Özgün Metin
Vezin: Mef‘ûlü mefâ‘îlü mefâ‘îlü fe‘ûlün
Dâmen-i miyânsız yine reftâra mı ḳaṣdıñ
Ey serv-i seher ṭoġrı di gülzâra mı ḳaṣdıñ
Ey ġonca cebîniñ yine pür-çîn-i ġażabdır
Nâlende hezâr-ı dili âzâra mı ḳaṣdıñ
Ey kalle rif‘at-ı ṭaleb-i süllem-i iḳbâl
Tâ çend ser-i nîze-i edbâra mı ḳaṣdıñ
Bu ṭarz-ı tebessüm bu tekellüm nedir ey şûḫ
Sînemde nihân râzımı izhâra mı ḳaṣdıñ
Ey ġamzesi zehr ü lebi tiryâk ṭabîbim
Aġyâra mı yâ ‘Âkif-i bimâra mı ḳaṣdıñ
Günümüz Türkçesiyle
1. İnce belli eteğinle yine salınıp yürümeye mi niyetin; ey seher selvisi, doğru söyle, gül bahçesine mi niyetin?
2. Ey gonca, alnın yine öfke kırışıklarıyla dolu; inleyen gönül bülbülünü incitmeye mi niyetin?
3. Ey ikbal merdiveninin yüceliğini isteyen baş, daha ne zamana dek düşkünlük mızrağının ucuna mı niyetin? (Beyit tam açık değildir.)
4. Ey şuh, bu gülümseme tarzı, bu konuşma nedir; göğsümde gizli sırrımı açığa vurmaya mı niyetin?
5. Ey gamzesi zehir, dudağı panzehir hekimim; ağyara mı, yoksa hasta Âkif'e mi niyetin?
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik bir gazeldir ve aruzun hezec bahrinden "mef‘ûlü mefâ‘îlü mefâ‘îlü fe‘ûlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "mı ḳaṣdıñ" (mı niyetin) sözüdür; kafiye "reftâra, gülzâra, âzâra, edbâra, izhâra, bimâra" kelimelerindeki "-âra" sesine dayanır. Her beyit sevgiliye yöneltilmiş bir soruyla biter. Numara, Öntürk ile Tunçadam'ın makalesindeki örnek şiir sırasıdır; şiirin divandaki gazel numarası makalede verilmemiştir.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, sevgilinin her hareketini bir niyet sorusuna çevirir. Matlada sevgili seher vakti salınan bir selviye benzetilir; "ṭoġrı di", yani "doğru söyle" sözü selvinin dümdüz boyuyla tenasüp içindedir. İkinci beyitte kaşlarını çatmış sevgili, açılmamış ve kırışık görünen bir goncadır; onun öfkesi gönül bülbülünü inciltir. Dördüncü beyitte sevgilinin gülümsemesi ve konuşması, âşığın gizli sırrını açığa vurmaya yönelik bir tehdit gibi okunur. Mahlas beyti gazelin en derli toplu imgesini taşır: sevgilinin gamzesi zehir, dudağı panzehirdir; onu hem hasta eden hem iyileştiren bir hekimdir. Şair, bu hekimin ağyara mı yoksa hasta Âkif'e mi gideceğini sorar. Üçüncü beyitteki "kalle" kelimesinin ve beytin bütününün okunuşu tam açık değildir; anlamı yaklaşık olarak verilmiştir.
Tarihî Bağlam
Gazelin kime ve ne zaman yazıldığı bilinmez. Sevgilinin hekime benzetilmesi divan şiirinde yaygın bir mazmundur; Âkif'in torununun anlattığına göre şairin kendisi de tıpla uğraşmış ve hasta tedavi etmişti. Şairin hayatı için Îdîzâde Âkif Mustafa Efendi yazısına bakılabilir.
Kaynakça
- Tolga Öntürk ve Özcan Tunçadam, "Amasyalı 'Îdî-zâde Âkif Mustafa ve Divanı", Hikmet-Akademik Edebiyat Dergisi, 6(12), 2020, s. 259-281 (metin: s. 279). https://doi.org/10.28981/hikmet.683811
Çevrimiçi kaynaklar






