Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü / fā‘ilātü / mefā‘īlü / fā‘ilün
Āhūyı kendi mis̱line çeşmi nişān virir
Çün ‘ālem-i mis̱āl ḫaberin ḫastegān virir
Cengīz-i ġamze tīr ḳomış bāb-ı ‘işveye
Ya‘nī günāhkār imiş aña emān virir
Ṣıġmaz dehān-ı tengine noḳṭa o Rūmçeniñ
Yoḳ lüknetinde şīn o güftāra şān virir
Vuṣlat su’ālini iden ‘uşşāḳına hemān
Ceffe’l-ḳalem cevābını ol ebruvān virir
Taḥrīke himmet eyle hele gel ki Vāżıḥā
Ḳādirdir ol Ḫudā şecer-i ḫuşke cān virir
Günümüz Türkçesiyle
1. Onun gözü ceylana kendi benzerini nişan verir (gösterir); çünkü misal âleminin haberini hastalar verir.
2. Gamzenin Cengiz'i (zalim bakış), cilve kapısına bir ok bırakmış; yani günahkâr da olsa ona aman verir. (Beyit tam açık değildir; okun kapıya konması bir aman işareti gibi düşünülmüş olabilir.)
3. O Rum güzelinin dar ağzına nokta sığmaz; peltekliğinde "şın" harfi yoktur, o söze şan verir.
4. Vuslat isteyen âşıklarına o kaşlı sevgili hemen "ceffe'l-kalem" (kalem kurudu, yazılan yazıldı) cevabını verir.
5. Ey Vâzıh, gel de (gönlü) harekete geçirmeye çalış; o Tanrı kuru ağaca can vermeye kadirdir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Beş beyitlik gazel, muzari bahrinin "mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "virir" (verir) fiilidir; kafiye "nişān, ḫastegān, emān, şān, ebruvān, cān" kelimelerindeki "-ān" sesidir. Mahlas son beyitte geçer. Kime yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
İlk beyit divan şiirindeki "hasta göz" mazmununa dayanır: sevgilinin baygın bakışlı gözü hasta sayılır. Şair, hastaların "misal âlemi"nden, yani maddeyle mana arasındaki hayaller âleminden haber verdiğini söyler; hasta göz de ceylana kendi benzerini gösterir. İkinci beyitte zalim bakış Cengiz'e benzetilir; beytin ikinci yarısı tam çözülemediği için aktarım bir denemedir.
Üçüncü beyit Arap harfli yazıya dayanan ince bir nükte içerir. Sevgili bir "Rūmçe", yani küçük bir Rum güzelidir ve ağzı o kadar dardır ki içine bir nokta bile sığmaz. "Şın" harfi (ش) üç noktalı yazılır; noktalar ağza sığmayınca bu harf noktasız "sin" (س) olur. Böylece sevgilinin "ş" yerine "s" söyleyen peltekliği, ağzının darlığıyla açıklanır. Bu açıklama bizim okumamızdır. Dördüncü beyitte kaş ile kalem arasındaki bilinen benzetme kullanılır. Sevgilinin kaşı bir kalemdir ve vuslat isteyenlere "ceffe'l-kalem" (kalem kurudu) cevabını verir; bu söz, yazılan kaderin artık değişmeyeceğini anlatan bir ifadedir. Son beyit umutla kapanır: kuru ağaca can veren Tanrı, şairin gönlünü de canlandırabilir.
Kaynakça
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1922-1984 (şiir metni: s. 1944; Mustafa Vâzıh, Dîvânçe, Ankara Üniversitesi Yazma Eserler Bölümü, Mustafa Con A 495/III, vr. 63a). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1924-1930 (hayatı ve Dîvânçe'nin tanıtımı). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
Çevrimiçi kaynaklar






