Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün / fā‘ilātün / fā‘ilātün / fā‘ilün

Ġamzeñiñ tīġıyla bu cismim şehīd olmuş yatur
Ḳubbe-i gerdūn içinde bir ḳadīd olmuş yatur
Bulmaya aṣlā nişānım gelse de peyk-i ecel
Pister-i miḥnetde cismim nā-bedīd olmuş yatur
Bezm-i kes̱retden çekildi künc-i ‘uzletde bu dil
Şākir-i in‘ām-ı Allāhu’l-mecīd olmuş yatur
Bu göñül şeyḫi o şūḫ-ı nev-resiñ ‘aşḳı ile
Gice gündüz ḳapusında bir mürīd olmuş [yatur]
Ger su’āl eylerse yārān-ı ṣafālar Vāżıḥı
Ḫaste-i ḫūbān-ı sulṭān Bāyezīd olmuş yatur

Günümüz Türkçesiyle

1. Gamzenin kılıcıyla bu bedenim şehit olmuş yatıyor; feleğin kubbesi içinde kurumuş bir et parçası gibi olmuş yatıyor.

2. Ecelin ulağı gelse de izimi hiç bulamasın; mihnet döşeğinde bedenim görünmez olmuş yatıyor.

3. Bu gönül kalabalık meclisinden çekildi; yalnızlık köşesinde, yüce Allah'ın nimetlerine şükreden biri olmuş yatıyor.

4. Bu gönül şeyhi, o yeni yetişmiş şuhun aşkıyla, gece gündüz onun kapısında bir mürit olmuş [yatıyor].

5. Safa dostları Vâzıh'ı sorarsa, (deyin ki) Sultan Bayezid güzellerinin hastası olmuş yatıyor.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik gazel, remel bahrinin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "olmuş yatur" sözüdür; kafiye "şehīd, ḳadīd, nā-bedīd, mecīd, mürīd, Bāyezīd" kelimelerindeki "-īd" sesidir. Dördüncü beyitte redifin ikinci kelimesi neşirde köşeli parantezle tamamlanmıştır. Mahlas son beyitte geçer.

Anlam ve Söz Sanatları

Redifteki "yatur" sözü bütün gazele bir yorgunluk ve hareketsizlik hâli verir: şair ya şehit olmuş, ya kurumuş, ya görünmez olmuş, ya da bir kapıda bekler hâlde yatmaktadır. İlk iki beyit divan şiirinin bilinen abartısını kullanır: âşık o kadar zayıflamıştır ki ecelin ulağı bile onu bulamaz. Üçüncü ve dördüncü beyitler tasavvuf dilinden kelimelerle kurulur: "kes̱ret" (çokluk) ile "‘uzlet" (yalnızlık), "şeyh" ile "mürīd". Dördüncü beyitte roller ters çevrilir; gönlün şeyhi olan şair, genç bir güzelin kapısında mürit olmuştur.

Tarihî Bağlam

Son beyitte bir yer adı geçer: şair, "Sultan Bayezid güzellerinin hastası" olmuştur. Bu söz bir camiye ve çevresindeki semte işaret eder, ancak hangisi olduğu şiirden anlaşılmaz. Amasya'da II. Bayezid'in camisi ve medresesi vardır; Özçakmak, Vâzıh'ın babası Kara İsmail Efendi'nin Sultan Bayezid Camii imamı Ali Efendi'nin soyundan geldiğini aktarır. Öte yandan Vâzıh tahsil için bir süre İstanbul'da bulunmuştur ve İstanbul'da da Sultan Bayezid adını taşıyan bir cami ve semt vardır. Bu yüzden beytin hangi şehri kastettiği kesin olarak söylenemez. Şairin ailesi ve hayatı için Kara Müftîzâde Mustafa Vâzıh yazısına bakılabilir.

Kaynakça

Akademik çalışmalar

  • Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1922-1984 (şiir metni: s. 1940-1941; Mustafa Vâzıh, Dîvânçe, Ankara Üniversitesi Yazma Eserler Bölümü, Mustafa Con A 495/III, vr. 62a). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
  • Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1924-1930 (hayatı ve Dîvânçe'nin tanıtımı). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
  • Fatma Özçakmak, "Mustafa Vâzıh Efendi ve Dîvânçe'si", Kesit Akademi Dergisi, 7(26), 2021, s. 255-278, s. 258.

Çevrimiçi kaynaklar