Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün / fe‘ilātün / fe‘ilātün / fe‘ilün
Cem‘ oluñ başıma sizler geliñ ey ‘ayyāşlar
Gidelim mey-kedeye ayıḳ ayıḳ yoldaşlar
Ḳatı sengīn-dil oldı o cefākār güzel
Ben ġarībini hemān gördügi yirde ṭaşlar
Dil-i Ya‘ḳūb cüdā düşdi o Yūsuf-rūdan
N’idelim n’işleyelim böyle biz ey ḳardaşlar
Bu serim saña fedā ola disem ḳanḳı zamān
Şīve vü nāzı füzūn eylemege ol başlar
Vāżıḥā ḳorḳmayalım arıḳamız (?) miḥrābda
Ne ḳadar vaṣfın idersek yiridir ol ḳaşlar
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey ayyaşlar, başıma toplanın, gelin; ey yoldaşlar, ayık ayık meyhaneye gidelim.
2. O cefakâr güzel pek taş yürekli oldu; ben garibi gördüğü yerde hemen taşlar.
3. Yakup'un gönlü o Yusuf yüzlüden ayrı düştü; ey kardeşler, böyle biz ne edelim, ne yapalım?
4. Ne zaman "Bu başım sana feda olsun" desem, o hemen şive ve nazını artırmaya başlar.
5. Ey Vâzıh, mihrapta korkmayalım; o kaşları ne kadar övsek yeridir. (Mısradaki "arıḳamız" kelimesinin okunuşu neşirde soru işaretiyle verilmiştir; anlamı belirsiz kaldığı için aktarıma alınmamıştır.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel, remel bahrinin "fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Kafiye "‘ayyāş, yoldaş, ṭaş, ḳardaş, baş, ḳaş" kelimelerindeki "-aş" sesi, redif "-lar" ekidir. Redifin ilginç yanı, aynı "-lar" sesinin bazı beyitlerde çokluk eki (ayyaşlar, yoldaşlar, kardaşlar, kaşlar), bazılarında fiil eki olmasıdır: "ṭaşlar" (taşlamak) ve "başlar" (başlamak). Son beyitteki "arıḳamız" kelimesi neşirde soru işaretiyle verilmiştir; okunuşu kesin değildir. Kime yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel bir çağrıyla açılır: şair ayyaşları ve yoldaşlarını başına toplayıp onlarla "ayık ayık" meyhaneye gitmek ister. Özçakmak bu beyti Vâzıh'ın Nedîmâne üslubuna örnek olarak verir. İkinci beyitte "taş yürekli" sevgilinin garip âşığı gördüğü yerde "taşlaması", taş kelimesinin hem sıfat hem fiil olarak kullanılmasıyla kurulur. Üçüncü beyit Yusuf kıssasına dayanır: Yakup'un gönlü Yusuf'tan ayrı düşmüştür ve şair, "ey kardeşler" diye seslenir. Kıssada Yusuf'u kuyuya atanların onun kardeşleri olduğu düşünülürse, bu hitap beyte ince bir tenasüp katar. Özçakmak bu beyti halk söyleyişinin şiire yansımasına örnek gösterir.
Son beyitte kaş ile mihrap arasındaki bilinen benzetme kullanılır. Divan şiirinde sevgilinin kavisli kaşı mihraba benzetilir; kaşı övmek bu yüzden mihrapta bulunmak gibidir ve şair, ne kadar övülse yeri olduğunu söyler. Mısradaki okunuşu kesin olmayan kelime, beytin tam anlamını belirsiz bırakır.
Kaynakça
Akademik çalışmalar
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1922-1984 (şiir metni: s. 1938-1939; Mustafa Vâzıh, Dîvânçe, Ankara Üniversitesi Yazma Eserler Bölümü, Mustafa Con A 495/III, vr. 61b). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1924-1930 (hayatı ve Dîvânçe'nin tanıtımı). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
- Fatma Özçakmak, "Mustafa Vâzıh Efendi ve Dîvânçe'si", Kesit Akademi Dergisi, 7(26), 2021, s. 255-278, s. 271-272.
Çevrimiçi kaynaklar




![Gazel 16 — Ḳaddiñ gibi derd [ü] elemim dilde uzundur](https://amasya05.com/storage/posts/pk6Q9uJa9eseW6aTb6bB0FnQ.jpg)

