Özgün Metin
Meyl itme sîme olma bahâda ḫaẕef gibi
Dür daḫı olsa göz yaşın alma ṣadef gibi
Günümüz Türkçesiyle
1. Gümüşe gönül verme, değer bakımından bir çanak çömlek kırığı gibi ucuz olma; inci bile olsa, sedef gibi kimsenin gözyaşını alma.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Bu beyit bir gazelin matlaıdır; iki mısraı da "-ef gibi" sesleriyle biter. Redif "gibi", kafiye ise "ḫaẕef" ve "ṣadef" kelimelerindeki "-ef" sesidir. Sehî Bey 1538'de tamamladığı Heşt Bihişt'te beyti tek başına, "bu maṭlaʿ anuñ eşʿârındandur" diyerek verir. Âşık Çelebi ile Beyânî ise aynı matlaı, ardından gelen ikinci bir beyitle birlikte başka bir Kâmî'nin şiirleri arasında kaydeder. Bu ikinci beyit eli açık olmayı ve tamahkârlıktan uzak durmayı öğütler. Tezkire neşri vezni göstermez. Kime ve hangi vesileyle yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Matla bir öğüt beytidir ve kanaat temasını işler. İlk mısrada gümüş ile "ḫaẕef", yani çanak çömlek kırığı ya da değersiz taş parçası karşı karşıya getirilir. Gümüşe meyleden kişi, değerini düşürerek kendini bir kırık parçası kadar ucuzlatmış olur. İkinci mısra bilinen bir inanca dayanır: eski inanışa göre sedef, nisan yağmurunun damlasını kabuğuna alır ve onu inciye çevirir. Şair bu güzel inancı ahlakî bir uyarıya döndürür. Sedef damlayı inci yapsa da başkasının gözyaşını almaktadır; insan da kazanç inci kadar değerli olsa bile başkasını ağlatarak bir şey edinmemelidir. Gözyaşı ile inci arasındaki renk ve biçim benzerliği divan şiirinde sık kullanılır; burada bu benzerlik bir kazanç ahlakına bağlanmıştır. Beyitteki gümüş, inci, sedef ve kırık parçası arasında değerli ve değersiz eşyalar üzerinden bir tenasüp kurulmuştur. Bu çözümleme bizimdir.
Aidiyet Meselesi
Beytin kime ait olduğu tartışmalıdır. Sehî Bey onu "Mevlânâ Kâmî" maddesinde verir ve bu Kâmî'yi Karamanlı, Şeyh Cemâl Halife'nin akrabası olarak tanıtır; yani bu sayfaların konusu olan Kâmî'ye bağlar. Âşık Çelebi ve Beyânî ise aynı beyti Edirneli Kâmî Efendi'nin şiirleri arasında sayar. Bu Kâmî, Murâdiye Mevlevîhanesi mesnevîhanının oğlu Mehmed'dir, Ebussuud Efendi'nin mülazımı olarak müderrislik ve Edirne kadılığı yapmış, Kanuni'ye kasideler sunmuştur. Âşık Çelebi onu şahsen tanır ve ona mektup yazdığını anlatır. Ayrıca beyti ikinci bir beyitle birlikte, daha bütünlüklü bir parça olarak verir. Bu yüzden beytin Edirneli Kâmî Efendi'ye ait olması daha güçlü bir ihtimaldir. Sehî'nin tezkiresi daha erken tarihli olduğu için onun kaydı da büsbütün göz ardı edilemez. Beyit, aidiyeti tartışmalı olduğu belirtilerek burada verilmiştir.
Beytin Şehzade Ahmed'in Amasya meclisiyle bir bağı yoktur. Bu bağ, ancak Sehî'nin kaydı doğruysa ve Hüseyin Hüsâmeddin Yasar'ın andığı Kâmî Şeyh Cemâl'in yeğeni ise kurulabilir. Kimlik meselesi Kâmî (Şehzade Ahmed Meclisi) yazısında ayrıntılı olarak tartışılmıştır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Âşık Çelebi, Meşâ'irü'ş-şu'arâ, haz. Filiz Kılıç, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2018 (e-kitap), s. 299-302. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59036,asik-celebi-mesairus-suarapdf.pdf
- Beyânî Mustafa, Tezkiretü'ş-Şu'arâ, haz. Aysun Sungurhan, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 163-164. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55835,beyani-tezkiresipdf.pdf
- Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü'ş-Şu'arâ, haz. Aysun Sungurhan, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 709. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55834,kinalizade-hasan-celebipdf.pdf
Resmî kaynaklar
- Sehî Beg, Heşt Bihişt, haz. Halûk İpekten, Günay Kut, Mustafa İsen, Hüseyin Ayan, Turgut Karabey, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 163. https://ekitap.ktb.gov.tr/TR-191370/sehi-beg-hest-bihist.html
Çevrimiçi kaynaklar





