Özgün Metin
İlâhî bikr-i fikri feyż-i ḫâṣ it
Çü Yûsuf-ṭabʿ çâhından ḫalâṣ it
Nesîm-i ṣubḥ-ı saʿd idüp be-şîrîn
Uyar ḫˇâb-ı aʿmâdan ʿaḳl-ı pîrîn
Kerem pîrâheninden bû virüp ḫûb
Dil-i maḥzûnı şâd it hemçû Yaʿḳûb
Züleyḫâ-veş ḳoma ki nefs-i reyyân
İde cân-ı ʿazîzi ḥabs-i zındân
Meh-i Kenʿân gibi luṭfuñla her gâh
Yakınuñ nûrın it dil mıṣrına şâh
Günümüz Türkçesiyle
1. Allahım, fikrimin el değmemiş düşüncesine özel feyzini ver; onu Yusuf gibi tabiatın kuyusundan kurtar.
2. Kutlu sabahın rüzgârını tatlı tatlı estirerek yaşlı aklı körlük uykusundan uyandır.
3. Cömertliğinin gömleğinden güzel bir koku gönderip mahzun gönlü Yakub gibi sevindir.
4. Doymak bilmeyen nefis, Züleyha gibi aziz canı zindana hapsetmesin.
5. Kenan'ın ayı (Yusuf) gibi, lütfunla her zaman kesin bilginin (yakînin) nurunu gönül Mısır'ına sultan eyle.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Bu beş beyit Kâmî'nin kayıp Yûsuf u Züleyhâ mesnevisinin başındaki münacattan, yani Allah'a yakarış bölümünden alınmıştır. Latîfî bunları "ol kitâbuñ ibtidâsından ve iftitâḥından", eserin başından ve açılışından diye tanıtır. Her beytin iki mısraı kendi içinde kafiyelenir: "ḫâṣ it / ḫalâṣ it", "be-şîrîn / pîrîn", "ḫûb / Yaʿḳûb", "reyyân / zındân", "her gâh / şâh". Âşık Çelebi aynı beş beyti küçük farklarla verir. Onun metninde "be-şîrîn" yerine "beşîrîn", "aʿmâdan" yerine "ʿamâdan", "nefs-i reyyân" yerine "ʿaḳl-ı reyyân", "Yakınuñ" yerine de "Yaḳînüñ" okunur. Son beyitteki kelimeyi Âşık Çelebi'nin okuyuşuna uyarak "yakîn" (kesin bilgi) anlamında aktardık. Tezkire neşirleri vezni göstermez.
Anlam ve Söz Sanatları
Münacatın her beyti, Yusuf kıssasının bir sahnesine telmih yaparak şairin kendi için bir dilek dile getirir ve bu sahneler kıssanın sırasını izler. İlk beyitte Yusuf'un kardeşleri tarafından kuyuya atılışı anılır: şair "bikr-i fikr", yani daha önce kimsenin söylemediği düşüncenin, Yusuf gibi "tabiat kuyusundan" çıkarılmasını ister. Tabiat burada hem şairin yaratılışını hem de onu sınırlayan beşerî yanını anlatır. İkinci ve üçüncü beyitler Yakub'a döner. Yusuf'un gömleği Kenan'a getirildiğinde kokusu Yakub'a ulaşmış, ağlamaktan kör olan gözleri açılmıştı. Şair de sabah rüzgârının "yaşlı aklı" körlük uykusundan uyandırmasını, Allah'ın kerem gömleğinden gelen bir kokunun mahzun gönlü Yakub gibi sevindirmesini diler. Âşık Çelebi'deki "beşîrîn" okuyuşu bu sahneyi daha da açık kılar: "beşîr", gömleği Yakub'a götüren müjdecidir ve rüzgâr bu müjdeci yerine konmuştur.
Dördüncü beyit Züleyha'nın Yusuf'u zindana attırmasını hatırlatır. Burada Züleyha nefsin, Yusuf ise canın yerine geçer. "Cân-ı ʿazîz" (aziz can) sözünde tevriye vardır: "aziz" hem değerli anlamına gelir hem de Yusuf'un satıldığı Mısır azizini ve Yusuf'un sonradan aldığı unvanı akla getirir. "Reyyân" kelimesi suya kanmış, taze demektir. Latîfî'de nefse, Âşık Çelebi'de akla bağlanır ve hangi okuyuşun asıl olduğu açık değildir. Son beyitte Yusuf'un Mısır'a sultan oluşu anılır. Şair, gönlü bir Mısır ülkesine benzetir ve "Kenan'ın ayı" Yusuf gibi yakîn nurunun bu ülkede tahta çıkmasını ister. Kuyudan tahta uzanan bu sıra, kıssanın tasavvufî yorumuna uygun olarak canın nefisten kurtulup kesin bilgiye eriştiği bir yolculuğu da anlatır.
Tarihî Bağlam
Latîfî, Kâmî'nin Yûsuf u Züleyhâ'sının Câmî'den tercüme olduğunu, şairin Hamdî ve Selâmî gibi öncüllerinden de yararlandığını, fakat mesnevide tasannu ve hayalin insan aklının ulaşabileceği sınıra vardığını söyler. Âşık Çelebi ve Kınalızâde ise eserin şairin ölümünden sonra kaybolduğunu yazar. Bu münacat, eserden bugüne kalan en uzun parçalardan biridir. Âşık Çelebi'ye göre şair Şeyh Cemâl'in yeğeni Mehmed Çelebi'dir ve 952'de (1545-46) ölmüştür. Hüseyin Hüsâmeddin Yasar'ın Şehzade Ahmed'in Amasya meclisinde andığı Kâmî ile aynı kişi olup olmadığı tartışmalıdır. Ayrıntılar Kâmî (Şehzade Ahmed Meclisi) yazısındadır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Latîfî, Tezkiretü'ş-Şu'arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ, haz. Rıdvan Canım, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2018 (e-kitap), s. 439. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/60327,latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzamapdf.pdf
- Âşık Çelebi, Meşâ'irü'ş-şu'arâ, haz. Filiz Kılıç, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2018 (e-kitap), s. 305. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59036,asik-celebi-mesairus-suarapdf.pdf
- Kınalızâde Hasan Çelebi, Tezkiretü'ş-Şu'arâ, haz. Aysun Sungurhan, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2017 (e-kitap), s. 712. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/55834,kinalizade-hasan-celebipdf.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






