Özgün Metin

Vezin: Fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün

Ġamzeler ‘âşıḳa şemşîr-i şehâdet mi degildir
Öyle düzdîde nigâh üstine raḥmet mi degildir
Ḳayd-ı zülfini çeker bu dil-i divâne çekinmez
Öyle bir cây-ı ṣafâ cânıma minnet mi degildir
Bilmezem bu tek-u-pû kâr-ı ḥarîṣâne cihâna
Taḫta-i na‘ş-ı fenâ püster-i raḥmet mi degildir
Dil çeker şerbet-i remân-ı la‘liñi ṭabîbim
Cânına ‘âfiyet ü cismine ṣıḥḥat mi degildir
‘Âkifâ tevbeler ideñ heves-i dilbere ammâ
Niyyetiñ semt-i Amasîyaya ric‘at mi degildir

Günümüz Türkçesiyle

1. Gamzeler âşık için şehitlik kılıcı değil midir; öyle kaçamak bir bakış, (âşığın) üstüne inen bir rahmet değil midir?

2. Bu deli gönül onun zülfünün bağını çeker, çekinmez; öyle bir safa yeri canıma bir lütuf değil midir?

3. Bilmem, bu dünyada hırsla koşturup durmak niye; fenanın tabut tahtası bir rahmet döşeği değil midir?

4. Hekimim, gönül senin la'l dudağının nar şerbetini içer; bu, canına afiyet, bedenine sağlık değil midir?

5. Ey Âkif, güzellere duyduğun hevesten tövbeler edersin ama, niyetin Amasya yönüne dönmek değil midir?

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Şiir beş beyitlik bir gazeldir. Neşirde vezin "fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün fe‘ilâtün" olarak gösterilmiştir. Redif "mi degildir" sözüdür; kafiye "şehâdet, raḥmet, minnet, ṣıḥḥat, ric‘at" kelimelerindeki "-et" sesine dayanır. Üçüncü beyitte "raḥmet" kafiyesi tekrarlanır. Her beyit bir soruyla biter; bu sorular cevap beklemeyen, söyleneni pekiştiren sorulardır (istifham). Numara, Öntürk ile Tunçadam'ın makalesindeki örnek şiir sırasıdır; şiirin divandaki gazel numarası makalede verilmemiştir.

Anlam ve Söz Sanatları

Gazel, aşkın acısını ve ölümü birer nimet gibi gösteren bir mantıkla kurulur. Sevgilinin gamzesi âşığı öldüren bir kılıçtır, ama bu ölüm şehitliktir; kaçamak bakış ise âşığın üstüne inen bir rahmettir. Üçüncü beyitte aynı düşünce dünyaya uygulanır: hırsla koşturmanın anlamı yoktur, çünkü tabut tahtası bile bir rahmet döşeğidir. Dördüncü beyitte sevgili hekime, dudağı nar şerbetine benzetilir; "remân" kelimesi Arapça "rummân", yani nar sözünün okunuşudur. Gazelin en dikkat çekici yeri mahlas beytidir. Şair kendine seslenir: güzellere duyduğu hevesten tövbe ettiğini söyler, ama asıl niyetinin Amasya'ya dönmek olduğunu itiraf eder. Beyit, "tövbe" ile "ric‘at" (dönüş) kelimeleri arasında bir ilişki kurar; her iki söz de bir yönden vazgeçip başka bir yöne dönmeyi anlatır.

Tarihî Bağlam

Mahlas beyti, şiirin şair Amasya'dan uzaktayken yazıldığını düşündürür; bu bir çıkarımdır. Kaynaklara göre Âkif gençliğinde Kahire'de okumuş, 1708 sıralarında İstanbul'da bulunmuş, İstanbul'da müderrislik sınavına girmiş ve üç kez hacca gitmişti. Gazelin bu yolculuklardan hangisine ait olduğu bilinmez. Hüsameddin'e göre ömrünün büyük kısmını Amasya'da geçiren şairin şehri doğrudan andığı tek örnek şiir budur. Şairin hayatı için Îdîzâde Âkif Mustafa Efendi yazısına bakılabilir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

  • Tolga Öntürk ve Özcan Tunçadam, "Amasyalı 'Îdî-zâde Âkif Mustafa ve Divanı", Hikmet-Akademik Edebiyat Dergisi, 6(12), 2020, s. 259-281 (metin: s. 278). https://doi.org/10.28981/hikmet.683811
  • Mehmet Faruk Çifçi, "İbnü'l-Verdî'den 'Îdîzâde'ye Makâmelerde Veba Algısı", Pamukkale Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 8(1), 2021, s. 296-297. https://doi.org/10.17859/pauifd.913179

Çevrimiçi kaynaklar