Özgün Metin

İlâhî nâmuñ ile ḫâme-i ʿışḳ
Yazar her nâmeye ser-nâme-i ʿışḳ

Günümüz Türkçesiyle

1. Allahım, aşkın kalemi senin adınla her mektubun (her kitabın) başına aşkın başlığını yazar.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Bu beyit Kâmî'nin kayıp Yûsuf u Züleyhâ mesnevisinin ilk beytidir. Âşık Çelebi onu şairin Yusuf kıssasını nazmettiğini anlattıktan sonra "Evveli budur", yani eserin başı budur diyerek verir. Mesnevi nazım şeklinde her beytin iki mısraı kendi içinde kafiyelenir; burada kafiye "ḫâme" ve "nâme" kelimelerindeki "-âme" sesi, redif ise "-i ʿışḳ" (aşkın) tamlamasıdır. Âşık Çelebi neşrinin F nüshasında ikinci mısra "Yazaram nâmeye", yani "yazarım" biçiminde geçer; bu okuyuşta yazan kalem değil şairin kendisidir. Tezkire neşri vezni göstermez. Eser bugüne ulaşmadığı için beytin mesnevinin hangi bölümünü açtığı ancak geleneğe bakılarak tahmin edilebilir.

Anlam ve Söz Sanatları

Divan edebiyatında mesneviler çoğunlukla Allah'ın adını anan bir girişle, tevhit ve münacat bölümleriyle başlar. Kâmî de eserine "İlâhî" (Allahım) hitabıyla girer ve kitabın yazılışını Allah'ın adına bağlar. Beyitte kelime oyunu dikkat çeker: "nâm" (ad), "nâme" (mektup, kitap) ve "ser-nâme" (mektubun başlığı) aynı kökün etrafında döner. Aşkın kalemi, her mektubun başına Allah'ın adını ve aşkın başlığını yazar. Bu, eski mektup ve kitap geleneğinde her metnin besmeleyle ya da Allah'ın adıyla açılmasına bir göndermedir. "Ḫâme-i ʿışḳ" (aşk kalemi) ile "ser-nâme-i ʿışḳ" (aşkın başlığı) arasındaki paralellik, yazının konusunun da aşk olacağını haber verir. Yusuf ile Züleyha hikâyesi tasavvufî yorumlarda beşerî aşktan ilahî aşka geçişin hikâyesi olarak okunduğu için, aşkın daha ilk beyitte Allah'ın adıyla birlikte anılması bu yorumla uyuşur.

Tarihî Bağlam

Âşık Çelebi'nin anlattığına göre Kâmî Hz. Yakub'u rüyada gördüğünü söyler ve Yusuf kıssasını nazmederdi. Eseri tamamladı, fakat ölümünden sonra sayfaları kuş tüyleri gibi dağılıp kayboldu. Bu beyit, eserin başından bugüne kalan iki parçadan biridir; öbürü Latîfî'nin aktardığı beş beyitlik münacat parçasıdır. Âşık Çelebi bu Kâmî'yi Şeyh Cemâl'in yeğeni Mehmed Çelebi olarak tanıtır. Hüseyin Hüsâmeddin Yasar'ın Şehzade Ahmed'in Amasya meclisinde andığı Kâmî'nin bu kişi olup olmadığı kesin değildir. Kimlik meselesi Kâmî (Şehzade Ahmed Meclisi) yazısında ayrıntılı olarak tartışılmıştır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar