Özgün Metin
Vezin: mef‘ūlü / mefā‘īlü / mefā‘īlü / fe‘ūlün
Rengīn kemeriñ şöyle miyānıña ṭolaşmış
Bir ḳıl üzere ṣanki zer ü sīm ṣuvaşmış
Öykünmüş o bālā-reviş-i ḳaddiñe servi
Bu işde o boyı uzun aḥmaḳ ḳatı şaşmış
Ḳaçdıḳda dil ü cān-ı şitābende-i ‘uşşāḳ
Perçemleri fesden çıḳup ardından ulaşmış
Destiñde ḥınā pāyda sürḫīn ḳalevre
Bugün yine ẓālim el ayaḳ ḳana bulaşmış
Ser-pençe-i çeşminde helākiñ müte‘ayyen
Kebk-i dile Vāżıḥ āh o şeh-bāz ulaşmış
Günümüz Türkçesiyle
1. Renkli kemerin beline öyle dolanmış ki, sanki bir kılın üstüne altın ve gümüş sıvanmış.
2. Servi senin yüksek, salınan boyuna öykünmüş; o boyu uzun ahmak bu işte iyice şaşırmış.
3. Âşıkların koşan gönülleri ve canları kaçınca, perçemlerin fesinden çıkıp ardından yetişmiş.
4. Elinde kına, ayağında kırmızı kalevre; bugün yine zalimin eli ayağı kana bulaşmış.
5. Gözünün pençesinde helakin belli; ey Vâzıh, ah, o şahin gönül kekliğine yetişmiş.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel beş beyittir ve hezec bahrinin "mef‘ūlü mefā‘īlü mefā‘īlü fe‘ūlün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "-mış" ekidir; kafiye "ṭolaş, ṣuvaş, şaş, ulaş, bulaş" kelimelerindeki "-aş" sesidir. Üçüncü ve beşinci beyitlerde "ulaşmış" kelimesi kafiyede iki kez kullanılır; aynı kelimenin kafiyede tekrarı klasik şiirde kusur sayılırdı ve bu, yazmanın müellif hattı bir müsvedde niteliğinde olmasıyla birlikte düşünülebilir. Mahlas son beyitte geçer. Kime yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
Şiir, sevgilinin kıyafetini ve süslerini tek tek anlatan bir tasvir gazelidir. İlk beyitte bel o kadar incedir ki kemer bir kılın üzerine sarılmış altın ve gümüş gibi görünür; ince bel ile kıl arasındaki benzerlik divan şiirinin bilinen mazmunlarındandır. İkinci beyitte servi ağacı, sevgilinin boyuna öykündüğü için alaya alınır ve "boyu uzun ahmak" diye anılır. Bu söyleyiş, Babaarslan'ın Vâzıh için belirttiği halk dilini ve gündelik konuşmayı şiire taşıma eğiliminin açık bir örneğidir. Üçüncü beyitte âşıkların kaçan gönülleri ile onların ardından koşan perçemler arasında bir kovalamaca sahnesi kurulur; perçemin fesin altından taşması, şiire dönemin giyiminden bir ayrıntı katar.
Dördüncü beyit gazelin merkezidir. Sevgilinin elindeki kına ve ayağındaki kırmızı süs, "eli ayağı kana bulaşmak" deyimiyle birleştirilir; böylece süs bir cinayet izine dönüşür ve sevgili, âşıkları öldüren bir zalim olarak görünür. "Ḳalevre" kelimesinin ayağa sürülen kırmızı bir boyayı mı, bir süs eşyasını mı anlattığını belirleyemedik; kelimeyi neşirdeki okunuşuyla bıraktık. Son beyitte göz bir av kuşuna, şahine, âşığın gönlü de kekliğe benzetilir. "Ser-pençe" hem pençeyi hem gücü anlatır ve şahin ile keklik arasındaki tenasübü tamamlar. Gazel, tasvirden avlanma sahnesine geçerek âşığın kaçınılmaz sonunu haber verir.
Kaynakça
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1922-1984 (şiir metni: s. 1947; Mustafa Vâzıh, Dîvânçe, Ankara Üniversitesi Yazma Eserler Bölümü, Mustafa Con A 495/III, vr. 64a). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1924-1930 (hayatı ve Dîvânçe'nin tanıtımı). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
Çevrimiçi kaynaklar






