'in tezine göre Tayyar Paşa Eylül-Ekim 1803'te geçici olarak Erzurum valiliğine getirilmişti; amaç, Anadolu'ya geçip isyan eden eski Rumeli valisi Gürcü Osman Paşa'yı yakalamak için gereken gelirleri ona sağlamaktı. Hüsameddin olayın ayrıntıları için Cevdet Paşa Tarihi'ni gösterir.

Meydan Köprüsü Başındaki Medrese

Tayyar Paşa'nın açtığı medrese, Meydan Köprüsü'nün başında, Ehlî Hatun Türbesi'nin bitişiğindeydi. Meydan Köprüsü bugünkü İstasyon Köprüsü'dür. İl kültür müdürlüğünün kayıtlarına göre ilk köprü 1145'te Selçuklu Sultanı I. Mesud tarafından yaptırılmış, bugünkü köprü 1370'li yıllarda Amasya Emiri Şadgeldi Paşa tarafından onun kalıntıları üzerine kurulmuştur. Köprü 1824 taşkınında zarar görmüş, 1828'de onarılmış, 1940'ta tabliyesi genişletilmiştir. Kalenin Meydan Kapısı önüne düştüğü için Meydan Köprüsü diye anılmıştır. Kadir Özköse'nin çalışmasına göre köprünün başındaki Meydan Tekkesi'ne Ehl-i Hatun Tekkesi de denir; Şadgeldi Paşa'nın oğlu Divitdâr Ahmed Paşa'nın kızı Ehl-i Hatun tarafından 1467'de yaptırılmıştır ve türbesi bu tekkenin içindedir. Yerel bir anlatıya göre Hüsameddin'in "Meydan Köprüsü başındaki medresenin arka tarafındaki zaviyenin önünde" diye tarif ettiği türbenin çevresinde bugün medreseden de zaviyeden de iz kalmamıştır; türbe, bahçe içinde bir odadan ibarettir. Tayyar Paşa'nın görkemli törenle açtığı medrese de böylece ortadan kalkmıştır.

Mikdad Paşazade Hasan Bey

On sekiz yaşında Amasya mütesellimi olan Hasan Bey, Tayyar'ın amcası Mikdad Ahmed Paşa'nın oğludur. Özcan Mert'e göre III. Selim 1792'de Mikdad Ahmed Paşa'yı idam ettirmiş, oğlu Hasan'ı da Seddülbahir'e göndermişti. Hüsameddin'in 1216 [1801] yılında anlattığı, Hasan Bey'in babasının zorla edinip idamından sonra vakfa iade edilen akarlara el koymaya kalkışması bu geçmişle birlikte anlam kazanır. Hasan Bey'in sonu da babası gibi olmuştur. Mert'e göre Tayyar'ın 1805'teki isyanı sırasında yeğeni Hasan yakalanıp idam edilmiştir; Şahin'in aktardığı belgelere göre de Hasan Bey'in Amasya ve çevresindeki malları devletçe görevlendirilen Esad Bey tarafından tespit edilip satılmıştır.

Sancağın Çapanoğlu'na Verilmesi ve Tarih Meselesi

Maddenin son kısmında anlatılan olaylar, arşiv belgelerine dayanan araştırmalarda bir yıl sonraya konur. İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Amasya iltizamının Çapanoğlu Süleyman Bey'e verildiğine dair fermanın zilkade 1219 [Şubat 1805] tarihli olduğunu yazar. Sabit Genç de 1 Mart 1805 tarihli bir belgeye dayanır; Özcan Mert'in maddelerinde de tevcih 1805 başına konur. Hüsameddin ise bu kararı 18 zilhicce 1218'e [29 Mart 1804] yerleştirir. Ayların sırası belgelerle uyumludur; ancak yıl bir yıl erkendir. Hüsameddin'in Gürcü Osman Paşa'nın ölümü için verdiği tarihin doğruluğu düşünülürse kayma, maddenin son aylarında, büyük ihtimalle 1218 ile 1219 yıllarının olaylarının birleştirilmesiyle ortaya çıkmış olmalıdır.

Uzunçarşılı'nın aktardığı ayrıntılar da Hüsameddin'in anlatısıyla bazı noktalarda ayrılır. Ona göre Tayyar Paşa bir ara İstanbul'a geldiğinde Amasya mukataası kendisine teklif edilmiş, fakat gelirini yeterli bulmadığı için almamıştı. Çapanoğlu'nun oğlu Mehmed Celâleddin Bey'e aynı yıl vezirlikle Sivas valiliği verilmiştir; Hüsameddin ise Sivas'ın Divrikli Yusuf Paşa'ya verildiğini yazar. III. Selim'in sadrazama yazdığı bir hatta Tayyar'ın vesveseye düştüğünü, bölgede çatışma istemediğini, Çapanoğlu'nun Tayyar'ın gocunacağı yerlerden asker yazmamasını emrettiği görülür. Padişahın bu temkinli tutumu, Hüsameddin'in "Amasya sancağı elinden alınırsa zorla istila etmesi pek muhtemeldi" yorumunu doğrular.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Resmî kaynaklar

Kitaplar

  • Yakup Poyraz, "Tayyâr, Mahmûd Paşa-yı Samsûnî", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 2014.
  • Recep Orhan Özel, "Amasya'da Bir İlim Yuvası: Mecdîzâde Abdurrahman Kâmil Yetkin (ö. 1941) ve Oğulları", AUID, c. 6, sayı 10, Haziran 2018, s. 39-72.

4. Cildin Bakiyyesi içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.