İçeriğe geç

Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar · BİRİNCİ BÂB · ONUNCU FASIL · AMASYA TÂRÎHİ'NDEN ÜÇÜNCÜ DEVRE BAKİYYESİ

Süleymân Bey

Ansiklopedi · Amasya Tarihi, 4. Cildin Bakiyyesi, s. 678–679 • Hazırlayan: Prof. Dr. Mehmet ARSLAN

Özgün Metin

Caniklidir. Hacı Alî Paşa'nın büyük kardeşi hazînedâr Süleymân Paşazâde Mehmed Bey'in oğludur. "Hazînedârzâde" demekle meşhûrdur. 1209 muharrem ibtidâsında Amasya muhassılı olup a'yândan Kayalıpaşazâde Hacı Süleymân Bey Amasya mütesellimi oldu.

Saferde Hacı Alî Efendi'nin azliyle Zeyneloğlu Hacı Ömer Efendi şehir kethüdâsı oldu ve Çapanzâde Süleymân Bey'e rağmen nizâm-ı cedîd aleyhdârı olanlar ikbâl ve i'tibâr gördü.

Rebî'ulevvel ibtidâsında müftü Hacı Hüseyin [169] Efendi'nin azliyle selefi Ürgüplü Hacı Ahmed Efendi Amasya müftüsü ve Emîr Hacıoğlu Hacı Hüseyin Efendi nakîb kâ'im-makâmı, Selâmzâde Mustafâ Ağa Amasya serdârı oldu.

Hazînedârzâde Süleymân Bey'in hâmîsi silahdâr-ı şehriyârî Lâdikli Abdullâh Ağa idi. Bu zâtın sâye-i ikbâlinde Canik ve Amasya gibi iki mühim sancağa mutasarrıf ve muhassılı olmuşdu. Lâkin bunun kadrini bilmedi. Efendisinin başını belâya uğratdı.

Bu Süleymân Bey, nizâm-ı cedîd tarafdârı görünmekle berâber mu'tarızların başında idi. Geçen yıl Amasya'dan istenilen efrâd-ı nizâmiyyenin bir kısmı gitdiği hâlde diğer kısmın sevkinde türlü müşkilât gösteriyor, mu'tarızları istihdâm ediyordu.

Fakat Amasya mütesellimi Kayalıpaşazâde Hacı Süleymân Bey, nizâm-ı cedîd efrâdının bakiyyesini sevk ederek bir cesâret-i medeniyye gösterdi. Mu'tarızlara karşı durdu. Bunun mukâbilinde kapıcıbaşılık rütbesiyle taltîf edildi.

Şevvâl evâ'ilinde Ürgüplü Hacı Ahmed Efendi'nin azliyle selefi Hacı Hüseyin Efendi yine Amasya müftüsü oldu. Altıncı günü Halvetiyye şeyhlerinin büyüklerinden ve âlimlerden Çevikçe Tekkesi şeyhi ve Abdullâh Vecih Efendi'nin [170] babası Şeyh Hasan Sinân Efendi dâr-ı kudse göçdü. Amasya büyük bir mâtem günü yaşadı. Yerine ikinci oğlu Mehmed Şerîf Efendi geçdi.

1210 muharremi ibtidâsında Hazînedâroğlu Süleymân Bey tarafından Köse Mehmedoğlu Hacı Ömer Ağa Amasya mütesellimi ve Kayalıpaşazâde Hacı Ömer Bey de baş a'yân ve muhtâr-ı belde oldu.

Rebî'ulevvelde kadı İstanbul'a gidip kâtib Hacı Rıfkî Osmân Efendi Amasya nâ'ibi ve cemâziyelevvel ibtidâsında Halîl Efendi Amasya kadısı olup tarafından İsmâ'il Efendi nâ'ibi olarak geldi.

Cemâziyelâhirde Hazînedâroğlu'nun hâmîsi olan silahdâr-ı şehriyârî Lâdikli Abdullâh Ağa vezâret umarken gözden düşüp azl ve tekâ'üde sevk edildi. Buna sebeb Hazînedâroğlu'nun serbâzâne hareketi ve nizâm-ı cedîd aleyhdârlığı zann olunur.

Receb ibtidâsında Dizdârzâde Hacı Hüseyin Efendi ulemânın ibrâmıyla fetvâdan çekilip selefi Ürgüplü Hacı Ahmed Efendi yine Amasya müftüsü oldu. Bu yıl ulemâdan tabîb-i meşhûr Medîneli Hacı Süleymân, vâ'iz Mühtedî Mehmed Efendiler ve a'yândan Amasyalı İbrâhim Hıfzı Paşa çukadârı Hacı Ahmed Ârif Ağa ve [171] yeniçeri zâbitânından Topçuoğlu Hacı Abdurrahmân Ağa vefât etdi.

Hacı Abdurrahmân Ağa'nın oğlu olmadığından malının sülüsünü Aşağıpazar'da Hacı Ömer Bey Mescidi'nin ta'mîrine vasiyyet ve kardaşının oğlu Mehmed Ağa bin Mustafâ Ağa'yı vâsî nasb etmişdi. Mehmed Ağa, amcasının sülüs mâlı olan iki bin kuruşla mescidi yıkdırıp mücedded ve câmi' olarak yapdırdı. İttisâlinde bir bâb dükkân da ilâve edip câmiin mesâlihine vakf ve tahsîs etdi.

Araştırma Makalemiz Editör: Mevlüt Erdem Öztürk

Günümüz Türkçesiyle

Caniklidir. Hacı Ali Paşa'nın ağabeyi Süleyman Paşa'nın oğlu olan hazinedar Mehmed Bey'in oğludur. "Hazinedarzade" diye tanınır. 1209 [1794] yılı muharrem ayının başında Amasya muhassılı oldu; ayandan Kayalıpaşazade Hacı Süleyman Bey de Amasya mütesellimi oldu.

Safer ayında Hacı Ali Efendi azledilerek Zeyneloğlu Hacı Ömer Efendi şehir kethüdası oldu. Çapanzade Süleyman Bey'e rağmen Nizâm-ı Cedîd aleyhtarı olanlar itibar ve iltifat gördü.

Rebiülevvel ayının başında müftü Hacı Hüseyin Efendi azledildi; ondan önceki müftü Ürgüplü Hacı Ahmed Efendi Amasya müftüsü, Emir Hacıoğlu Hacı Hüseyin Efendi nakib kaymakamı, Selamzade Mustafa Ağa da Amasya serdarı oldu.

Hazinedarzade Süleyman Bey'in hamisi, padişahın silahdarı Lâdikli Abdullah Ağa idi. Süleyman Bey bu zatın gölgesinde ve himayesinde Canik ve Amasya gibi iki önemli sancağın mutasarrıfı ve muhassılı olmuştu. Ama bunun kıymetini bilmedi, efendisinin başını belaya soktu.

Bu Süleyman Bey Nizâm-ı Cedîd taraftarı görünmekle birlikte ona itiraz edenlerin başındaydı. Geçen yıl Amasya'dan istenen nizamiye askerlerinin bir kısmı gitmişken geri kalanların gönderilmesinde türlü güçlükler çıkarıyor, itiraz edenleri görevlerde kullanıyordu.

Fakat Amasya mütesellimi Kayalıpaşazade Hacı Süleyman Bey, Nizâm-ı Cedîd askerlerinin geri kalanını göndererek bir sivil cesaret örneği gösterdi ve itiraz edenlere karşı durdu. Buna karşılık kapıcıbaşılık rütbesiyle ödüllendirildi.

Şevval ayının ilk günlerinde Ürgüplü Hacı Ahmed Efendi azledildi ve ondan önceki müftü Hacı Hüseyin Efendi yeniden Amasya müftüsü oldu. Ayın altıncı günü Halvetiyye şeyhlerinin büyüklerinden ve âlimlerden, Çevikçe Tekkesi şeyhi ve Abdullah Vecih Efendi'nin babası Şeyh Hasan Sinan Efendi vefat etti. Amasya büyük bir matem günü yaşadı. Yerine ikinci oğlu Mehmed Şerif Efendi geçti.

1210 [1795] yılı muharrem ayının başında Hazinedaroğlu Süleyman Bey tarafından Köse Mehmedoğlu Hacı Ömer Ağa Amasya mütesellimi, Kayalıpaşazade Hacı Ömer Bey de baş ayan ve muhtar-ı belde (şehrin seçilmiş temsilcisi) oldu.

Rebiülevvel ayında kadı İstanbul'a gitti; kâtip Hacı Rıfkı Osman Efendi Amasya naibi oldu. Cemaziyelevvel ayının başında Halil Efendi Amasya kadısı oldu ve onun tarafından İsmail Efendi naib olarak geldi.

Cemaziyelahir ayında Hazinedaroğlu'nun hamisi olan padişah silahdarı Lâdikli Abdullah Ağa vezirlik beklerken gözden düştü; azledilip emekliye ayrıldı. Bunun sebebinin Hazinedaroğlu'nun başına buyruk davranışları ve Nizâm-ı Cedîd aleyhtarlığı olduğu sanılır.

Recep ayının başında Dizdarzade Hacı Hüseyin Efendi ulemanın ısrarıyla fetva makamından çekildi; ondan önceki müftü Ürgüplü Hacı Ahmed Efendi yine Amasya müftüsü oldu. Bu yıl ulemadan ünlü tabip Medineli Hacı Süleyman ile vaiz Mühtedî Mehmed Efendiler; ayandan Amasyalı İbrahim Hıfzı Paşa'nın çuhadarı Hacı Ahmed Ârif Ağa ve yeniçeri zabitlerinden Topçuoğlu Hacı Abdurrahman Ağa vefat etti.

Hacı Abdurrahman Ağa'nın oğlu olmadığından malının üçte birinin Aşağıpazar'daki Hacı Ömer Bey Mescidi'nin onarımına harcanmasını vasiyet etmiş, kardeşinin oğlu Mehmed Ağa bin Mustafa Ağa'yı vasi tayin etmişti. Mehmed Ağa, amcasının malının üçte biri olan iki bin kuruşla mescidi yıktırıp yeniden ve cami olarak yaptırdı. Bitişiğine bir dükkân da ekleyerek caminin ihtiyaçlarına vakfetti.

Açıklamalar ve Araştırma

Metindeki Eski Kelimeler

  • hâmî: koruyucu, arka çıkan kimse
  • sâye-i ikbâl: birinin nüfuzunun gölgesi, himayesi
  • silahdâr-ı şehriyârî: padişahın silahdarı, sarayın en nüfuzlu ağalarından biri
  • mu'tarız: itiraz eden, karşı çıkan
  • istihdâm etmek: görevde kullanmak, iş vermek
  • cesâret-i medeniyye: sivil cesaret, baskıya rağmen doğruyu yapma yürekliliği
  • taltîf: rütbe ya da ihsanla ödüllendirme
  • dâr-ı kudse göçmek: vefat etmek
  • muhtâr-ı belde: şehrin halk adına seçilmiş temsilcisi
  • serbâzâne: başına buyruk, pervasız
  • tekâ'üde sevk: emekliye ayırma
  • ibrâm: ısrar, zorlama
  • sülüs: üçte bir
  • vâsî: vasiyeti yerine getirmekle görevli kişi
  • mücedded: yeniden yapılmış
  • mesâlih: işler, ihtiyaçlar

Hazinedarzade Süleyman Bey Kimdi

Hüsameddin bu muhassılı Canikli Hacı Ali Paşa'nın yeğeninin oğlu olarak tanıtır. Özcan Mert de Çapanoğulları üzerine kitabında aynı akrabalığı kurmuştur. Abdullah Bay ise Hazinedarzadelerin vakıflarını incelediği makalesinde bu bağı tutarlı bulmaz. 1794 tarihli belgelerde Fatsa'daki Canikli Süleyman Paşazade Mehmed Paşa'nın oğlu Mir Ahmed ile Canik'teki Hazinedarzade Mustafa ayrı ayrı anılır. Bay'a göre ailenin adı, babalarının nüfuzlu bir kimsenin hazinedarlığını yapmasından gelir. Hazinedarzade Süleyman Ağa da bir dönem Canikli Hacı Ali Paşa'nın hazinedarı olmuştur. Ailenin çıkış yeri büyük ihtimalle Çarşamba yöresindeki Kurd Ahmetlü köyüdür. Kimi kaynaklar Süleyman Paşa'nın babasını Canikli Ali Paşa'nın hazinedarı Behram Ağa olarak verir. Bay, Canikli ailesiyle soy bağı bulunmadığı ve Hazinedarzadelerin Caniklilerin düşüşünden sonra ayrı bir hanedan olarak öne çıktığı kanaatindedir. Aynı makalede Hazinedarzade Süleyman Ağa'nın bir dönem Tayyar Mahmud Paşa'nın mütesellimi olduğunu gösteren bir arşiv kaydı da aktarılır. Hüsameddin de 1214 [1799] olaylarında Tayyar'ın Amasya mütesellimi olarak "Hazinedaroğlu Süleyman Bey"i anar.

Ailenin sonraki büyüğü Hazinedarzade Süleyman Paşa 1808'de Canik muhassılı, 1810'daki Osmanlı-Rus savaşında Faş muhafızı, 1812'de Trabzon valisi oldu. 1818'de bu valilikten alınıp Alaiye mutasarrıflığına gönderildi, hastalanıp Çarşamba'da öldü ve Rıdvan Paşa Camii avlusuna gömüldü. Ünye'deki konak onun eseri sayılır. 1794'te Amasya muhassılı olan Süleyman Bey'in bu Süleyman Paşa ile aynı kişi olup olmadığını okuduğumuz kaynaklar açıkça söylemez; adların, bölgenin ve Tayyar Paşa'ya bağlılığın örtüşmesi bu ihtimali güçlendirir.

Nizâm-ı Cedîd'e Karşı Muhassıl, Yanında Mütesellim

Sabit Genç, Hazinedarzade'nin Temmuz 1794'te göreve gelmesiyle Amasya'da yeni orduya asker yazımının zorlaştığını belirtir. Genç'e göre Nizâm-ı Cedîd karşıtı olduğu için azledilen müftü Ürgüplü Hacı Ahmed Efendi'nin iki ay sonra yeniden müftülüğe getirilmesi, sancakta muhaliflerin korunduğunu düşündürür. Aynı çalışmada askerlerin yine de gönderilebilmesi, Hüsameddin'e dayanılarak Kayalıpaşazade Hacı Süleyman Bey'in gayretine bağlanır. Müftülük makamının bir yıl içinde dört kez el değiştirmesi, şehirdeki ulemanın yeni düzen karşısında ne kadar bölündüğünü gösterir. Hazinedarzade'nin hamisi olarak anılan silahdar Lâdikli Abdullah Ağa hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.

Çevikçe Tekkesi ve Şeyh Hasan Sinan Efendi

Kadir Özköse'nin Amasya'daki Halvetî tekkeleri üzerine çalışmasına göre Çevikçe Tekkesi, Mehmed Paşa Mahallesi'ndeki Pîrler Türbesi'nin yakınında, Çilehane (Yakub Paşa) Tekkesi'nin batısındaydı. Değerli kâğıt yapımındaki ustalığıyla "Çevikçe" diye tanınan Şemseddin Mehmed Kırtâsî tarafından 831 [1428] yılında yaptırılmış, şeyhliği Halvetîlere, yönetimi kurucunun oğullarına bırakılmıştı. 1180 [1766] yılında Halvetiliğin Sinaniyye koluna bağlı Şeyh Hasan Efendi'nin posta oturmasıyla tekkede tarikat hayatı canlanmıştır. Aynı çalışma Şeyh Hasan'ın ölümünü 1209 [1795] olarak verir; bu tarih Hüsameddin'in verdiği şevval 1209 ile uyuşur.

Ardılı konusunda ise iki anlatı ayrılır. Hüsameddin yerine ikinci oğlu Mehmed Şerif Efendi'nin geçtiğini söyler. Özköse'nin aktardığına göre ise tekkenin şeyhliğini Mehmed b. Ali ve İsmail b. Ahmed adlı iki kişi birlikte yürütmüş, ehil olmadıkları görülünce çekilmişler; yerlerine Şeyh Hasan'ın halifelerinden Osman Efendi (ö. 1248/1832) ile Akşehirli İsmail Efendi (ö. 1259/1843) getirilmiştir. İki şeyhin ölümünden sonra tekke 1259 [1843] yılında medreseye çevrilmiş, bugün yeri bilinmemektedir.

Şeyh Hasan'ın oğlu olarak anılan Abdullah Vecih Efendi, ilerleyen yıllarda iki kez Amasya müftüsü olacaktır. Recep Orhan Özel'in aktardığı aile kayıtlarına göre 1828'de ölen Mustafa Mecdî Efendi, Amasya'da Ürgüplü Hacı Ahmed Efendi, Abdullah Vecih Efendi ve Payaslı Mehmed Efendi'den ders görmüş, icazetini Abdullah Vecih Efendi'den almıştır. Bu maddede birbiriyle müftülük için çekişen adların aynı zamanda bir kuşağın hocaları olduğu buradan anlaşılır.

Topçuoğlu Hacı Abdurrahman Ağa'nın vasiyetiyle camiye çevrilen Aşağıpazar'daki Hacı Ömer Bey Mescidi hakkında başka kaynaklarda bilgiye rastlanmadı.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

  • Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, Amasya Belediyesi Kültür Yayınları, 2022, 4. Cildin Bakiyyesi, s. 678–679. amasya.bel.tr

Akademik çalışmalar

Diğer kaynaklar

4. Cildin Bakiyyesi içindekiler

Karekod · QR code

Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.

This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.