Özgün Metin
Gül-i ʿanber-nesîm-i gülbün-i nâz
Nihâl-i gülsitân-ı nâz u aġrâz
Ayaġı tozı tâc-ı farḳ-ı şâhân
Ṣaçınuñ küfri dîn-i ehl-i îmân
Mücessed nûr ol nûr-ı İlâhî
Özi esnâm-ı Çînüñ secdegâhı
İki ġarrâ hilâli ʿanber-âgîn
Elifdür mâh içinde medd-i sîmîn
Ḳamer-âsâ yüzinde câ-be-câ ḫâl
Ḳamer ʿaşḳında geymişdür ḳara şâl
Günümüz Türkçesiyle
1. O, naz gül ağacının amber kokulu gülü, naz ve arzular bahçesinin fidanıdır.
2. Ayağının tozu şahların başındaki taçtır; saçının küfrü (kapkara örtüsü) iman ehlinin dinidir.
3. O, cisim bulmuş bir nur, ilahî bir nurdur; kendisi Çin putlarının secde ettiği yerdir.
4. Amber dolu iki parlak hilali (kaşları) vardır; ayın (yüzünün) içinde gümüş bir med işaretli eliftir (burnu). (Beyit iki türlü okunabilir; aşağıdaki yoruma bakınız.)
5. Ay gibi yüzünde yer yer benler vardır; ay da onun aşkından kara şal giymiştir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Latîfî bu beş beyti, Kâmî'nin kayıp Yûsuf u Züleyhâ'sından "evṣâf-ı Züleyḫâda", yani Züleyha'nın güzelliğini anlatan bölümden aktarır ve "ḫûb vâḳiʿ olmışdur", iyi söylenmiştir der. Mesnevi beyitleridir; her beytin iki mısraı kendi içinde kafiyelenir: "nâz / aġrâz", "şâhân / îmân", "İlâhî / secdegâhı", "ʿanber-âgîn / sîmîn", "ḫâl / şâl". Parça yalnız Latîfî'de bulunur. İlk beytin sonundaki "aġrâz" kelimesi neşirde böyle okunmuştur; "garazlar, amaçlar" anlamına gelir ve "naz ile arzular" diye aktardık. Tezkire neşri vezni göstermez.
Anlam ve Söz Sanatları
Parça, divan şiirinin sevgiliyi baştan aşağı tasvir eden geleneğini Züleyha'ya uygular. İlk beyit onu bir bahçenin en güzel gülü ve fidanı yapar. İkinci beyit tezat üzerine kuruludur: ayağının tozu şahların tacı kadar değerlidir; saçının "küfrü" ise iman ehlinin dini olmuştur. "Küfür" kelimesinin asıl anlamı örtmektir ve divan şiirinde sevgilinin kara saçı bu yüzden küfre benzetilir. İnananların bile bu küfrü din edinmesi, güzelliğin önünde direnilemeyeceğini anlatan cüretli bir mübalağadır. Üçüncü beyitte Züleyha "cisim bulmuş nur" olarak anılır ve Çin putlarının ona secde ettiği söylenir. Çin ve Türkistan güzelleri divan şiirinde putlara benzetilir; burada putlar bile onun önünde eğilir.
Dördüncü beyit yüzü harflerle çizer. Kaşlar, amber kokulu ya da amber renkli iki parlak hilaldir. Yüz aydır ve ayın içindeki dik çizgi, yani burun, Arap alfabesinin ilk harfi eliftir. "Medd-i sîmîn" (gümüş med) sözü, elifin üstüne konan dalgalı med işaretini anlatır. Beyti iki türlü okumak mümkündür: med işareti kaşların elif burun üzerindeki kavisi olabilir ya da gümüş parlaklığıyla yüzün aydınlığını anlatıyor olabilir. Okuyuş bizimdir. Son beyitte hüsn-i talil vardır: ayın yüzündeki lekeler, ayın Züleyha'ya duyduğu aşk yüzünden giydiği kara bir şal olarak açıklanır. Züleyha'nın yüzündeki benlerle ayın lekeleri arasında kurulan bu bağ, beyti "ḳamer" kelimesinin iki kez tekrarıyla bir ayna gibi kurar.
Tarihî Bağlam
Latîfî'ye göre Kâmî bu tasvirlerde Câmî'nin yanında Hamdî ve Selâmî'nin Yûsuf u Züleyhâ'larından, Nizâmî'den ve başka mesnevilerden anlamlar almış, fakat bunlara kendi ifadesini vermiştir. Latîfî, Kâmî'nin Yusuf kıssasında "nâzük ü rengîn ʿacîb ü ġarîb ṣanʿatlar" yaptığını söyler; bu parça onun bu hükmüne bir örnektir. Âşık Çelebi bu Kâmî'yi Şeyh Cemâl'in yeğeni Mehmed Çelebi olarak tanıtır. Hüseyin Hüsâmeddin Yasar'ın Şehzade Ahmed'in Amasya meclisinde andığı Kâmî ile aynı kişi olup olmadığı kesin değildir. Ayrıntılar Kâmî (Şehzade Ahmed Meclisi) yazısındadır.
Kaynakça
- Latîfî, Tezkiretü'ş-Şu'arâ ve Tabsıratü'n-Nuzamâ, haz. Rıdvan Canım, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2018 (e-kitap), s. 439-440. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/60327,latifi-tezkiretus-suara-ve-tabsiratun-nuzamapdf.pdf
- Âşık Çelebi, Meşâ'irü'ş-şu'arâ, haz. Filiz Kılıç, Ankara: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, 2018 (e-kitap), s. 305. https://ekitap.ktb.gov.tr/Eklenti/59036,asik-celebi-mesairus-suarapdf.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






