Kayseriyyelidir. Tercemesi yukarıda geçen eş-Şeyh İbrâhim Tennûrî Efendi’nin ahfâdından Ni’metullâh Efendi bin Mehmed Çelebi mahdûmudur. 910’da doğdu. Evâ’il-i hâlinde Mar’aş’a gidip Bektûtiyye müderrisi eş-Şeyh Şemseddîn Ahmed Efendi dersinde tahsîl-i ulûm edib İstanbul’a geldi.
Şeyhülislâm Sa’dî Efendi’nin halka-i tedrîsine mülâzım olup 945 şevvâlinde müşârün-ileyhin irtihâlinde halefi olan Şeyhülislâm Çivîzâde Şeyh Mehmed Çelebi dersine muvâzabet ederek ondan mülâzım ve ba’dehû Başçı Medresesi müderrisi oldu.
Ba’dehû Murâd Paşa, Hacı Hasanzâde, Hatice Sultân medreselerine sırasıyla müderris olduktan sonra 972 senesi rebiülevvelinde Mahmûd Paşa, 973 şevvâlinde Eyüp, 974 zilhiccesinde Sahn-ı Semâniyye medreselerine müderris olup 975 senesi muharreminde Amasya müftüsü ve Sultâniyye müderrisi oldu.
On yıl kadar Amasya’da tedrîs u iftâ ile iştigâl edib 984 senesi şevvâlinde dâr-ı bekâya irtihâl eyledi. Amasya’da medfûn [172] “İbâd Çelebi” demekle meşhûrdur. Nev’îzâde Atâyî Efendi “Zeyl-i Şakâyık”ta bu zâtın evsâf u evzâ’ı hakkında diyor ki:
“Mevlânâ-yı mezbûr ilm-i fıkha intisâbla meşhûr, kavâ’id-i ulûma kesîrü’l-ıttılâ’ kaviyyü’z-zihn, tavîlü’l-bâ’, ceriyyü’l-cenân, hadîdü’l-lisân, zehârif-i dünyeviyyeden mu’riz, iştigâl-i ulûm-ı nâfi’aya mütemahhız, asalet-i re’yine mağrûr, teşhîr-i seyf-i lisânla meşhûr, mütehevvirâne kelimâtı kelle-kûb, evsâf-ı garîbesi cünûna mensûb idi.
“Cümle-i mudhikâtındandır ki Çivizâde Efendi merhûm şâkirdlerinden Kınâlızâde Ali Efendi ile Şâh Efendi için iki çeşm-i cihân-bînüm makâmındadır didiği müzâkere olundukca niçün nakli temâm itmezsiz İbâd Çelebi dahi başım mesâbesindedir dimiş idi diyü nakle gazab ve bu tarîkle itmâm-ı nakl itmegi taleb idüp baş re’îs-i a’zâ-yı insânî ve mecma’-ı havâss-ı hamse-i zâhirî vü nihânî olmağla ol iki fâzıla tefevvuk da’va idermiş. (ayn)
Kendi şâhid o da vâhid [173] o da zûr”.
Mahdûmu Şerîf Ali Efendi tahsîl-i ilm etdikten sonra Gazanfer Ağa müderrisi iken 1003 zilhiccesinde şu’ûruna halel gelip ma’zûlen 1020 hudûdunda vefât etdi. Pederi gibi delişmen idi. Bunun oğlu Mehmed Çelebi genç iken vefât edib sülâlesi kesildi.
Kerîmesi Rukiye Hâtun olup dâmâdı Amasya eşrâfından Yahyâ Çelebi bin Mehmed Çelebi’dir. Bunun mahdûmu es-Seyyid Şükrullâh Efendi “İbâdzâde” demekle meşhûr olup evlâdına “İbâdzâdeler” dendi. Bunlardan es-Seyyid Abdullah Efendi 1142’de mevâliden olmuşdu.