Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü / fā‘ilātü / mefā‘īlü / fā‘ilün
Pāyıñ tozı diyü telef itdik bu cānımız
Kīmyā diyü hebālara virdik olanımız
Ey dil ġam öldürür bizi cān vir şarāb al
Amān ‘ināyet eyle ṣatun al ḳanımız
Ol bī-amān ġamze-i ḫūn-rīz-i cānsitān
Billāh kesdi dūstum artıḳ emānımız
Eşkim aḳındısı reh-i kūyuñı gösterir
Ka‘be yolını bulmaġa var kehkeşānımız
Al al diyü geldi bugün baña Vāżıḥā
Bir būse virdi lebden o ġonce-dehānımız
Günümüz Türkçesiyle
1. Senin ayağının tozu diye bu canımızı telef ettik; kimya (bakırı altına çeviren iksir) sanıp elimizde ne varsa havadaki toz zerrelerine verdik.
2. Ey gönül, gam bizi öldürür; canını ver de şarap al. Aman, lütfet, kanımızı satın al (onu şaraba değişelim).
3. O amansız, kan döken, can alan gamze yüzünden, vallahi dostum, artık bize aman kalmadı.
4. Gözyaşımın akıntısı senin mahallenin yolunu gösterir; Kâbe yolunu bulmak için bizim de bir Samanyolumuz var.
5. Ey Vâzıh, o gonca ağızlı sevgilimiz bugün bana "al, al" diye geldi ve dudağından bir öpücük verdi.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel beş beyittir ve aruzun muzari bahrinden "mef‘ūlü fā‘ilātü mefā‘īlü fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Babaarslan'ın tablosuna göre bu kalıp Dîvânçe'de yedi gazelde kullanılır. Kafiye "cān, olan, ḳan, emān, kehkeşān, dehān" kelimelerindeki "-ān" sesidir; ardından gelen "-ımız" eki her beyitte tekrarlanarak bir ek redif oluşturur. Gazeller yazmada son harflerine göre dizildiği için, "-ımız" ekinin son harfi olan ze ile biten bu şiir, Babaarslan'ın harf dökümünde ze harfine düşen tek gazeldir. Mahlas son beyitte "Vāżıḥā" biçiminde, seslenme ekiyle geçer. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Şiirin ana düşüncesi, âşığın sevgili uğruna canını ve malını gözünü kırpmadan harcamasıdır. İlk beyit bu harcamayı iki değerli tozla anlatır: sevgilinin ayağının tozu ve simyacıların aradığı kimya. "Hebā" kelimesi hem güneş ışığında görünen toz zerresini hem de "boşa gitmek" anlamını taşır; âşık bir tozu kimya sanıp elindekini yine toza vermiştir. İkinci beyitte gönle seslenen şair, gamdan ölmektense canını şaraba değişmeyi öğütler. "Kan" ile şarap arasındaki eski benzerlik burada bir alışveriş diliyle kurulur. Beyit iki türlü okunabilir: kanı satın alacak olan meyhaneci de olabilir, sevgili de; her iki okumada da âşığın elinde canından ve kanından başka verecek bir şey kalmamıştır.
Üçüncü beyitte gamze, hiç aman vermeyen bir celladın sıfatlarıyla anılır ve "emān kesmek" söyleyişi gamzenin kesici bir silah gibi düşünülmesiyle uyum içindedir. Dördüncü beyitteki benzetme gazelin en ince buluşudur: âşığın gözyaşları sevgilinin mahallesine doğru bir yol çizer ve bu ışıltılı iz, gökteki Samanyolu'na benzetilir. Sevgilinin kapısı Kâbe'ye eşitlendiği için gözyaşı yolu bir hac yoluna dönüşür. Son beyitte "al al" sözü hem "al, al" diye çağırmayı hem de dudağın al rengini hatırlatır; bu ikinci anlamı bizim tespitimiz olarak kaydediyoruz. Babaarslan'ın Vâzıh için söylediği Nedîm tarzı şûh eda, bu beyitteki rahat ve sevinçli kapanışta açıkça görülür.
Kaynakça
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1922-1984 (şiir metni: s. 1945; Mustafa Vâzıh, Dîvânçe, Ankara Üniversitesi Yazma Eserler Bölümü, Mustafa Con A 495/III, vr. 63b). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1924-1930 (hayatı ve Dîvânçe'nin tanıtımı). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
Çevrimiçi kaynaklar






