Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü / fā‘ilātü / mefā‘īlü / fā‘ilün
Bī-tāb gözinde ġamze-i ṣāḥib-fiten mi var
Bir mest elinde rişte-i ‘ālem-şiken mi var
Tellendi nālem işidicek hep rebāblar
Meydān-ı nāliş içre öñüme gelen mi var
Didim ki minnet eyleme seng-i cefālarıñ
Didi ki anı şimdi başıña ḳaḳan mı var
Ey ṭıfl-ı nā-resīde bu nāzı bu şīveyi
Sen ne bilür idiñ saña bir ögreden mi var
‘Ālem kemānçe gibi enīn eylemekdedir
Vāżıḥ bu köhne çarḫ-ı felekde düzen mi var
Günümüz Türkçesiyle
1. Baygın gözünde fitne sahibi bir gamze mi var? Bir sarhoşun elinde dünyayı kıran bir ip mi var?
2. İniltimi duyunca bütün rebaplar tellendi (benimle birlikte inlemek için tel taktı); inleme meydanında karşıma çıkan var mı?
3. "Cefa taşlarının minnetini etme" dedim; "Şimdi onu başına kakan mı var?" dedi.
4. Ey ergenliğe ermemiş çocuk, bu nazı, bu şiveyi sen nereden bilecektin; sana bir öğreten mi var?
5. Dünya kemançe gibi inlemektedir; Vâzıh, bu eski çarkıfelekte düzen (hem düzenlilik hem çalgı akordu) mi var?
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel, muzari bahrinin "mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "mi var" sözüdür; kafiye "fiten, şiken, gelen, ḳaḳan, ögreden, düzen" kelimelerindeki "-en/-an" sesidir. Her beyit bir soruyla biter; redif gazelin bütününü bir soru dizisine çevirir. Mahlas son beyitte geçer. Kime yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazelin en belirgin örgüsü musiki kelimeleridir. İkinci beyitte şairin iniltisini duyan rebaplar "tellenir", son beyitte dünya bir kemançe gibi inler ve şair felekte bir "düzen" olup olmadığını sorar. "Düzen" kelimesi tevriyelidir: hem dünyanın düzenini hem de bir çalgının akordunu anlatır. Rebap, kemançe, tel, inilti ve düzen kelimeleri arasında bir tenasüp kurulur; gazelin sonunda feleğin düzensizliği, akordu bozuk bir çalgının sesine benzetilmiş olur.
Üçüncü beyit, Babaarslan'ın Vâzıh'ta gördüğü deyim kullanımının iyi bir örneğidir. Âşık, sevgilinin attığı cefa taşlarını bir lütufmuş gibi başına kakmamasını ister; sevgili de "Şimdi onu başına kakan mı var?" diye karşılık verir. "Başına kakmak" deyimi hem bir iyiliği yüze vurmak hem de taşın gerçekten başa vurulması anlamına geldiği için beyit bir söz oyunu üzerine kurulur. Dördüncü beyitte sevgili yine çocuk yaşta biri olarak anılır ve şair, nazını kimden öğrendiğini sorar.
Kaynakça
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1922-1984 (şiir metni: s. 1941-1942; Mustafa Vâzıh, Dîvânçe, Ankara Üniversitesi Yazma Eserler Bölümü, Mustafa Con A 495/III, vr. 62a). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1924-1930 (hayatı ve Dîvânçe'nin tanıtımı). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
Çevrimiçi kaynaklar






