Özgün Metin
Vezin: mefā‘īlün / mefā‘īlün / mefā‘īlün / mefā‘īlün
O tāze sūre-i Yūsuf oḳur bir ṭıfl-ı mektebdir
Ḥarīm-i dīde-i ‘āşıḳ aña meydān-ı mel‘abdır
Hemīşe bir meh-i tābān temekkünden degil ḫālī
Derūn-ı şeb-nümūnum gūyiyā bir çāh-ı Naḫşebdir
Ben ol āşüfte-i zülfem n’ola ḫāl-i lebin öpsem
Mizāḥ-ı ṭab‘-ı sevdāya şekerli ḳahve ensebdir
Bu ṣafvetle bu riḳḳatle o ruḫsār ile o kākül
Ḳoyulmuş şīşe-i billūra bir a‘lā mürekkebdir
Ser-i sevdā-yı zülfümle perīşāndır diyü Vāżıḥ
Te’essüf-ḫᵛār olma ḫāṭır-ı ‘āṭır muṭayyebdir
Günümüz Türkçesiyle
1. O, Yusuf suresini okuyan taze bir mektep çocuğudur; âşığın gözünün içi ona oyun meydanıdır.
2. Gece gibi karanlık içim, parlak bir ayın orada yerleşmesinden hiç boş kalmaz; sanki bir Nahşeb kuyusudur.
3. Ben o zülfün perişanıyım; onun dudağındaki beni öpsem ne olur; sevda mizacına şekerli kahve daha uygundur.
4. Bu saflık, bu incelik, o yanak ve o kâkül ile o, billur bir şişeye konmuş birinci sınıf bir mürekkeptir.
5. Ey Vâzıh, "(gönül) zülfümün sevdasıyla perişandır" diye üzülme; (o zülfün kokusuyla) hoş kokulu hatır, güzel kokuludur. (Beyit iki türlü okunabilir; "zülfüm" sözünü söyleyen sevgili de olabilir, şair de.)
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel, hezec bahrinin "mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün mefā‘īlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "-dir" ekidir; kafiye "mekteb, mel‘ab, Naḫşeb, enseb, mürekkeb, muṭayyeb" kelimelerindeki "-eb" sesidir. Mahlas son beyitte geçer. Kime yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
İlk beyit sevgiliyi, Yusuf suresini okuyan bir mektep çocuğu olarak çizer. Yusuf, Kur'an'da ve divan şiirinde güzelliğin örneğidir; sevgilinin okuduğu sure, onun güzelliğine de işaret eder. Mektep imgesi Vâzıh'ın 9. ve 16. gazellerinde de görülür. İkinci beyit divan şiirinin bilinen "Nahşeb kuyusu" mazmununa dayanır; bu mazmunda Nahşeb'deki bir kuyudan geceleri bir ay çıktığı anlatılır. Şair, karanlık içinde hep bir ay bulunduğunu, yani sevgilinin hayalinin gönlünden çıkmadığını bu kuyuya benzeterek söyler.
Üçüncü beyit eski tıbbın diliyle kurulur. "Sevdā" hem aşk hem de dört ana mizaçtan biri olan kara safra demektir. Şair, sevdalı mizacına şekerli kahvenin iyi geleceğini söyler: kara ben kahve, dudak şekerdir. Vâzıh 5. gazelinde de ben ile dudağı kahve ve tatlı olarak birleştirir. Dördüncü beyit hattatlık dünyasından bir benzetmedir: bembeyaz yanak billur bir şişe, kara kâkül de bu şişedeki mürekkeptir. Son beytin kimin ağzından söylendiği tam açık değildir; "zülfüm" sözü sevgiliye ait olabileceği gibi şairin kendi kâkülüne de işaret edebilir. Mektep, tıp ve hat sanatından gelen bu imgeler, Babaarslan'ın belirttiği gibi divan şiirinin mazmunlarına vâkıf bir şairin işidir.
Kaynakça
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1922-1984 (şiir metni: s. 1944; Mustafa Vâzıh, Dîvânçe, Ankara Üniversitesi Yazma Eserler Bölümü, Mustafa Con A 495/III, vr. 63a). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1924-1930 (hayatı ve Dîvânçe'nin tanıtımı). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
Çevrimiçi kaynaklar






