Özgün Metin
Ḥadîs̱-i ʿaḳl olmaz ʿışḳa maḳbûl
Sözi geçmez olıcaḳ ḳâżî maʿzûl
Günümüz Türkçesiyle
1. Aklın sözü aşkın yanında kabul görmez; kadı azledilince artık sözü geçmez.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Âşık Çelebi bu beyti "Bu beyt daḫı anuñdur", yani bu beyit de onundur diyerek, Kâmî'nin Yûsuf u Züleyhâ'sından aktardığı beyitlerin ardından verir. İki mısraı kendi içinde "maḳbûl / maʿzûl" sözleriyle kafiyelenir; bu, mesnevi beytinin biçimidir. Beytin kayıp Yûsuf u Züleyhâ'dan alınmış olması bu yüzden kuvvetle muhtemeldir, fakat Âşık Çelebi bunu açıkça söylemez; tespit bizimdir. Âşık Çelebi neşrinin F nüshasında bu beyit bulunmaz. Tezkire neşri vezni göstermez. Mesnevinin hangi bölümünde yer aldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Beyit, divan şiirinin ve tasavvufî edebiyatın en sık işlediği karşıtlıklardan biri olan akıl ile aşk çatışmasını bir hukuk sahnesiyle anlatır. Akıl bir kadıya benzetilir. Kadı görevdeyken hükmü geçer, fakat azledilince ne kadar doğru söylese de sözü dinlenmez. Aşkın hüküm sürdüğü yerde akıl da böyle azledilmiş bir kadı gibidir ve aşk onun sözünü kabul etmez. İlk mısradaki "ḥadîs̱" kelimesi "söz, haber" anlamındadır; aynı kelime Peygamber'in sözleri için de kullanıldığından, aklın sözünün ağırlığına ince bir işarette bulunur. Bu ağırlığa rağmen aşkın mahkemesinde aklın hükmü geçersizdir. Benzetme bir teşbih-i temsil olarak kurulmuştur: soyut bir hüküm, gündelik hayattan alınmış somut bir örnekle desteklenir.
Beytin ilginç bir yanı da şairin hayatıyla kurduğu bağdır. Âşık Çelebi'ye göre Kâmî kendisi bir kadıydı, Rumeli'de Arkadiye ve başka yerlerde kadılık yapmıştı. Azledilen kadının sözünün geçmemesini bilen birinin bu benzetmeyi seçmesi, kendi mesleğinin dünyasından aldığı bir gözlemi şiire taşıdığını düşündürür. Bu bağlantı bizim yorumumuzdur. Yusuf kıssası bağlamında beyit, Züleyha'nın aklını ve itibarını aşkı uğruna yitirmesini anlatan bir bölüme de uygun düşer.
Tarihî Bağlam
Âşık Çelebi'ye göre Kâmî, Şeyh Cemâl'in yeğeni Mehmed Çelebi'dir; Müftü Ali Çelebi'den mülazım olmuş, kadılık yapmış ve 952'de (1545-46) ölmüştür. Yûsuf u Züleyhâ'sı ölümünden sonra kaybolmuştur ve bu beyit eserden kalan az sayıdaki parçadan biri olabilir. Hüseyin Hüsâmeddin Yasar'ın Şehzade Ahmed'in Amasya meclisinde andığı Kâmî ile bu kişinin aynı olup olmadığı kesin değildir. Ayrıntılar Kâmî (Şehzade Ahmed Meclisi) yazısındadır.
Kaynakça
- Âşık Çelebi, Meşâ'irü'ş-şu'arâ, haz. Filiz Kılıç, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2018 (e-kitap), s. 305. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59036,asik-celebi-mesairus-suarapdf.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






