Özgün Metin

Vezin: fā‘ilātün / fā‘ilātün / fā‘ilātün / fā‘ilün

İtleriyle hem-dem olsam ḳapusında yek-nefes
Bu sa‘ādet bu şerāfet baña besdir baña bes
Geldi eyyām-ı bahār ḳan alacaḳ demdir bu dem
Dostlar şimden girü cām-ı meye eyleñ heves
Bir ‘aceb tel ḳırmış ol şāne hele varmış bugün
Ṭurre-i ṭarrār-ı yāra eylemişdir dest-res
Şerḥ-i derd-i tīġ-ı ebrūsın ḳılarken ben aña
Didi orasın ḳalem bilür burada sözi kes
Aġlamazsañ ṣarṣar-ı āhıñ ziyād it Vāżıḥā
Gel gel ey dīvāne bārī şöyle yaġmazsañ da es

Günümüz Türkçesiyle

1. Onun kapısında köpekleriyle bir nefes olsun arkadaş olsam, bu saadet, bu şeref bana yeter, bana yeter.

2. Bahar günleri geldi; kan aldırma zamanıdır bu zaman. Dostlar, bundan sonra şarap kadehine heves edin.

3. O tarak bugün tuhaf bir tel koparmış, hele oraya varmış; sevgilinin gönül çalan perçemine el uzatabilmiş.

4. Kaşının kılıcının derdini ona anlatırken bana "Orasını kalem bilir, burada sözü kes" dedi.

5. Ey Vâzıh, ağlamıyorsan ahının kasırgasını artır; gel gel ey divane, bari böyle yağmıyorsan es.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Beş beyitlik gazel, remel bahrinin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır; Babaarslan'a göre bu kalıp Dîvânçe'nin en sık kullanılan vezni olup on dört gazelde görülür. Şiirde ayrı bir redif yoktur. Kafiye "nefes, bes, heves, dest-res, kes, es" kelimelerindeki "-es" sesine dayanır ve kısa, kesik bir ses olduğu için beyit sonlarına konuşmadaki bir emir ya da ünlemin tınısını verir. Matla beytinin ikinci mısraında "baña bes" sözü iki kez söylenir. Mahlas son beyitte geçer. Kime ve hangi vesileyle yazıldığına dair bir kayıt yoktur.

Anlam ve Söz Sanatları

İlk beyit divan şiirinin bilinen bir mazmununu kullanır: âşık, sevgilinin kapısını bekleyen köpeklerle dost olmayı bile büyük bir şeref sayar. İkinci beyitte konu birden mevsime ve meclise döner. Baharda kan aldırmak eski tıbbın yaygın bir uygulamasıydı; şair bu âdeti hatırlatarak dostlarını kadehe çağırır. Kan ile şarap arasındaki eski bağ burada da sezilir. Babaarslan'ın belirttiği gibi Vâzıh gazellerinde geleneklere ve halk inanışlarına yer verir; mevsimlik kan aldırma bu türden bir gündelik hayat izidir.

Üçüncü ve dördüncü beyitler sevgilinin süsü ve kaşı üzerine kurulur. Tarak, âşığın ulaşamadığı perçeme dokunabilmiş, ama bu cüretin bedeli olarak bir tel koparmıştır; böylece tarak hem bir rakip hem de sevgiliye zarar veren bir küstah gibi görünür. Dördüncü beyit gazelin en şakacı yeridir. Âşık, kılıca benzeyen kaşın açtığı yaraları anlatırken sevgili onu "kalem bilir" diyerek susturur. Kaş kalemle çizildiği için söz yerindedir, ama "kalem", "kes" ve "tīġ" kelimeleri arasındaki tenasüp ikinci bir oyun da kurar: kılıç keser, kalem yontulur, söz kesilir. Son beyitte âşığın ağlaması yağmura, ahı rüzgâra benzetilir ve şair kendine "yağmıyorsan bari es" diye takılır. Gündelik söyleyişe yakın bu şaka, Babaarslan'ın Vâzıh'ı mahallîleşme akımı içinde görmesini destekleyen örneklerden biridir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar