Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün / fā‘ilātün / fā‘ilātün / fā‘ilün
Hicr-i ḥüsnüñ çekmek ‘uşşāḳa belī raḥmetlidir
Noḳṭa-i ḫāl olduġı-y-çün āh pek zaḥmetlidir
Ol gözi ḳattālde ġamze ile müjgān siyāh
Bir ḳılıçdır kim ucı mercān-ıla zīnetlidir
Zülfi peyveste degildir la‘li üzre ḫāline
Mār degmez elbet ol hindūya kim şerbetlidir
Berd-i cevrini ḳo serd itsün bize ol māh-rū
Bir vefāsı olur elbet ḳış ayı raḥmetlidir
Vāżıḥā Allāhu ekber var mı ḥayyāle’ṣ-ṣalā
Ol mü’eẕẕin şūḫ-ı a‘lādır ḳad ḳāmetlidir
Günümüz Türkçesiyle
1. Güzelliğinden ayrılığa katlanmak âşıklar için evet, bir rahmettir (sevaptır); ama ah, (bu kelimenin üstüne) benin noktası konduğu için pek zahmetlidir.
2. O katil gözde gamze ile kara kirpik, ucu mercanla süslenmiş bir kılıçtır.
3. Zülfü dudağının üstündeki benine bitişik değildir; şerbetli olan o Hintliye (kara bene) yılan elbette dokunmaz.
4. Bırak, o ay yüzlü cefasının soğuğunu bize soğutsun; elbette bir vefası da olur, kış ayı rahmetlidir (yağmurlu ve bereketlidir).
5. Ey Vâzıh, "Allâhu ekber"; "hayye ale's-salâ" (haydi namaza) çağrısı var mı? O müezzin, şuhların en yücesidir, "kad kâmet"lidir (hem kamet getiren hem uzun boylu).
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel, remel bahrinin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "-lidir" ekidir; kafiye "raḥmet, zaḥmet, zīnet, şerbet, raḥmet, ḳāmet" kelimelerindeki "-et" sesidir. "Raḥmetlidir" kafiyesi birinci ve dördüncü beyitlerde iki ayrı anlamda tekrarlanır: ilkinde sevap ve rahmet, ikincisinde halk ağzındaki anlamıyla yağmur. Mahlas son beyitte geçer. Kime yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
İlk beyit Arap harfli yazıya dayanan bir buluş içerir. "Raḥmet" (رحمت) kelimesinin ilk harfinin üstüne bir nokta konunca kelime "zaḥmet" (زحمت) olur. Şair, sevgiliden ayrılığa katlanmanın bir rahmet olduğunu söyler, ama benin noktası bu kelimenin üstüne konduğu için rahmet zahmete dönüşür. Bu açıklama bizim okumamızdır; mısradaki "noḳṭa-i ḫāl" sözü bu okumayı destekler. İkinci beyitte kirpik, ucu kanla kızarmış, yani "mercanla süslü" bir kılıca benzetilir; aynı mısra küçük bir değişiklikle 23. gazelde de görülür.
Üçüncü beyit bir halk inancından yararlanır. Halk arasında bazı kişilerin yılan zehrine karşı "şerbetli", yani korunmuş olduğuna inanılır. Divan şiirinde zülüf yılana, siyah ben Hintliye benzetilir; şair, zülfün bene dokunmamasını benin "şerbetli" oluşuyla açıklar. Babaarslan, Vâzıh'ın halk inanışlarına gazellerinde yer verdiğini belirtir. Dördüncü beyitte cefanın soğuğu ile kış ayının "rahmeti" arasında bir bağ kurulur. Son beyit ezan ve kamet sözleriyle kurulmuştur: "Allāhu ekber", "ḥayye ale's-salā" ve "ḳad ḳāmet". "Ḳad ḳāmeti's-salāh" kametin bir sözüdür; "ḳad" Türkçede boy, "ḳāmet" de boy bos anlamına geldiği için sevgili hem kamet getiren bir müezzin hem de uzun boylu bir güzel olarak düşünülür.
Kaynakça
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1922-1984 (şiir metni: s. 1939-1940; Mustafa Vâzıh, Dîvânçe, Ankara Üniversitesi Yazma Eserler Bölümü, Mustafa Con A 495/III, vr. 61b). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1924-1930 (hayatı ve Dîvânçe'nin tanıtımı). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
Çevrimiçi kaynaklar



![Gazel 16 — Ḳaddiñ gibi derd [ü] elemim dilde uzundur](https://amasya05.com/storage/posts/pk6Q9uJa9eseW6aTb6bB0FnQ.jpg)


